Ana SayfaMealler › Mustafa Çavdar

Mustafa Çavdar

Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar meali ile okumaya başla
Ahkaf 1 / 35
1
Hâ mîm.
M. Çavdar 46:1
2
Bu kitabın/Kuran’ın indirilişi mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan Allah tarafındandır. 2/97-98, 27/6
M. Çavdar 46:2
3
Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak/gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattık. Ne var ki gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine yapılan uyarılara kulak asmıyorlar. 21/16, 30/8
M. Çavdar 46:3
4
De ki: – Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınıza bir bakar mısınız? Gösterin bana onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar, yoksa göklerin hükümranlığında ortaklıkları mı var? Eğer iddianızda samimi iseniz bana bu Kuran’dan önce vahyedilmiş bir kitap veya bilimsel bir kanıt getirin. 16/17...25, 35/40
M. Çavdar 46:4
5
Allah ile aralarına koyup, kendisine yapılan duaya kıyamete kadar cevap veremeyecek olan üstelik kendilerine yapılan duadan da habersiz olan kişilere dua ile yalvarıp yakarandan daha sapkın kim vardır? 13/14, 22/73, 35/13-14
M. Çavdar 46:5
6
İnsanlar bir araya toplandığında dua edilen kişiler dua edenlere düşman olacaklar ve kendilerine yapılan kulluğu da ısrarla reddedecekler. 10/28-29, 16/86
M. Çavdar 46:6
7
Oysa ayetlerimiz onlara bütün açıklığı ile iletildiğinde gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine gelen gerçekler için; “Bu apaçık bir sihirden ibarettir” demişlerdi. 37/14-15, 38/1...10
M. Çavdar 46:7
8
Yoksa onlar, “Bu Kuran’ı kendisi uydurdu” mu diyorlar? – De ki: “Şayet onu ben kendiliğimden uydurmuş olsaydım o zaman hiç biriniz beni Allah’ın azabından kurtaramazdınız. Zira O, sizin bu vahiy hakkında söylediğiniz yakışıksız sözleri bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı sonsuz bir rahmet kaynağıdır.” 10/37, 11/13
M. Çavdar 46:8
9
De ki: – Ben, elçilerin ilki değilim. Gelecekte beni ve sizi nelerin beklediğini de bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyedilen Kuran’a uyuyorum. Çünkü ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim. 7/188, 10/15
M. Çavdar 46:9
10
De ki: – Söyleyin bakalım şayet bu Kuran Allah katından indirilmiş ise siz de buna inanmamışsanız, üstelik İsrailoğullarından bir şahit de bu şekilde elçi geldiğine şahitlik ederek ona iman etmiş olduğu halde, siz buna inanmayı kibrinize yedirememişseniz. Bu durumda hiç şüpheniz olmasın ki Allah ayetlerine karşı kibirlenen zalimleri emellerine ulaştırmayacaktır. 12/111, 7/146, 46/20
M. Çavdar 46:10
11
Bir de gerçekleri örtbas eden kâfirler, iman edenler için: – Eğer bu Kuran’da bir hayır olsaydı, önce ona biz inanırdık, dediler. Onlar bu Kuran’la doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için “Bu eskilerin uydurması” derler. 16/24, 23/82-83
M. Çavdar 46:11
12
Oysa bu Kuran’dan önce de, bir rehber ve bir rahmet olarak Musa’ya verilen kitap vardı. Dolayısıyla bu Kuran hem önceki hakikatleri tasdik etmek hem de kendisine haksızlık yapan zalimleri uyarmak, itaat ve iyilik edenleri de müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. 5/48, 12/111, 42/13
M. Çavdar 46:12
13
Müjdesi de şudur: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur ve bunlar üzülmeyecekler. 41/30...33
M. Çavdar 46:13
14
İşte cennetlikler bunlardır, onlar yaptıkları güzel işlerin karşılığı olarak orada kalıcıdırlar. 2/82, 4/124, 16/97
M. Çavdar 46:14
15
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice sıkıntılarla onu dünyaya getirmiştir. Nitekim çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet bu hayırlı evlat tam olgunluğa erişip kırk yaşına ulaşınca ‘‘Rabbim bana ve anne babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve seni razı edecek işler yapmamı nasip eyle, soyumdan gelecek nesilleri de hayırlı ve erdemli insanlar eyle. Rabbim işte ben sana yöneliyorum ve ben sana tüm varlığım ile Müslüman olmuş bir kulum’’ der. 27/19, 31/14
M. Çavdar 46:15
16
