2
2,3,4. Bu; (manasını) bilip anlayacak (irfan ehli) herhangi bir kavim için, ayetleri (hükümleri ve öğütleri ) ayrıntılı olarak açıklanmış; (Rablerinin emir ve yasaklarını yerine getirenleri cennet ile) müjdeleyici, (onları hiçe sayanları ise başlarına inecek azap ile) uyarıcı Arapça Kur'an olarak; Rahman ve Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiş bir kitaptır!. (Ondan yararlanmak için sırf Arapça bilmek yeterli değildir.. O kavmin yaratılışta Rablerinin kalplerine aşılamış olduğu iman nurunu köreltmemiş olması da elzemdir!.. Nitekim Arap müşriklerinin) Çoğu ondan (Kur’an’dan) yüz çevirip onu dinlemek (bile) istemediler! (de.. Ey Muhammed)
3
2,3,4. Bu; (manasını) bilip anlayacak (irfan ehli) herhangi bir kavim için, ayetleri (hükümleri ve öğütleri ) ayrıntılı olarak açıklanmış; (Rablerinin emir ve yasaklarını yerine getirenleri cennet ile) müjdeleyici, (onları hiçe sayanları ise başlarına inecek azap ile) uyarıcı Arapça Kur'an olarak; Rahman ve Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiş bir kitaptır!. (Ondan yararlanmak için sırf Arapça bilmek yeterli değildir.. O kavmin yaratılışta Rablerinin kalplerine aşılamış olduğu iman nurunu köreltmemiş olması da elzemdir!.. Nitekim Arap müşriklerinin) Çoğu ondan (Kur’an’dan) yüz çevirip onu dinlemek (bile) istemediler! (de.. Ey Muhammed)
4
2,3,4. Bu; (manasını) bilip anlayacak (irfan ehli) herhangi bir kavim için, ayetleri (hükümleri ve öğütleri ) ayrıntılı olarak açıklanmış; (Rablerinin emir ve yasaklarını yerine getirenleri cennet ile) müjdeleyici, (onları hiçe sayanları ise başlarına inecek azap ile) uyarıcı Arapça Kur'an olarak; Rahman ve Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiş bir kitaptır!. (Ondan yararlanmak için sırf Arapça bilmek yeterli değildir.. O kavmin yaratılışta Rablerinin kalplerine aşılamış olduğu iman nurunu köreltmemiş olması da elzemdir!.. Nitekim Arap müşriklerinin) Çoğu ondan (Kur’an’dan) yüz çevirip onu dinlemek (bile) istemediler! (de.. Ey Muhammed)
5
"Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. (Ayrıca) seninle bizim aramızda, bir perde de bulunmaktadır. Sen istediğini yap. (Kendi dinine göre amel et) Biz de, dilediğimizi yapacağız.” (Putlara tapmakta devam edeceğiz) dediler.
6
(Ey Muhammed) De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım (melek değilim) ancak, bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor, bundan sonra hepiniz (yalnız) O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!
7
Ki onlar zekât vermezler, ahireti de inkâr ederler. (Elbette azap onlarındır)
8
İman edip, sâlih ameller işleyenlere ise, bitip tükenmeyen mükâfat vardır.
9
(Ey Muhammed) De ki: "Gerçekten siz mi, yeri iki günde yaratana karşı nankörlük ediyor da, O'na ortaklar koşuyorsunuz? Oysa O, Alemlerin Rabbidir!
10
Ki O, yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi, orada bereketler (denizler, ırmaklar vs.) yarattı. (İlerde geçim derdine düşüp rızık) Araştıracak olanlar (hayvanlar) için -eşit olmak üzere- (her biri geçimini sağlayabilsin diye) azıklarını (bitkileri, yerin yaratılması dahil) dört günde, takdir etti.
11
Sonra, -duman halinde olan- göğe yöneldi de, ona ve yerküreye "-ya isteyerek, ya da istemeyerek- gelin" emrini verdi, ikisi de "İsteyerek geldik" dediler.
