Ana SayfaMealler › Mehmet Türk
MT

Mehmet Türk

Mehmet Türk
Mehmet Türk meali ile okumaya başla
Mürselat 1 / 50
1
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:1
2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:2
3
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:3
4
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:4
5
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:5
6
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:6
7
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.² 1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır. 2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
M. Türk 77:7
8
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
M. Türk 77:8
9
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
M. Türk 77:9
10
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
M. Türk 77:10
11
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
M. Türk 77:11
12
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
M. Türk 77:12
13
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
M. Türk 77:13
14
Bu ayırma gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim, bildirebilir ki?
M. Türk 77:14
15
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!¹ 1 Veyl: “vay, yazık, vay haline, yazıklar olsun” demektir. Bir de veyl, “helâk oldu veya olsun” manasına beddua olarak da kullanılır. Ayrıca “veyl,” cehennemde bir vadinin veya kapının da ismidir. Bu âyet ayrıca, “O gün, cehennem sadece (Peygamberlerini) yalanlayanlara aittir.” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı âyet için Bk. (Mürselat: 19, 24, 28, 34, 37, 40, 45, 47, 49, Mutaffifin: 10)
M. Türk 77:15
16
Biz, önceki (kâfirleri) helâk etmedik mi?¹ 1 Buradaki soru inkari olup, “tabiî ki helâk ettik” demektir.
M. Türk 77:16
17
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
M. Türk 77:17
18
İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.
M. Türk 77:18
19
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!
M. Türk 77:19
20
(Ey kâfirler!) Biz sizi, bayağı bir sudan yaratmadık mı?
M. Türk 77:20
21
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar¹ sağlam bir karargâha² yerleştirdik. 1 Allahu Teâlâ tarafından takdir olunan bir kadere, yani mukadder bir vakte değin ki o dünyaya gelme vaktidir. 2 Sağlam, oturaklı karargâha, yani ana karnına…
M. Türk 77:21
22
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar¹ sağlam bir karargâha² yerleştirdik. 1 Allahu Teâlâ tarafından takdir olunan bir kadere, yani mukadder bir vakte değin ki o dünyaya gelme vaktidir. 2 Sağlam, oturaklı karargâha, yani ana karnına…
M. Türk 77:22
23
Buna gücümüz yettiğine göre, demek ki Biz, ne mükemmel bir güce sahibiz.
M. Türk 77:23
24
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
M. Türk 77:24
25
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
M. Türk 77:25
26
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
M. Türk 77:26
27
Ve orada yüksek dağlar yaratarak, size tatlı bir su içirtmedik mi?
M. Türk 77:27
28
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
M. Türk 77:28
29
(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.
M. Türk 77:29
30
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.¹ 1 30 ve 31. âyetteki hitâbı Hıristiyanlar için düşünürsek tercüme; “(Ey Hıristiyanlar!) siz de üçe (ayırdığınız ilâhlarınızın) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.” şeklinde de anlaşılabilir.
M. Türk 77:30