2
(Ey Muhammed) Hikmet dolu Kur’an'a andolsun ki;
3
Sen kuşkusuz, peygamberlerdensin.
5
(Kur’an) Her şeye gücü yeten ve çok merhametli olan Allah’ın indirdiği bir kitaptır.
6
(Onu sana) Ataları azap ile korkutulmamış, bu yüzden gaflet içinde kalmış olan bir kavmi uyarman için indirdik.
7
Andolsun ki, (senin hak davetini kabul etmeyip, şirk ve küfürde direndikleri için) onların birçoğunun üzerine o söz hak olmuştur. (*) Artık onlar iman etmezler. (**)
8
Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan, başlarını dimdik tutacak (gözle görünmeyen) demir halkalar geçirdik. (Ki artık onlar kibirlerini yenip, hakk'a boyun eğmezler)
9
Hem önlerinden, hem de arkalarından bir set çektik, böylece onları salıverdik, artık onlar göremezler.
10
(Ey Muhammed) Sen onları (azap ile) uyarsan da, uyarmasan da fark etmez. (Ne kadar uğraşsan) onlar iman etmezler..
11
Sen ancak, Kur'an'a uyan ve Rahman'dan gıyabında korkan kimseyi uyarabilirsin! (Senin uyarıların ve öğütlerin ancak onlara yarar sağlar) İşte sen böyle kulları bağışlanma ve büyük bir mükâfat ile müjdele!
12
Muhakkak ki ölüleri ancak biz diriltiriz biz, onların (dünyadayken) yaptıkları (iyi, kötü) her ameli ve bu amellerin geride (toplum üzerinde) bıraktığı (iyi, kötü) her izi, biz kaydederiz. Her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuzda) sayıp yazmışızdır.
13
(Ey Muhammed; "Geride, iyi-kötü iz bırakmak nedir? Anlasınlar diye) Onlara şu kasaba halkının kıssasını anlat ki o beldeye elçiler gelmişti.
14
(Evet) Biz bir vakit kendilerine (putlara tapmaktan vaz geçsinler diye) iki elçi gönderdik. Onları yalanladılar, bunun üzerine o iki elçimizi üçüncü bir elçi ile destekledik de onlar "Biz size, (Rabbiniz’in katından) gönderilmiş elçileriz" dediler.
15
Onlar ise: "Siz de bizim gibi birer insansınız, Rahman size hiç bir şey indirmemiştir, siz ancak yalan söylüyorsunuz" diye cevap verdiler.
16
Bunun üzerine Elçilerimiz: "Rabbimiz biliyor ki biz, gerçekten size gönderilen elçileriz.
17
Bizim üzerimize düşen görev, (Rabbimizin emirlerini) size apaçık bildirmekdir. (Eğer itaat ederseniz, dünya ve ahirette mutluluğa kavuşursunuz, etmezseniz başınıza geleceklerden siz sorumlusunuz) dediler.
18
Onlar ise: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık, (halkı kışkırtmaktan) vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlarız ve bizden size daha başka işkence de dokunur" diye cevap verdiler.
19
Bunun üzerine Elçilerimiz: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. (Başınıza gelen ve gelecek belalar, sizin şirk ve küfrünüzün birer cezasıdır) Size öğüt verildi diye mi? (Size öğüt verip Allah’ın birliğine çağırdığımız için mi bizi uğursuzlukla itham edip tehdide kalkışıyorsunuz) Hayır!.. Siz, çok aşırı giden bir kavimsiniz" dediler. (Onları bir kez daha uyardılar)
20
O sırada, şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve "Ey kavmim, gönderilmiş bulunan Elçilere tabi olun."
21
"Sizden hiçbir ücret istemeyen o kimselere tabi olun çünkü onlar hidayete ermiş kullardır."
22
"(Ben onların hak davetini kabul ediyorum) Ben, beni yaratmış olana (Rabbime) neden kulluk etmeyeyim (Ondan başka ilah yoktur) Siz de O'na (kıyamette O'nun huzuruna) döndürülecekseniz. (Hepiniz yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz)"
23
"Ben, O'ndan gayri ilâhlar nasıl edinirim ki, Rahman bana bir zarar vermek isterse, o ilahlar bana hiçbir yarar sağlayamaz ve beni kurtaramaz da!"
24
"(Evet Rabbime ortak koşarsam) Ben de -sizin gibi- gerçekten bir sapıklık içerisinde olurum."
25
"Gerçek şu ki ben, Rabbinize iman ettim, artık bunu benden işitiniz! (Benim bu imanıma sizler de şahit olunuz)" dedi. (İmanını açığa vurması üzerine)
26
(Zalimler onu, taş yağmuruna tuttular, öleceği sırada ona) "Cennete gir" diye nidâ olundu. O da: "Keşke kavmim;”
27
“Rabbimin beni bağışladığını ve ikram edilen kullarından kıldığını bilseydi" dedi.
28
Ondan sonra (o müminin şehit düşmesinden sonra onun) kavminin üzerine gökten (meleklerden) hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik (buna gerek kalmadı, çünkü onların helâklerine..)
29
Sadece korkunç bir ses, (Cebrail a.s.'in bir kez haykırması) yetti. (Üflenen mum gibi) derhal sönüverdiler. (Önüne geleni yakmak isteyen o kavim, tarih sayfasından silinip gitti)
30
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine bir peygamber gelmeye dursun, ille onunla alay ederlerdi.
Sonraki 30 ayet →