1
(Ey Muhammed) Münafıklar sana geldiklerinde; "Şehadet ederiz ki, sen muhakkak Allah’ın peygamberisin" derler. (Seninle karşılaşıp yüzyüze geldiklerinde sana dışarıdan böyle söylerler, oysa iç yüzleri bunun tam tersidir, onlar böyle yalan yere yemin etmekle elbette, ne Allah'ı ne de seni kandıramazlar. Ancak cahil halkı kandırabilirler, çünkü) Allah da bilir ki sen O'nun peygamberisin. (Fakat) Allah, münafıkların da kesinlikle yalancı olduklarına şehadet eder.
2
Onlar, yeminlerini kalkan edindiler de (halkı) Allah yolundan alıkoydular, kuşkusuz onların yaptığı işler çok kötüdür. (Onlar müslümanların iyiliğini değil, zarara uğramasını isterler, çünkü)
3
Onlar önce iman edip sonra inkâr etmişlerdir. (Hidâyeti bırakıp sapıklığı satın almışlardır.) Bu yüzden kalbleri de mühürlenmiştir. (Şeytan yaptıklarını kendilerine güzel göstermiş, dünya menfaatından başka bir şey düşünmez olmuşlardır, ahirete inanmazlar ve onu hatırlarına bile getirmek istemezler) Artık onlar hiç laf anlamazlar! (Ne kadar uğraşsan tevbe edip imana gelmezler)
4
(Ey Muhammed) Onlara baktığında, kalıpları hoşuna gider, konuştuklarında da, dinleyesin gelir. Oysa onlar -çubuklu yemen kumaşı- giydirilmiş kütükler gibidir. (Suçlu oldukları için) herhangi bir gürültü olsa kendi aleyhlerine sanırlar, onlar -müminlerin- düşmanıdır, onun için onlardan sakın. (Onlara karşı ihtiyatlı bulun) Allah onları kahretsin. (Onlar bu bedduayı hak etmişlerdir, bu kadar uyarılara rağmen) Nasıl oluyor da (imandan küfre) döndürülüyorlar?
5
(Hainlikleri meydana çıkıp da) Onlara; "Gelin, Allah'ın peygamberi sizin için bağışlanma dilesin" diye nasihat edilse bile onların başlarını çevirip büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
6
(Ey Muhammed) Sen onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü, Allah yoldan çıkmış bir topluluğu doğru yola iletmez.
7
Onlar, "Allah'ın peygamberinin yanında bulanan fakirlere hiçbir yardımda bulunmayın da dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazîneleri Allah’ındır, ama o münâfıklar bunu idrak edemezler.
8
(Bununla da kalmazlar) Onlar. "Eğer -seferden- Medine'ye dönersek, andolsun ki üstün olan (mal ve mevki bakımından güçlü olan bizler) zayıf olanı (o yoksul müminleri) oradan çıkaracaktır" da derler. Oysa izzet (üstünlük) Allah'ın, peygamberin ve müminlerindir, ama o münâfıklar bunu idrak edemezler.
9
Ey iman edenler, mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah'ı anmaktan sakın alıkoymasın, kim böyle davranırsa, onlar kendilerine yazık edenlerin ta kendileridir!
10
Size verdiğimiz rızıklardan -Allah yolunda- harcayın ki, herhangi birinize ölüm geldiğinde: "Ey Rabbim, beni bir süre ertele de, sadaka verip sâlihlerden olayım" demenize gerek kalmasın!
11
(Çünkü) Allah eceli geldiğinde hiçbir kimseyi geri bırakmaz. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır!..