2
Bu Kuran rahmeti sonsuz merhameti sınırsız olan Allah katından indirilmiştir. 2/97-98, 27/6
3
Kavrayabilen bir toplum için ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıklanmış Arapça bir Kuran olarak indirilmiştir. 3/7, 6/114
4
Müjdeler ve uyarılar içeren bir kitap olarak. Hal böyleyken onların çoğu dinlemeyerek bu Kuran’dan yüz çeviriyor. 6/51, 17/9, 18/1...3
5
Ve senin bizi çağırdığın şeye karşı bilgi ve idrakimiz kapalıdır, kulaklarımızda ise bir ağırlık var/seni dinleyecek halimiz yok. Çünkü seninle bizim aramızda da bir engel var. Öyleyse sen işine bak, biz de işimize bakalım, diyorlar. 4/155, 40/35
6
Sen de de ki: – Evet, ben de sizin gibi sadece bir beşerim. Ancak bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Öyleyse yalnız O’na yönelin ve O’ndan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. Aksi takdirde şirk koşan müşriklerin vay haline. 14/10-11, 18/110
7
Ki onlar zekât vermiyorlar çünkü onlar ahirete inanıp güvenmiyorlar. 30/8, 40/59
8
Ama iman ederek iyi ve güzel işler yapanlar, işte bunlar için de bitmez tükenmez mükâfatlar vardır. 4/173, 18/30
9
De ki: – Siz, dünyayı iki evrede yaratana inanmıyor ve birilerini Allah’a denk mi tutuyorsunuz? Hâlbuki O’dur âlemlerin Rabbi/sahibi. 2/29, 32/4
10
Allah yeryüzünü sabit ve sağlam dağlarla perçinledi ve orayı bereketli ve yaşanabilir bir hale getirdi. Canlıların istek ve ihtiyaçlarını giderebilmeleri için (önceki iki evreyle birlikte) dört evrede de oraya bir düzen tesis etti. 16/15-16, 78/7
11
Bu sırada henüz gaz halinde bulunan göğe yönelip ona ve yeryüzüne: – Benim yasalarıma ister gönüllü ister gönülsüz boyun eğin! Dedi. Onlar da: – Senin yasalarına isteyerek boyun eğdik, dediler. 7/54, 13/2
12
Böylece Allah gökleri iki evrede yedi tabaka olarak düzenledi ve her bir tabakaya kendi görev yasasını bildirdi. Nihayet biz yakın dünya göğünü yıldızlarla süsledik ve bir koruma sistemi oluşturduk işte bu her işinde mükemmel olan ve her şeyi bilen Allah’ın tesis ettiği bir düzendir. 37/1...10
13
Bütün bu gerçeklere rağmen yüz çevirirlerse, onlara de ki: – Ben sizi, Ad ve Semûd toplumlarını helak eden yıldırımın benzeri bir yıldırımla uyarıyorum. 14/9
14
Oysa onlara elçileri gelip her türlü ikna yoluna başvurarak “Allah’tan başka hiç bir şeye kulluk etmeyin” diyerek uyarmışlardı. Fakat onlar da; “Eğer Rabbimiz dileseydi elçi olarak melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin tebliğ ettiğiniz inancı reddediyoruz” diye karşılık vermişlerdi. 7/101-102, 30/47, 17/94-95
15
Ad kavmi hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük taslamış ve: – Bizden daha güçlü kim varmış? Diyerek meydan okumuştu. Kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu hiç düşünmediler ve bile bile Allah’ın ayetlerine inanmadılar. 7/65...71
16
Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler. 46/21...25
17
Semûd’a gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar doğru yola karşı körlüğü tercih ettiler. İşledikleri yüzünden onları da alçaltıcı azabın sarsıntısı yakalayıverdi. 6/50, 27/80-81
18
Ama biz, inananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. 10/103, 30/47
19
O gün, Allah’ın düşmanları bir araya getirilecek ve topluca ateşe sürülecekler. 41/27-28
20
Ateşin önüne vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıklarına dair onların aleyhinde şahitlik edecekler. 36/65
21
Onlar derilerine soracak: – Niçin bizim aleyhimizde şahitlik ettiniz? Derileri de şöyle cevap verecek: – Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa o yaratmıştı şimdi de O’nun huzuruna getirilip hesap veriyorsunuz. 24/24
22
Vaktiyle siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin sizin aleyhinizde şahitlik edeceğine inanmadığınız için sakınmıyordunuz. Üstelik Allah’ın, sizin yapıp ettiklerinizin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz. 11/5, 43/80
23
İşte Rabbiniz hakkındaki bu yanlış düşünceniz sizi helake sürükledi ve sonunda hüsrana uğrayanlardan oldunuz. 18/49, 58/6
24
Şimdi dayansalar da dayanmasalar da artık onların yeri ateştir. Eğer Allah’ın razı olacağı işler yapmak için dönmek isterlerse bu istekleri asla kabul edilmeyecektir. 6/26...28, 23/99...108, 35/37
25
Güdümüne girdikleri bir takım yoldaşları onların yaptıkları ve yapacakları kötü işleri kendilerine güzel gösterdiler. Sonunda kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarının hakkında gerçekleşen söz onlar için de gerçekleşmiş oldu. Hiç şüphe yok ki onlar böylece kaybedenlerden oldular. 16/63, 29/38
26
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Bu Kuran’ı dinlemeyin ve okunurken gürültü yapın ki, böylece onun anlaşılmasını engellemiş olursunuz demişlerdi. 7/204, 22/72
27
Biz de o kâfirlere çok şiddetli bir azap tattıracağız ve onları işledikleri günahların en kötüsüyle cezalandıracağız. 4/123, 10/27
28
İşte böyle Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir! Ayetlerimize bile bile inanmak istemedikleri için cehennem onlar için kalacakları yurt olacaktır. 29/49
29
Gerçekleri örtbas eden kâfirler şöyle feryat edecekler: – Rabbimiz, bizi saptıran cinleri ve insanları ne olur bize göster de onları ayaklarımızın altına alıp çiğneyelim de bugün en alçak onlar olsunlar! 2/166-167, 6/112
30
Ama “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara gelince: Onlara melekler gelirler: – Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin, diye müjde verirler. 46/13-14
Sonraki 24 ayet →