1
Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı!
2
Onlar; (Muhammed s.a.s.'in peygamberliğinin gerçek olduğunu belirleyen) herhangi bir mucize görseler yüz çevirirler. (İnanmazlar) ve "Bu öteden beri süre gelen bir sihirdir" derler.
3
(Evet; Peygamber s.a.s.'in mucizesini) Yalan saydılar. (Bir delile dayandıklarından değil) Kendi arzularına uydular. (Da herkesin tesbit ettiği açık mucizeyi sihir sandılar) Oysa her iş kararlaştırılmıştır.
4
Andolsun ki onlara, (Kur’an’da evvelki ümmetlere ait) haberlerden öylesi gelmiştir ki, o haberlerin her birinde, onları (şirk ve küfürden) sakındıracak ibretler vardır.
5
Bu uyarılarda (Allah Teala’nın peygamberler göndererek kullarını imtihan etmesinde, hak daveti kabul edenleri kurtarıp, şirk ve küfürde direnenleri helâk etmesinde) kuşkusuz büyük bir hikmet vardır. Fakat bu uyarılar (ne yazık ki müşriklere) fayda vermiyor.
6
(Ey Muhammed) O halde sen de onlardan yüz çevir. (Boş yere onlarla uğraşma, onlar imana gelmezler, onlar kalbleri mühürlenmiş ve cezayı hak etmiş bir topluluktur ki) kıyâmet günü çağına (İsrafil a.s.) onları müthiş bir şeye (mahşere, hesab mevkiine) çağırdığında,
7
Gözleri dehşetten dışarı fırlamış, utançlarından başlan öne eğilmiş bir halde -çekirge sürüleri gibi- kabirlerinden çıkarlar,
8
Davetçinin emrine uyarak (mahşere) koşarken (gerçeği kabul ederler de) "Bu, (bizim için muhakkak) çok çetin bir gündür” derler.
9
Onlardan önce Nuh kavmi de (Peygamberlerini) yalanladı, kulumuzu yalancılıkla suçladılar da "O çıldırdı" dediler ve (Nuh böylece davetten) vaz geçmeye zorlandı.
10
Nuh da, Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et -de intikâmımı sen al- diye yalvardı.
11
Bunun üzerine biz, gök kapılarını açıverdik şarıl şarıl su boşalttık.
12
Yerden de, kaynaklar halinde su fışkırttık (da her iki) su (kavminin helâk olması için ezelde) takdir edilmiş bir emir ile birleşiverdi.
13
Nuh'u (ve iman edenleri) ise tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış bir gemiye bindirdik.
14
(Kavmi suda boğulurken o gemi, kavmi tarafından gadre uğrayıp) Yalancı sayılan kulumuza bir mükâfat olmak üzere, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
15
Andolsun ki biz onu (o gemiyi bir dağın tepesine) bir ibret olarak bıraktık. (Bu kıssadan) İbret alan yok mudur?
16
(Müşrikler görmezler mi) Azabım ve tehdidim nasılmış?
17
Andolsun ki biz Kur'an'ı, öğüt alınsın diye kolaylaştırdık, düşünüp ibret alan yok mudur?
18
Ad kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydı (fakat onlar) Azabım ve tehditlerim nasılmış? (gördüler.. Nitekim)
19
Biz onların üzerine şiddetli ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik, onlara uğursuz gelen (helâkleri için) uzun süren o günde.
20
(öyle bir fırtına ki) İnsanları sökülmüş hurma kütükleri gibi, fırlatıp yere seriyordu.
21
(Müşrikler görmezler mi) Azabım ve tehdidim nasılmış?
22
Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık, düşünüp ibret alan yok mudur?
23
Semud kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydılar.
24
"İçimizden (çıkan, serveti ve taraftarı olmayan) bir insana mı tabi olacağız? Herhalde biz o zaman sapıklığa düşmüş, çılgınlık etmiş oluruz.
25
Vahiy, aramızda ona mı verilmiş? (Ondan daha layık olan bir kimse yok mu?) Hayır!.. (Bu asla mümkün değil, olsa olsa) O yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
26
Yarın (azabı tadacakları gün) kimin yalancı, şımarık olduğunu onlar anlayacaklardır.
27
Çünkü biz, onları imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. (Ey Salih) Sen onları gözetle ve sabret.
28
Ve onlara suyun -kendileriyle o deve arasında- taksim olunduğunu haber ver. Her biri su nöbetinde hazır bulunsun!
29
Fakat onlar (Rablerinin emrini dinlemediler, dokuz çetenin başı olan) arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcına sarılarak deveyi kesti.
30
Azabım ve tehdidim nasılmış? (Ey müşrikler bundan ibret alın, nitekim)
Sonraki 25 ayet →