1
(Yeryüzünü), karanlığa boğan geceye,
2
2,3. (Onun gizlediklerini) ortaya çıkaran gündüze, erkeğin ve dişinin yaratılışına¹ yemin olsun ki,
1 Buradaki (مَا) da mastariye olarak tercüme edilmiştir. Tercüme mevsule olarak edilirse, “yaratana” şeklinde olur. (Bk. Nisâ: 3, 22, Beled: 3, Şems: 5-7)
3
2,3. (Onun gizlediklerini) ortaya çıkaran gündüze, erkeğin ve dişinin yaratılışına¹ yemin olsun ki,
1 Buradaki (مَا) da mastariye olarak tercüme edilmiştir. Tercüme mevsule olarak edilirse, “yaratana” şeklinde olur. (Bk. Nisâ: 3, 22, Beled: 3, Şems: 5-7)
4
Gerçekten sizin hedefleriniz de (aynen bunlar gibi) birbirine zıttır.¹
1 Yani çalışmalarınız birbirini tutmaz şekilde dağınık, ayrı ve düzensizdir. Oysa hayat ve kurtuluş, birlik nizamı içinde yardımlaşma ve birleşmeye bağlıdır. Yahut çalışmalarınız çok farklıdır. Tıpkı gecenin gündüze, erkeğin dişiye göre zıt olduğu gibi, sizin hedefleriniz, inançlarınız ve çalışmalarınız da birbirine zıttır. Bu zıtlık, Âdem (a.s)’la başlayan îman küfür mücadelesinden beri böyledir ve kıyamete kadar da böyle devam edecektir.
5
(İşte bunlardan) kim, malını verir ve (Allah’a) karşı hata etmekten sakınırsa,
6
Ve en güzel din olan (İslâm’a)¹ inanırsa,
1 Hüsna: Daha güzel veya en güzel manasına sıfat olduğu halde mevsufunun hazfiyle isim olarak kullanılmıştır. Aslında referans gösterilmediği sürece soyut anlamda bir güzellik ve çirkinlik yoktur ve bunlar izafi (göreceli) kavramlardır. Her inanca veya her felsefi düşünceye göre güzellik vardır ve bunlar başka başkadır. Müslümanlara göre gerçek olan güzellik, “Allah’ın güzel dediği şeylerdir” ve bu da İslâm Dini ve onun ortaya koyduğu hayat nizamıdır. Çünkü bunu Allah, diğerlerini ise, ne oldukları belli olmayan kullar söylemektedir. Bu sebeple tercüme, “en güzel din olan (İslâm’a)” şekilde yapılmıştır.
7
Biz ona, zâten kolay olan dini, daha da kolaylaştırırız.¹
1 İslam dini kolaylık ve kolay bir dindir. İnsanın fıtratına zor ve ters gelen bir hüküm söz konusu değildir. Bazı meşreplerin dinimizde icat ettikleri “zorluklarla daha çok sevap kazanılacağı” mantığı İslami bir mantık olmayıp Hind mantığıdır. Buradaki “teysir”, hazırlamak, hazır etmek manasınadır. Bu hazırlama da bu mânâda istiaredir. En güzel olanı hakkıyla tasdik eden, ihsanın neticesi hakkında iyimser olan kimse Allah yolunda harcamak ve ondan korkmak suretiyle hayır ve güzel şeyleri ne kadar zor olsa bile seve seve, aşkla yapacağından zorlukla değil, kolaylıkla, zevkle ve hoşlanarak yapar. Dolayısıyla o en güzele, kolaylığa ererek mutluluğa kavuşur ve aynı zamanda bu harcama ve takva ona, gittikçe o mutluluk yolunu kolaylaştırır. Konu ile ilgili olarak Bk. (A’la: 8)
8
Kim de cimrilik eder ve kendi kendine yeterli olduğunu zannederse,
9
Ve en güzel din olan (İslâm)a inanmazsa,
10
Biz ona da zor olan (kâfirliği) daha da kolaylaştırırız.¹
1 Esasen kâfirlik çok zordur. Allah’ı bırakıp ne olduğu belirsiz putlara tapmak, manasız ayinleri ibadet adı altında yapmak, içki, kumar ve fuhuş gibi insana zarar veren zorluklara göğüs germek ne kadar da zor şeylerdir. Ama bir insan bunları kendisine hayat tarzı olarak belirlerse artık kâfirlik ona kolay gelmeye başlar, alışır ve farkına varmadan sonunda cehenneme kavuşur.
11
(Cehennem) çukuruna yuvarlandığında malı mülkü ona, hiçbir fayda vermeyecektir.
12
Doğru yolu ancak Biz gösteririz.¹
1 Yani, hidâyet vermek, doğru yolu göstermek, hak ve bâtılı bildirmek, Peygamber ve kitap göndermek, kalplere iyi ve kötüyü ilham etmek sadece Allah’a aittir. Bunu siz, kendiliğinizden asla yapamazsınız. Bir kul, bir başka kula asla hidayet veremez. Belki onun hidayetine vesile olabilir.
13
Şüphesiz her şeyin sonu da önü de Bize aittir.
14
(Ey insanlar!) Ben sizi, alev alev yanan bir ateşe karşı uyardım.
15
15,16. İşte ona, sadece (hakkı) yalanlayıp, arkasını dönerek, inkârında inat edenler girer.
16
15,16. İşte ona, sadece (hakkı) yalanlayıp, arkasını dönerek, inkârında inat edenler girer.
17
17,18. Ve Allah yolunda malını verip (günâhlarından) temizlenerek, hakkıyla korunan ise, ondan uzaklaştırılacaktır.
18
17,18. Ve Allah yolunda malını verip (günâhlarından) temizlenerek, hakkıyla korunan ise, ondan uzaklaştırılacaktır.
19
Çünkü o, yaptığı iyiliği, birisinden bir karşılık bekleyerek yapmaz. ¹
1 Ebu Kuhafe, oğlu Hz. Ebubekir’e: “Görüyorum ki, birtakım zayıf köleleri azat edip duruyorsun. Mademki bunu yaptın, bari kuvvet olacak ve önünde duracak birtakım yiğit adamlar azat etseydin” demişti. O da: “Babacığım, ben ancak murat ettiğimi istiyorum.” dedi. Bunun üzerine Leyl Suresi: 5-19. âyetler nazil oldu.
20
Onu sadece yüce Rabbinin rızasını kazanmak için yapar.
21
Elbette o, yakında (Allah’ın vereceği nîmetle) hoşnut olacaktır.