Ana SayfaMealler › Mehmet Türk
MT

Mehmet Türk

Mehmet Türk
Mehmet Türk meali ile okumaya başla
Ta Ha 1 / 135
1
Tâ, Hâ.¹ 1 Tâ Hâ ifâdesinin Nabatî, Suriye ve Yemen lehçelerinde “ey adam” anlamında kullanıldığı hakkında rivâyetler varsa da biz yine hurûf’ül-mukattaa’dan olma ihtimâliyle tercüme etmedik.
M. Türk 20:1
2
(Ey Muhammed!) Biz, bu Kur’an’ı sana, güçlük çekesin¹ diye indirmedik. 1 Bu âyetin, Peygamberimizin teheccüd namazını tek ayak üzere kılması üzerine indirildiğine dâir rivâyetler varsa da bunlar çok kuvvetli değildir. Ancak; bu âyetten İslâm Dini’nin insanlara güçlük çıkartmak için indirilmiş bir din olmadığı anlaşılmaktadır.
M. Türk 20:2
3
(Biz onu) sadece Allah’tan hakkıyla korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.¹ 1 Bu iki âyet: “(Ey Muhammed!) Biz bu Kur’an’ı sana, sadece Allah’tan hakkıyla korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik, yoksa (insanlara) güçlük çıkartasın diye değil.” şeklinde de tercüme edilebilir.
M. Türk 20:3
4
(Zira bu Kur’an,) yeri ve yüksek gökleri yaratan (Allah) tarafından, peyderpey indirildi.
M. Türk 20:4
5
Rahman (olan Allah) kâinatın yönetimini¹ hâkimiyeti altına aldı. 1 İstivâ etmek: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. Bk. (Yunus: 3)
M. Türk 20:5
6
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü Onundur.
M. Türk 20:6
7
(Ey Muhammed!) Sözü (ister gizle) ister açığa vur. Çünkü O, gizliyi de gizlinin gizlisini¹ de bilir.² 1 Sır: Bir kimsenin kendi kendisine veya başkasına gizlice söylediği, ahfâ: bir kimsenin içerisinde gizlediği, olacak fakat henüz olmamış bulunan şeyler demektir. 2 Ayrıca (أَخْفَى) fiil olarak düşünülürse âyetin bu bölümü; “...Çünkü O, (kullarının) gizlediklerini bilir, kendi (sırlarını ise) gizlemiştir.” şeklinde de tercüme edilebilir.
M. Türk 20:7
8
O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır ve en güzel isimler Ona aittir.
M. Türk 20:8
9
(Ey Muhammed!) Sana Mûsa’nın haberi geldi mi?¹ 1 Bu soruda meâni bilginlerine göre ispat ve icab vardır ve “o bilgi sana kesinlikle geldi” demektir. Hadis ise; insana yakaza halinde veya uykuda vahiy veya işitme yoluyla gelen söz demektir. Aynı âyet için Bk. (Naziat: 15)
M. Türk 20:9
10
(Mûsa) ateşi görünce ailesine: “Siz (burada) durun! Ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir kor parçası getiririm veya ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.” demişti.¹ 1 Aynı konu için Bk. (Neml: 7, Kasas: 29)
M. Türk 20:10
11
(Mûsa) ateşin yanına varınca (ona): “Ey Mûsa!” diye seslenildi.
M. Türk 20:11
12
(Ve devamla): “Gerçekten Ben, senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, kutsal Tuvâ¹ vadisindesin.” 1 Tuvâ: Bazılarına göre bir vadi adıdır, bazılarına göre de kelime anlamıyla o an için mukaddes hale getirilen “gizlenmiş” bir vadidir. Bk. (Naziat: 16)
M. Türk 20:12
13
“Ve seni Ben, (Peygamber) seçtim. Derhâl sana vahyolunan sözleri (hakkıyla) dinle.” (diye seslenildi.)
M. Türk 20:13
14
(Allah Mûsa’ya): “Gerçekten Ben, Allah’ım (ve) Ben’den başka ilâh yoktur; şu halde Bana ibâdet et ve Beni (en doğru şekilde) anmak için namazı dosdoğru ve devamlı kıl.”
M. Türk 20:14
15
“Çünkü herkesin yaptığının karşılığını görmesi için zamanını gizli tuttuğum kıyamet, muhakkak gelecektir.“
M. Türk 20:15
16
“Sakın kıyamete inanmayıp nefsinin arzularına uyan kimse(ler) seni ona îman etmekten alıkoymasın, sonra helâk olursun.”
M. Türk 20:16
17
(Allah): “Ey Mûsa! Şu sağ elindeki şey nedir?” (buyurdu.)
M. Türk 20:17
18
(Mûsa): “O benim kendisine dayandığım, koyunlarıma (ağaçlardan) yaprak silkelediğim ve kendisiyle diğer birçok ihtiyacımı da giderdiğim âsâmdır.” dedi.
M. Türk 20:18
19
(Allah): “Ey Mûsa! Onu (yere) bırak.” dedi.
M. Türk 20:19
20
(Mûsa,) onu (yere) bırakınca; (bir de ne görsün) o koşan bir yılan (oluverdi).
M. Türk 20:20
21
(Allah): “Onu (eline) al ve korkma, zîrâ Biz onu tekrar önceki durumuna çevireceğiz.” dedi.
M. Türk 20:21
22
(Ve devamla): “Bir başka mûcize olarak da elini koltuğunun altına sok, kusursuz bir şekilde, bembeyaz olarak çıksın.”
M. Türk 20:22
23
“(Bütün bunları) sana en büyük mûcizelerimizden (bir kısmını)¹ gösterelim diye (emrediyoruz.)” 1 Hz Musa’ya verilen dokuz mucizenin en büyükleri bu âsâ ve Yed-i beyza mucizeleridir.
M. Türk 20:23
24
“(Şimdi) sen, Firavun’a git. Çünkü o, gerçekten azıttı.” buyurdu.
M. Türk 20:24
25
25,26. (Mûsa): “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,¹ bana işimi kolaylaştır” 1 Göğsümü îman ve Peygamberlik nuruyla nurlandır.
M. Türk 20:25
26
25,26. (Mûsa): “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,¹ bana işimi kolaylaştır” 1 Göğsümü îman ve Peygamberlik nuruyla nurlandır.
M. Türk 20:26
27
27,28. “Dilimdeki anlatım bozukluğunu gider,¹ ki sözümü iyi anlasınlar,” 1 Bu âyet: “Dilimden düğümü çöz,” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyetle ilgili olarak bazı tefsirlerdeki; Hz. Mûsa’nın çocukken, Firavunun tacını başından alması ile ilgili anlatılanların tamamı Yahûdî kaynaklı rivâyetlerdir.
M. Türk 20:27
28
27,28. “Dilimdeki anlatım bozukluğunu gider,¹ ki sözümü iyi anlasınlar,” 1 Bu âyet: “Dilimden düğümü çöz,” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyetle ilgili olarak bazı tefsirlerdeki; Hz. Mûsa’nın çocukken, Firavunun tacını başından alması ile ilgili anlatılanların tamamı Yahûdî kaynaklı rivâyetlerdir.
M. Türk 20:28
29
29,3. “Ailemden birisini, kardeşim Hârûn’u bana yardımcı kıl,”
M. Türk 20:29
30
29,3. “Ailemden birisini, kardeşim Hârûn’u bana yardımcı kıl,”
M. Türk 20:30