1
Tâ, Hâ.¹
1 Tâ Hâ ifâdesinin Nabatî, Suriye ve Yemen lehçelerinde “ey adam” anlamında kullanıldığı hakkında rivâyetler varsa da biz yine hurûf’ül-mukattaa’dan olma ihtimâliyle tercüme etmedik.
2
(Ey Muhammed!) Biz, bu Kur’an’ı sana, güçlük çekesin¹ diye indirmedik.
1 Bu âyetin, Peygamberimizin teheccüd namazını tek ayak üzere kılması üzerine indirildiğine dâir rivâyetler varsa da bunlar çok kuvvetli değildir. Ancak; bu âyetten İslâm Dini’nin insanlara güçlük çıkartmak için indirilmiş bir din olmadığı anlaşılmaktadır.
3
(Biz onu) sadece Allah’tan hakkıyla korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.¹
1 Bu iki âyet: “(Ey Muhammed!) Biz bu Kur’an’ı sana, sadece Allah’tan hakkıyla korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik, yoksa (insanlara) güçlük çıkartasın diye değil.” şeklinde de tercüme edilebilir.
4
(Zira bu Kur’an,) yeri ve yüksek gökleri yaratan (Allah) tarafından, peyderpey indirildi.
5
Rahman (olan Allah) kâinatın yönetimini¹ hâkimiyeti altına aldı.
1 İstivâ etmek: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. Bk. (Yunus: 3)
6
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü Onundur.
7
(Ey Muhammed!) Sözü (ister gizle) ister açığa vur. Çünkü O, gizliyi de gizlinin gizlisini¹ de bilir.²
1 Sır: Bir kimsenin kendi kendisine veya başkasına gizlice söylediği, ahfâ: bir kimsenin içerisinde gizlediği, olacak fakat henüz olmamış bulunan şeyler demektir. 2 Ayrıca (أَخْفَى) fiil olarak düşünülürse âyetin bu bölümü; “...Çünkü O, (kullarının) gizlediklerini bilir, kendi (sırlarını ise) gizlemiştir.” şeklinde de tercüme edilebilir.
8
O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır ve en güzel isimler Ona aittir.
9
(Ey Muhammed!) Sana Mûsa’nın haberi geldi mi?¹
1 Bu soruda meâni bilginlerine göre ispat ve icab vardır ve “o bilgi sana kesinlikle geldi” demektir. Hadis ise; insana yakaza halinde veya uykuda vahiy veya işitme yoluyla gelen söz demektir. Aynı âyet için Bk. (Naziat: 15)
10
(Mûsa) ateşi görünce ailesine: “Siz (burada) durun! Ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir kor parçası getiririm veya ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.” demişti.¹
1 Aynı konu için Bk. (Neml: 7, Kasas: 29)
11
(Mûsa) ateşin yanına varınca (ona): “Ey Mûsa!” diye seslenildi.
12
(Ve devamla): “Gerçekten Ben, senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, kutsal Tuvâ¹ vadisindesin.”
1 Tuvâ: Bazılarına göre bir vadi adıdır, bazılarına göre de kelime anlamıyla o an için mukaddes hale getirilen “gizlenmiş” bir vadidir. Bk. (Naziat: 16)
13
“Ve seni Ben, (Peygamber) seçtim. Derhâl sana vahyolunan sözleri (hakkıyla) dinle.” (diye seslenildi.)
14
(Allah Mûsa’ya): “Gerçekten Ben, Allah’ım (ve) Ben’den başka ilâh yoktur; şu halde Bana ibâdet et ve Beni (en doğru şekilde) anmak için namazı dosdoğru ve devamlı kıl.”
15
“Çünkü herkesin yaptığının karşılığını görmesi için zamanını gizli tuttuğum kıyamet, muhakkak gelecektir.“
16
“Sakın kıyamete inanmayıp nefsinin arzularına uyan kimse(ler) seni ona îman etmekten alıkoymasın, sonra helâk olursun.”
17
(Allah): “Ey Mûsa! Şu sağ elindeki şey nedir?” (buyurdu.)
18
(Mûsa): “O benim kendisine dayandığım, koyunlarıma (ağaçlardan) yaprak silkelediğim ve kendisiyle diğer birçok ihtiyacımı da giderdiğim âsâmdır.” dedi.
19
(Allah): “Ey Mûsa! Onu (yere) bırak.” dedi.
20
(Mûsa,) onu (yere) bırakınca; (bir de ne görsün) o koşan bir yılan (oluverdi).
21
(Allah): “Onu (eline) al ve korkma, zîrâ Biz onu tekrar önceki durumuna çevireceğiz.” dedi.
22
(Ve devamla): “Bir başka mûcize olarak da elini koltuğunun altına sok, kusursuz bir şekilde, bembeyaz olarak çıksın.”
23
“(Bütün bunları) sana en büyük mûcizelerimizden (bir kısmını)¹ gösterelim diye (emrediyoruz.)”
1 Hz Musa’ya verilen dokuz mucizenin en büyükleri bu âsâ ve Yed-i beyza mucizeleridir.
24
“(Şimdi) sen, Firavun’a git. Çünkü o, gerçekten azıttı.” buyurdu.
25
25,26. (Mûsa): “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,¹ bana işimi kolaylaştır”
1 Göğsümü îman ve Peygamberlik nuruyla nurlandır.
26
25,26. (Mûsa): “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,¹ bana işimi kolaylaştır”
1 Göğsümü îman ve Peygamberlik nuruyla nurlandır.
27
27,28. “Dilimdeki anlatım bozukluğunu gider,¹ ki sözümü iyi anlasınlar,”
1 Bu âyet: “Dilimden düğümü çöz,” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyetle ilgili olarak bazı tefsirlerdeki; Hz. Mûsa’nın çocukken, Firavunun tacını başından alması ile ilgili anlatılanların tamamı Yahûdî kaynaklı rivâyetlerdir.
28
27,28. “Dilimdeki anlatım bozukluğunu gider,¹ ki sözümü iyi anlasınlar,”
1 Bu âyet: “Dilimden düğümü çöz,” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyetle ilgili olarak bazı tefsirlerdeki; Hz. Mûsa’nın çocukken, Firavunun tacını başından alması ile ilgili anlatılanların tamamı Yahûdî kaynaklı rivâyetlerdir.
29
29,3. “Ailemden birisini, kardeşim Hârûn’u bana yardımcı kıl,”
30
29,3. “Ailemden birisini, kardeşim Hârûn’u bana yardımcı kıl,”
Sonraki 30 ayet →