1
(Rablerinin emriyle, kabirlerdeki ölüleri çürütüp toprağa karıştıran, kıyamette sûr’un birinci üfürülüşüyle, ölülerin toprağa karışan beden zerrelerini toprakla birlikte) Toz edip savuran meleklere,
2
(Sûr’un ikinci üfürüşüyle o zerreleri tek tek) Yüklenip taşıyan (Rablerinin emriyle yepyeni yaratılışla inşa eden) meleklere,
3
(Dirilen ölüleri kolaylıkla tek tek mahşere -hesaba, toplanma yerine-) Sürüp götüren meleklere,
4
Ve (hesabları görüldükten sonra, Rablerinin emriyle) görev taksimi yapan (kimini cennete yerleştiren kimini de cehenneme atan) meleklere andolsun ki,
5
(Ey insanlar) Size va'd olunan (kıyamet, tekrar dirilme ve mahşer kaçınılmaz) bir gerçektir.
6
Ve "Din" (amellere göre mükâfat veya ceza) mutlaka gerçekleşecektir.
7
O içinde hareli yollar (çeşitli yörüngeler olan) göğe andolsun ki,
8
Siz (ey müşrikler) Birbirini tutmayan sözler söylersiniz!
9
Ondan (O’nun Resulünün imana davetinden) ancak (şeytanın peşinden giden -sizin gibi-) dönek yalancı kimseler yüz çevirir!
10
Kahrolsun (o ileri-geri söz söyleyen) yalancılar.
11
Onlar koyu bir cehalet içinde kalmış, -gerçekten- gâfil kimselerdir.
12
(İnkâr ettikleri halde) “Ceza günü ne zaman" diye sorarlar.
13
O (gün) onların cehenneme sokulacakları gündür,
14
Onlara: "Hak ettiğiniz azabı tadın. İşte (dünyadayken alay edip "O tehdit de ne zaman gelsin de görelim" diyerek) gelmesini acele istediğiniz azap bu idi" diye nida olunur.
15
15,16. Takva sahipleri ise kuşkusuz, Rablerinin kendilerine bahşettiği sevabı elde etmiş olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar -dünyadayken- sâlih ameller işlerler,
16
15,16. Takva sahipleri ise kuşkusuz, Rablerinin kendilerine bahşettiği sevabı elde etmiş olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar -dünyadayken- sâlih ameller işlerler,
17
Gecenin az bir kısmında uyurlar.
18
Seher vakitlerinde de -Rablerinden- bağışlanma dilerlerdi!
19
Onların mallarında, yoksullar ve muhtaçlar için ayrılmış, bir pay vardı. (Bunları onlara gönülden seve seve verirlerdi)
20
20,21. Kesin bilgi edineceklere -yeryüzünde- kendileri için alınacak nice ibretler vardır.
21
20,21. Kesin bilgi edineceklere -yeryüzünde- kendileri için alınacak nice ibretler vardır.
22
(Ey insanlar emin olunuz ki rızkınız, yiyip içmeniz, üzülüp sevinmeniz sırf, yeryüzündeki dünya hayatınıza has değildir. Yeryüzünün karşıtı olan) Semada da (ahiret âleminde de) rızkınız ve size va'd olunan başka şeyler (kıyamet, mahşer, hesap ve cennet ile cehennem de) vardır!
23
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu va’ad, konuşmanızdan (varlığınızdan) kuşku duyamayacağınız kadar kesin bir gerçektir.
24
(Biliniz ki bu cismani âleme melekût âleminden müjde ve azap haberleri de gelir nitekim, Ey Muhammed) İbrahim'in şerefli misafirlerinin (meleklerin) haberi sana geldi mi? (ki)
25
Onlar bir vakit İbrahim'in yanına vardılar ve selam verdiler. İbrahim de "Size de selam" dedi. (Fakat hallerini tuhaf buldu ve kalbinden) "Bunlar tanınmamış, acaib bir topluluk?" düşüncesi de geçti.
26
Sonra ailesine gidip, -misafirlerine- semiz bir dana kızartması getirdi,
27
Sofrayı onlara yaklaştırarak: "Buyurun yemez misiniz?" dedi.
28
(Onların el sürmediklerini görünce) İçine bir korku düştü. Bunun üzerine onlar: “Korkma -Biz Rabbinin elçileriyiz-“ dediler ve ona bilgin (ilerde ilim ve hikmet sahibi olacak) bir oğul müjdelediler.
29
(Bu haberi duyan) Hanımı bir çığlık atarak geldi ve ellerini yüzüne vurmak: "Ben kısır bir kocakarıyım (benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.)
30
(Bunun üzerine elçi melekler) “Evet öyle -verdiğimiz müjde gerçekleşecektir çünkü- Rabbin böyle buyurdu, şüphe yok ki, hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi hakkıyle bilendir O!" dediler.
Sonraki 30 ayet →