İşte biz böylelerini yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz ve onların kötülüklerini bağışlayacağız ve kendilerine verilmiş olan vaadin bir gereği olarak onları cennetlikler içinde değerlendireceğiz. 29/7, 39/35, 47/2
M. Çavdar 46:16
17
Bunun yanında, kendisine nasihat eden anne ve babasına; – Yuh olsun size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken benim yeniden diriltileceğimi mi söylüyorsunuz? Diyerek çıkışan evladına Allah’a sığınarak; “Bak yavrucuğum ne olur kendine yazık etme imana gel zira Allah’ın yeniden diriliş vaadi mutlaka gerçekleşecektir” diyen anne ve babasına; “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diye cevap veren evlat da vardır. 6/29, 13/5
M. Çavdar 46:17
18
İşte böyleleri, kendilerinden önce gelip geçen ve haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olan insan ve cin topluluklarına dâhil olmuşlardır. Şüphesiz onların hepsi de hüsrana uğramışlardır. 6/130-131, 46/20
M. Çavdar 46:18
19
Zira orada herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri olacaktır, onların yaptıkları işlerin karşılığı kendilerine tastamam verilecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak. 6/132, 15/43-44
M. Çavdar 46:19
20
Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ateşe sunulduğu o gün kendilerine: “Siz sahip olduğunuz tüm güzellikleri dünya hayatında tükettiniz ve onlarla zevk ve sefa içinde yaşadınız ama bugün gerek dünyada hak hukuk tanımayarak küstahça böbürlenmeniz gerekse günaha dalarak yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı azaba çaptırılacaksınız,” denilecek. 6/26...28, 23/99...108, 35/37
M. Çavdar 46:20
21
Ve hatırlat, Âd kavminin kardeşi Hud’u. Hani o, Ahkaf’da/kum tepelerinde yaşayan kavmini uyarmıştı. Hâlbuki ondan önce de sonra da “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, aksi halde ben sizin o dehşetli günün azabına uğramanızdan endişe ediyorum” diyen nice uyarıcılar gelip geçmişti. 7/65, 16/36, 39/71
M. Çavdar 46:21
22
Onlar da: – Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı başımıza hemen getir! Demişlerdi. 38/1...10
M. Çavdar 46:22
23
Hud da: – Bu azabın ne zaman geleceğini sadece Allah bilir. Ben sadece bana verilen mesajı iletiyorum, fakat görüyorum ki siz gerçekten cahil bir topluluksunuz, dedi. 5/48-49, 46/9
M. Çavdar 46:23
24
Günün birinde halk yoğun bir bulut tabakasının vadilerine doğru yaklaştığını görünce: – İşte bize yağmur getiren bir bulut, diye sevinmişlerdi. Hud da: – Hayır. O, hemen gelmesini istediğiniz şey, o bir kasırga hem de acıklı bir azap yüklü kasırga! Dedi. 41/15-16, 51/41-42
M. Çavdar 46:24
25
Hem de Rabbinin emriyle her şeyi altını üstüne getirecek bir kasırga! Sonun da geriye bomboş evlerden başka bir şey kalmadı. İşte biz, suça batmış bir toplumu böyle cezalandırırız. 26/123...139
M. Çavdar 46:25
26
Andolsun ki biz onlara da size verdiğimiz nice imkânlar vermiş, işitme görme ve akletme organları ile donatmıştık ama Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemedikleri için ne duyma ne görme ve ne de akletme organları hiçbir işe yaramadı sonunda da alaya aldıkları azap kendilerini çepeçevre kuşatıverdi. 7/179, 23/78
M. Çavdar 46:26
27
Andolsun ki biz çevrenizdeki buna benzer daha nice ülkeleri de helak etmiştik. Hâlbuki biz onlara belki vazgeçip dönerler diye ayetlerimizi değişik şekillerde tekrar tekrar bildirmiştik. 10/13, 14/13
M. Çavdar 46:27
28
Peki kendilerini Allah’a yaklaştırsınlar diye Allah ile aralarına koydukları ilahları azap geldiğinde onların yardımına koşsaydı ya! Aksine onları yüzüstü bıraktılar. Zaten bu inanç onların uydurup icat ettikleri bir iftiradan ibaretti. 19/81, 36/74-75, 39/2
M. Çavdar 46:28
29
Hani biz, cinlerden bir grubu Kuran’ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Onlar gelip Kuran dinlemeye başlayınca birbirlerine “Sessiz olun dinleyelim” demişler. Okuma tamamlanınca da uyarmak üzere kavimlerine dönmüşler: 6/130, 7/204, 72/1...15
M. Çavdar 46:29
30
Ve şöyle demişlerdi: Ey kavmimiz, biz, Musa’dan sonra indirilen, kendisinden önceki vahiyleri tasdik eden, hakkı ve hakikati gösteren ve dosdoğru yola ileten bir mesaj dinledik. 19/58, 42/13
M. Çavdar 46:30