1
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
3
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
4
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
5
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
6
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
7
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
8
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
9
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
10
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
11
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
12
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
13
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
14
Bu ayırma gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim, bildirebilir ki?
15
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!¹
1 Veyl: “vay, yazık, vay haline, yazıklar olsun” demektir. Bir de veyl, “helâk oldu veya olsun” manasına beddua olarak da kullanılır. Ayrıca “veyl,” cehennemde bir vadinin veya kapının da ismidir. Bu âyet ayrıca, “O gün, cehennem sadece (Peygamberlerini) yalanlayanlara aittir.” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı âyet için Bk. (Mürselat: 19, 24, 28, 34, 37, 40, 45, 47, 49, Mutaffifin: 10)
16
Biz, önceki (kâfirleri) helâk etmedik mi?¹
1 Buradaki soru inkari olup, “tabiî ki helâk ettik” demektir.
17
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
18
İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.
19
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!
20
(Ey kâfirler!) Biz sizi, bayağı bir sudan yaratmadık mı?
21
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar¹ sağlam bir karargâha² yerleştirdik.
1 Allahu Teâlâ tarafından takdir olunan bir kadere, yani mukadder bir vakte değin ki o dünyaya gelme vaktidir. 2 Sağlam, oturaklı karargâha, yani ana karnına…
22
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar¹ sağlam bir karargâha² yerleştirdik.
1 Allahu Teâlâ tarafından takdir olunan bir kadere, yani mukadder bir vakte değin ki o dünyaya gelme vaktidir. 2 Sağlam, oturaklı karargâha, yani ana karnına…
23
Buna gücümüz yettiğine göre, demek ki Biz, ne mükemmel bir güce sahibiz.
24
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
25
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
26
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
27
Ve orada yüksek dağlar yaratarak, size tatlı bir su içirtmedik mi?
28
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
29
(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.
30
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.¹
1 30 ve 31. âyetteki hitâbı Hıristiyanlar için düşünürsek tercüme; “(Ey Hıristiyanlar!) siz de üçe (ayırdığınız ilâhlarınızın) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.” şeklinde de anlaşılabilir.
Sonraki 20 ayet →