1
1,2. Yeryüzü, bütün şiddetiyle sarsıldığı¹ ve yeryüzünün ağırlıklarını² çıkarıp attığı zaman.
1 Yerin o, zelzelesi yani yerin, hareketi dediğimiz zangır zangır sarsıntısıdır. (زُلْزِلَتْ) fiili meçhul siygada kullanıldığı için yer bu sarsıntıyı kendisi değil, Allahu Teâlâ yapacaktır. Ayrıca buradaki (الْاَرْضُ) ma’rife olduğu için bu yer bizim bildiğimiz, üzerinde ikamet ettiğimiz “yeryüzüdür.” (زِلْزَال) kelimesi ise mutlak mef’ul olarak manayı te’kid için gelmiştir. Bütün bunlar, yerin mümkün olabilen bütün şiddet ve dehşetiyle sarsıntısına işarettir ki, maksat, Hacc sûresinde geçtiği üzere, “Ey insanlar! Rabbinize (karşı günâha girmekten) sakının, çünkü kıyametin sarsıntısı gerçekten çok büyük bir şeydir.” (Hacc: 1) Vakıa Sûresi’nde ve daha birçok sûrelerde: “Yer, yerinden oynadığı, dağlar ufalanarak toz duman olup, havada uçuştuğu zaman.” (Vakıa: 4-6) gibi âyetlerle açıklanmış ve haber verilmiş olan kıyamet depremidir. 2 Bu ağırlıklar: kabirlerindeki ölüler, içerisindeki hazineler yani yeryüzünde o güne kadar gizli kalan her şey olabilir.
2
1,2. Yeryüzü, bütün şiddetiyle sarsıldığı¹ ve yeryüzünün ağırlıklarını² çıkarıp attığı zaman.
1 Yerin o, zelzelesi yani yerin, hareketi dediğimiz zangır zangır sarsıntısıdır. (زُلْزِلَتْ) fiili meçhul siygada kullanıldığı için yer bu sarsıntıyı kendisi değil, Allahu Teâlâ yapacaktır. Ayrıca buradaki (الْاَرْضُ) ma’rife olduğu için bu yer bizim bildiğimiz, üzerinde ikamet ettiğimiz “yeryüzüdür.” (زِلْزَال) kelimesi ise mutlak mef’ul olarak manayı te’kid için gelmiştir. Bütün bunlar, yerin mümkün olabilen bütün şiddet ve dehşetiyle sarsıntısına işarettir ki, maksat, Hacc sûresinde geçtiği üzere, “Ey insanlar! Rabbinize (karşı günâha girmekten) sakının, çünkü kıyametin sarsıntısı gerçekten çok büyük bir şeydir.” (Hacc: 1) Vakıa Sûresi’nde ve daha birçok sûrelerde: “Yer, yerinden oynadığı, dağlar ufalanarak toz duman olup, havada uçuştuğu zaman.” (Vakıa: 4-6) gibi âyetlerle açıklanmış ve haber verilmiş olan kıyamet depremidir. 2 Bu ağırlıklar: kabirlerindeki ölüler, içerisindeki hazineler yani yeryüzünde o güne kadar gizli kalan her şey olabilir.
3
Ve (belirli) insanların:¹ “Buna ne oluyor?” dediği zaman.
1 İnsan kelimesi ma’rife olduğu için bu ilave yapılmıştır. Bu insanlar ise kâfirlerdir. Çünkü Müslümanlar, kıyametin kopacağını ve bunun nasıl olacağını bilen ve buna inanan, kimselerdir. (Kurtubî)
4
4,5. İşte o gün yeryüzü, bütün haberlerini Rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatacaktır.¹
1 4 ve 5. ayetler 1. ayetteki şartın cevabıdır.
5
4,5. İşte o gün yeryüzü, bütün haberlerini Rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatacaktır.¹
1 4 ve 5. ayetler 1. ayetteki şartın cevabıdır.
6
O gün insanlar, (dünyada) yaptıkları kendilerine gösterilmek üzere, (mahşere) gruplar halinde götürülecekler.
7
(Ve o gün) zerre kadar¹ hayır yapan onun (karşılığını kesinlikle) görecek.
1 Miskal: Sözlükte “ağır olmak” mânasındaki “sikal” kökünden türeyen miskal kelimesi “ağırlık” demektir. “Zerre” görülür görülmez derecede, “gayet küçük karıncadır”. Güneşin şuaında sezilebilen zerreciklere de denilir. İbnü Abbas’dan rivayet edilmiştir ki, elini toprağa sokmuş kaldırmış, sonra üflemiş de, “işte bunlardan her biri bir miskal zerre” demiştir. İkisi de azlıktan meseldir. Gerçi bizim bir zerre dediğimiz içinde bile bir âlem vardır. Fakat sorumluluğun en az derecesi beşerî hissin ilgilenebileceği en küçük ölçü ile ifade edilmiştir. Asıl maksat ise en küçük bir hayır veya şerrin bile Allah katında kaybolmayacağını açıklamaktır. Terim olarak altın, gümüş, ilâç ve gülyağı gibi değerli şeylerin tartılmasında kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimini ifade eder. Ayrıca örfte bir miskal ağırlığındaki dinarlara da bu isim verilmiştir.
8
Zerre kadar şer yapan da onun (karşılığını mutlaka) görecek.