12
Ve "Yedi göğü" iki günde tamamladı ve her göğe görevini vahyetti. Dünya semasını biz, kandillerle (yıldızlarla) donattık ve (birbirine çarpıp ta yok olmasınlar diye, yıldızların seyrine nizam verdik) koruduk. İşte bu (yaratmalar) her şeye gücü yeten, her şeyi hakkıyle bilen Allah’ın takdiridir!
13
(Ey Muhammed, hakk'ı kabul etmeyip) Eğer yüz çevirirlerse, "Sizi, Ad ve Semud kavimlerinin başına inen yıldırıma benzeyen bir azapla uyarıyorum" dersin.
14
Ki peygamberleri onlara, önlerinden ve arkalarından gelerek (geçmiş kıssalar ve gelecek azap ile uyararak) "Allah'tan başkasına asla kulluk etmeyin" dedikleri zaman, (onlar karşı geldiler ve) "Rabbimiz dileseydi, elbette melekler indirirdi, biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz" dediler.
15
Ad kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. "Bizden daha kuvvetli kimse mi var?" dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın daha güçlü olduğunu bilmiyorlar mıydı? (Elbette biliyorlardı) Onlar, ayetlerimizi bile bile inkâr ettiler!
16
Biz de onlara, dünya hayatında zillet azabını tattırmak için, uğursuz günlerde şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbet daha horlayıcıdır, onlara yardım da edilmez.
17
Semud kavmine de, doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü, hidayete tercih ettiler ve yaptıkları günahlar yüzünden, onları da horlayıcı azap, yıldırım çarptı.
18
İman edip, günahlardan sakınanları ise kurtardık.
19
Allah’ın düşmanları o gün, cehenneme sürüklenmek üzere bir araya getirileceklerdir.
20
Toplanma yerine vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri -işledikleri günahlara karşı- aleyhlerinde şahitlik edeceklerdir.
21
Onlar derilerine: "Aleyhimize nasıl şahitlik ettiniz?" diye sorarlar. Derileri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu, ilk defa sizi O yarattı, yine O’na döndürülüyorsunuz” derler.
22
(Ey kâfirler) Sizler ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğini düşünmüyordunuz da, günahlardan sakınmıyordunuz! Yaptıklarınızın bir çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz!
23
Rabbiniz hakkında beslediğiniz o kötü zan!.. İşte sizi, o mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
24
Şimdi onlar (o kâfirler) eğer dayanabilirlerse (dayansınlar) işte onların son durağı, cehennem ateşidir. Eğer onlar ( dünyaya) geri dönmek isterlerse, elbet bu arzuları boşuna yalvarmadır!
25
Biz kâfirlere (şeytanlardan) yoldaşlar musallat ettik de, onlar kendilerine, hem önlerindekini hem de arkalarındakini (dünyada yaptıkları veya yapacakları kötü amelleri) hoş ve süslü gösterdiler. Kendilerinden önce helak olmuş, cin ve insan toplulukları için uygulanan azap hükmü, onlara da gerekli olmuştur. Çünkü onların hepsi (azabı hak ettiler) hüsrâna uğrayanlardan oldular. (Nitekim)
26
O kâfirler, "Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yaygara yapın, belki bastırırsınız" demekten de çekinmediler.
27
İşte o kâfirlere -dünyada- şiddetli bir azap tattıracağız ve -ahirette- işledikleri günahlardan ötürü de, azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
28
Ki bu ceza; Allah’ın, düşmanlarına karşı takdir ettiği bir cezadır, ateştir. Onlar ayetlerimizi, bilerek inkâr ettikleri için, onlara ahirette -sonsuza dek kalacakları- bir yurt cehennem ateşi vardır.
29
O kâfirler cehennemde, "Ey Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bir göster de, onları ayaklarımızın altına alalım, o alçaklar aşağıların aşağısı olsunlar" derler.
30
Muhakkak ki, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra dosdoğru yolu takip edenlerin -ihlas ile amel edenlerin- üzerine melekler iner ve onlara: "Korkmayın, üzülmeyin, size va'dolunan cennet ile sevinin.”
Sonraki 24 ayet →