1
Elif. Lam. Ra. (Ey Muhammed, bu Kuran) öyle bir Kitap'tır ki, biz insanları; -Rablerinin izniyle- (küfür) karanlıklarından, (iman) nuruna- her şeyi gücü yeten ve hamd'e layık olan Allah’ın yoluna- çıkarasın diye onu sana indirdik.
2
O Allah ki; göklerde ne var yerde ne varsa hepsi O’nundur.. (Allah yolunu bırakıp da, şeytanın peşinden gidenlerin uğrayacakları) çetin azaptan dolayı vay o kafirlerin haline.
3
O kafirler ki, dünya hayatını ahirete tercih ederler, (halkı) Allah yolundan alıkoymaya çalışırlar ve o yolu bozmaya yeltenirler. İşte onlar (doğru yoldan çok) uzak bir sapıklık içindedirler. (Onların artık kurtuluş yolunu bulmaları mümkün değildir)
4
Biz her peygamberi (Rabbinin emir ve yasaklarını onlara) apaçık anlatsın diye kendi kavminin diliyle gönderdik. (Peygamberler ne kadar uğraşsalar herkesi doğru yola iletemezler, onlar ancak Rablerinin izniyle kavimlerinin bireylerini küfür karanlıklarından iman nuruna çıkarmaya çalışırlar, yoksa) Allah, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. (Çünkü kimin hidayete layık olduğunu ancak O bilir) Her şeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir O!
5
Andolsun ki Musa’yı da; "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini (geçmiş ümmetlerin başından geçen olayları) hatırlat'' diye mucizelerimizle gönderdik, şüphe yok ki bunda sabreden (sıkıntılara katlanan ve nail oldukları nimetlere) şükreden herkes için ibretler vardır.
6
Musa kavmini uyardı ve: "Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki, O sizi, -işkencenin en kötüsünü yapan- oğullarınızı öldüren, kızlarınızı sağ bırakan (böylece kökünüzü kurutmaya çalışan) -Firavun hanedanının zulmünden kurtardı, bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (Bu imtihan gereği)
7
Rabbiniz size: "Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım, fakat nankörlük edecek olursanız (biliniz ki) azabım da elbette çok şiddetlidir" buyurmuştu.
8
(Ey kavmim, Rabbinizin nimetlerine karşı nankörlükte bulunmayın, çünkü) Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, kuşkusuz Allah gani'dir. (Hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi sizin şükrünüze de muhtaç değildir) ve hamd edilmeye layık olan da ancak O'dur" dedi.
9
Sizden öncekilerin, Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Ki onların (tümünü) Allah’tan başka kimse bilmez. Peygamberleri onlara (Rablerinin birliğine ait) apaçık deliller getirdiğinde; onlar ellerini (peygamberlerinin) ağızlarına uzatarak: "(sus fazla konuşma) Biz sizinle gönderileni (Allah'tan başka ilah olmadığı iddiasını, kabul etmiyoruz, onu) inkar ettik ve bizi davet ettiğiniz (din, ahiret, hesap vs.) hakkında da derin bir kuşku içindeyiz" dediler.
10
Bunun üzerine Peygamberleri onları: "Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın birliği hakkında şüpheniz mi var? Oysa O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak, size belirli bir süreye dek mühlet tanımak için (hak dine) davet ediyor" diyerek uyarmaya çalıştılarsa da onlar: Siz de bizim gibi insansınız (bize karşı bir üstünlüğünüz yok) Siz bizi, atalarımızın da taptığı şeylerden (putlara tapmaktan) çevirmek istiyorsunuz. O halde (iddianız doğru ise) bize apaçık bir delil getirin" diye cevapladılar.
11
Bunun üzerine Peygamberleri onlara: "Evet, biz de sizin gibi bir insanız. (Zaten biz kendimizin melek olduğunu iddia etmiyoruz) Fakat Allah, (peygamberlik) nimetini kullarından dilediği kimseye ihsan eder. (Buna rağmen) Allah’ın izni olmadıkça bizim size mucize getirmemize gücümüz yoktur; (Bizim elimizde husûle gelen mucizelerin hepsi Rabbimizin takdiri iledir. O, mucize ile değil gayba inanmakla imana gelmenizi murâd ediyor ki) müminler yalnız Allah'a güvenip dayanırlar, (gayba inanırlar, mucizeye gerek görmezler.)
12
Nasıl olur da bize yollarımızı (hidayete erip sonsuz mutluluğa kavuşma yollarını) göstermiş iken Allah'a tevekkül etmeyiz. (Er geç O'nun yardımı sayesinde size galebe edeceğiz, o zamana kadar da) Bize yaptığınız eziyetlere elbette katlanacağız. Tevekkül eden müminler sadece Allah'a güvenip dayanmalıdırlar" diyerek kavimlerini uyarmaya devam ettiler.
13
Kafirler ise: "Elbette sizi yurdumuzdan çıkaracağız, meğer ki bizim dinimizi kabul edersiniz" diyerek peygamberlerini tehdit ettiler, (bunun üzerine) Rableri peygamberlerine: "Elbette biz o salimleri helak edeceğiz.
14
Sonra da o beldeye sizi yerleştireceğiz. İşte bu (mükafatım) makamımdan sakınanlara ve tehdidimden korkanlara mahsustur” buyurarak onları teselli etti.
15
(Bu va'ad üzerine Peygamberler Rablerinden) Yardım ve zafer dilediler. (onların bu dua ve niyazını Rableri kabul buyurdu. Rablerinin birliğini kabul etmeyen) Her zorba inatçı kafir ise hüsrana uğradı.
