1
Nûn. Kalem'e ve yazdıklarına (meleklerin nurdan bir kalem ile nurdan bir levha üzerine, -Levh-i Mahfuza yazdıkları, Kur'an dâhil olmuş olacak şeylere) andolsun ki,
2
(Ey Muhammed) Sen Rabbinin nimeti sâyesinde dîvâne değilsin.
3
Senin için, muhakkak bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.
4
Kuşkusuz sen, büyük bir ahlak üzerindesin!
5
Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
6
Delilik hanginizde imiş?
7
Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları da, hidâyete erenleri de çok iyi bilendir.
8
O halde sen, o Hakk'ı yalan sayanların (yerinde olmayan) tekliflerini kabul etme.
9
Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da, onlar da sana karşı yumuşak davransınlar.
10
(Ey Muhammed) Doğruya da eğriye de alabildiğine yemin eden, insanlık şerefini yitirmiş olan,
11
Ötekini berikini ayıplayan, durmadan laf götürüp getiren,
12
Hayırlı işlere engel olan, haddini aşan, günaha dadanan.
13
13,14. -İnsanlara- kaba ve haşin davranan, soysuz damgasını yemiş olan bir kimseye, mal ve oğullar sahibi olmuş diye, sakın iltifat etme.
14
13,14. -İnsanlara- kaba ve haşin davranan, soysuz damgasını yemiş olan bir kimseye, mal ve oğullar sahibi olmuş diye, sakın iltifat etme.
15
Ki ona, ayetlerimiz okunduğu zaman o kâfir, "Bunlar öncekilerin masalları" der.
16
Yakında biz onun hortumu üzerine damga basacağız. (Burnunu sürtüp kibrini kıracağız)
17
Oysa biz onları sınadık. (Onlara bir belâ verdik, kıtlık ve açlığa maruz kaldılar, mal ve oğullarının bir işe yaramadığını anlamaları gerekirdi, fakat ibret almadılar) O bahçe sahiplerini sınadığımız gibi! Ki o bahçe sahipleri, sabah olunca bahçelerini mutlaka -kimse görmeden- devşireceklerine yemin etmişlerdi.
18
Bir istisna yapmaya gerek duymuyorlardı. (Allah dilerse demiyorlardı)
19
Fakat onlar uykuda iken, Rabbin katından gönderilen bir -yangın âfeti- belâ, o bahçeyi sardı da;
20
O -güzelim- bahçe simsiyah kesiliverdi.
21
21,22. Onlarsa sabaha karşı uyandılar ve birbirine "devrişecekseniz - bahçeye- erkenden gidelim" diye seslendiler.
22
21,22. Onlarsa sabaha karşı uyandılar ve birbirine "devrişecekseniz - bahçeye- erkenden gidelim" diye seslendiler.
23
23,24. (Ve yola koyuldular) Yolda giderken de, aralarında fısıldaşıyor: "Sakın bu gün -bizden evvel- bir yoksul çıkıp da bahçemize girmesin" diyorlardı.
24
23,24. (Ve yola koyuldular) Yolda giderken de, aralarında fısıldaşıyor: "Sakın bu gün -bizden evvel- bir yoksul çıkıp da bahçemize girmesin" diyorlardı.
25
(Evet, o cimriler, yoksulları) Engellemek gayretiyle erkenden kalkıp bahçelerine gittiler.
26
Fakat bahçelerini -yanmış kül olmuş halde- görünce (ilkin) "Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız" dediler. (Fakat sonra gerçeği anladılar da)
27
"Hayır doğrusu biz (cimrilik gösterdiğimiz için, bahçemizin ürününden) yoksul bırakıldık dediler.
28
İçlerinden biri, aklı başında olanı (onları daha evvel uyaranı) "Ben size, Rabbinizi tesbih etmeniz gerekir, demedim mi?" deyince, (onlar kusurlarını anlamış oldular)
29
Ve: "Ey Rabbimiz, seni tenzih ederiz, biz gerçekten zâlim kimseler olduk (cimrilik gösterdik, yoksulları rızıklarından mahrum bırakmanın cezasına uğradık)" dediler.
30
(Pişmanlık duydular fakat ilkin) Kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar. (Sonra suçta her birinin ortak olduğunu anlayarak, pişmanlık duygusunu paylaştılar ve çareyi Rablerine yönelmekte buldular)
Sonraki 22 ayet →