16
(O kafirler dünyadaki azab ile kalmayacaklardır) Onun arkasından onlara (ahirette) cehennem azabı da vardır ki orada kendilerine irinli su içirilecektir.
17
Öyle ki o kafir o irinli suyu (susuzluğunu gidermek için) zoraki içmeye çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her taraftan ölüm (azapları) gelecek, oysa o ölmeyecek (ölüp de kurtulmayacak) sonra da ağır bir azaba (sonsuza dek cehennemde kalmaya) mahkum olacaktır.
18
Rablerini inkar edenlerin durumuna şu örnek de verilebilir ki, onların amelleri, fırtmalı bir günde, şiddetli bir rüzgarın -öteye beriye savurduğu- bir kül yığınına benzer. Kazandıklarından (dünyada işlemiş olduğu amellerden ötürü ahirette) hiçbir sevap elde edemezler. İşte bu (doğru yoldan) tam sapıtmanın ta kendisidir.
19
(Ey müşrikler) Görmez misiniz ki Allah, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratmıştır, (kuşkusuz bu kadar eşsiz kudrete sahip olan) Allah, dilerse sizleri yok edip yerinize yepyeni bir halk getirir.
20
Bu ise, Allah’a göre hiç de güç değildir.
21
(Kıyamet gününde o kafirlerin) Hepsi Allah'ın huzuruna çıkmış olacaklardır, içlerinden zayıf olanlar, tabi oldukları elebaşlarına: "Muhakkak ki, biz size tabi olmuştuk, (dünyadayken size uyarak, peygamberlerin hak davetini kabul etmemiştik) "Şimdi siz, Allah'ın azabından bir kısmını olsun bizden savabilir misiniz?" derler. Onlar ise: "Ne yapalım, eğer Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size elbette doğru bir yol gösterirdik, şimdi bizler sızlansak da, katlansak da fark etmez; çünkü bizim için sığınılacak bir yer yoktur" diye cevap verirler.
22
İş bitirilince, (kulların hesabı görülüp kafirler cehenneme sevk edildikten sonra) şeytan onlara: "Şüphe yok ki Allah size (dünyadayken Peygamberler ve kitaplar vasıtasıyle) gerçeği va'd etti. (Ahirette yaptıklarınızın hesabını vereceğinizi bildirdi ve bildirdikleri tek tek gerçekleşti siz de gördünüz) Evet ben de size va'adlerde bulundum. (Kıyamet, tekrar dirilme, hesap yoktur; olsa bile putlarınız sizi kurtarır, dedim) Ama ben va'dimden caydım, fakat benim sizin üzerinizde zorla kabul ettireceğim bir nüfuzum yoktu, ben sadece sizi (küfre ve günaha) davet ettim, siz de seve seve peşimden geldiniz. O halde kabahati bana yüklemeyin de kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı (beni putlaştırmanızı) da kabul etmemiştim" diyerek onlardan uzaklaşacaktır. Şüphe yok ki, zalimler için çok çetin bir azap vardır, (suça sevk eden de, suç işleyen de azapta ortaktırlar).
23
İman edip, sâlih ameller işleyenler ise; Rablerinin izniyle, -içinde sonsuza dek kalacakları- (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır, onların orada birbirlerine yapacakları sağlık temennileri de "Selam" olacaktır.
24
(Ey Muhammed) Bak.. Allah (bütün insanların ibret alması için) şöyle bir örnek de verir: Ki, güzel bir kelime (Allah’tan gayrı ilah yoktur, sözü) kökü yerde sabit, dalları göğe yükselen bir ağaca benzer.
25
Öyle bir ağaç ki, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah bütün insanlar öğüt alsın diye böyle örnekler verir.
26
Kötü bir kelime (şirk ve küfür sözü) ise, kökleri topraktan koparılmış, kurumaya mahkum bir ağaca benzer.
27
İşte Allah, (tevhid kelimesini kalblerine sindiren) müminleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit kılar. (İman şerefinden yoksun bırakmaz) Zalimleri (şirk ve küfürde direnenleri) ise sapıklığa düşürür. Allah dilediğini yapar. (çünkü O, herşeye kâdirdir.)
28
28,29. (Ey Muhammed) Allah’ın nimetini küfre tebdil edenlere; (Rablerinin ayetlerini ve hak davetini kabul edip şükredecekleri yerde nankörlükte bulunan ve onları inkar edenlere) ve kavimlerini (doğru yoldan alıkoymak suretiyle) helak yurduna sürükleyenlere (şu Kureyş kodamanlarına) bir bak! Ki onlar cehenneme gireceklerdir, orası ne kadar kötü bir son duraktır.
29
28,29. (Ey Muhammed) Allah’ın nimetini küfre tebdil edenlere; (Rablerinin ayetlerini ve hak davetini kabul edip şükredecekleri yerde nankörlükte bulunan ve onları inkar edenlere) ve kavimlerini (doğru yoldan alıkoymak suretiyle) helak yurduna sürükleyenlere (şu Kureyş kodamanlarına) bir bak! Ki onlar cehenneme gireceklerdir, orası ne kadar kötü bir son duraktır.
30
Onlar, halkı Allah yolundan alıkoymak için O'na ortaklar koştular. De ki: (ey müşrikler şimdilik) Eğlenin bakalım! (Fakat biliniz ki) Sonunda dönüp gideceğiniz yer cehennem ateşi olacaktır.
Sonraki 22 ayet →