2
(İşte bunlar) Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya rahmetinin zikridir.
3
Bir zamanlar o (Zekeriyya) Rabbine gizlice yalvararak,¹
1 Bk. (Âlu İmrân: 39–42)
4
“Ey Rabbim! Şüphesiz benim gücüm kuvvetim kalmadı, saçım başım ağardı ve ey Rabbim! Şimdiye kadar sana duâ edip de duâmın kabul edilmediği hiç olmadı.”¹ dedi.²
1 Bu âyet; “Ey Rabbim, benim kemiklerim yıprandı, yaşlılık alevi başımı sardı, ey Rabbim! Sana duâ etmekle, hiçbir zaman bedbaht olmadım.” şeklinde de tercüme edilebilir. “Kemiklerin yıpranması ve ihtiyarlık alevinin başı sarması” yaşlılık ve düşkünlükten “kinâye” olduğu için yukarıdaki tercüme tercih edilmiştir. 2 Hz. Zekeriyya’nın dusı için Bk. (Âlu İmrân: 40)
5
“(Ey Rabbim!) Gerçekten ben, eşim kısır olduğu için benden sonra (yerimi dolduracak) yakınlarımın (olmayışın)dan dolayı endişeliyim.¹ Bana katından bir oğul bağışla.” (dedi.)
1 Bu bölüm; “benden sonra (yerimi dolduracak) yakınlarımın (iyi hareket etmeyeceklerinden) endişeliyim.” şeklinde de tercüme edilebilir. Bk. (Enbiyâ: 89)
6
(Ve devamla): “Ey Rabbim! O (oğul) bana da mirasçı¹ olsun, Yâkûb oğullarına da mirasçı olsun. Ey Rabbim! Onu râzı olduğun (kullarından) kıl.” dedi.
1 O oğlun mirasçı olması; mal yönünden değil, Hz. Zekeriyya (a.s)’ın mesajı yönündendir.
7
(Allah): “Ey Zekeriya! Seni, adını daha önce kimseye vermediğimiz Yahya¹ adında bir erkek çocukla müjdeliyoruz.” buyurdu.²
1 Bu çocuğa Yahya adı; çocuk sahibi olma yönünden ölmüş bir anne ve babadan dünyaya geldiği için verilmiş olabilir. Çünkü Yahya ismi “diri olmak” fiilinden türetilmiştir. 2 Hz. Zekeriyya’nın duâsına verilen başka bir cevapla ilgili olarak. Bk. (Âlu İmrân: 39)
8
(Zekeriya da): “Ey Rabbim! Eşim kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim oğlum nasıl olabilir?” dedi.¹
1 Zekeriyya’nın duâsı için Bk. (Âlu İmrân: 38)
9
(Ona gelen melek): “(Ey Zekeriyya!) Orası öyle ama Rabbin: ‘bu Benim için daha önce tıpkı seni yoktan yarattığım gibi çok kolaydır.’ buyurdu.” dedi.¹
1 Benzer ifâdeler için Bk. (Âlu İmrân: 40)
10
(Zekeriyya): “Ey Rabbim! (Çocuğum olacağına dâir) bana bir mûcize ver.”¹ dedi. (Allah da) Senin mûcizen, sapasağlam olduğun halde (üç gün) üç gece insanlarla konu-şamamandır.” buyurdu.
1 Hz. Zekeriyya (a.s)’ın bu ifâdesi, Hz. İbrahim’in (Bakara: 260)’daki, “Bir zamanlar İbrahim: ‘Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.’ dedi. (Allah da ona:) ‘Yoksa buna inanmıyor musun?’ buyurdu...” ifâdesine benzemektedir.
11
Hemen (Zekeriyya,) mescidden kavminin karşısına çıkarak onlara: “Sabah akşam (sürekli olarak) O (Allah’ın) şânını yüceltmelerini.”¹ işaretle bildirdi.
1 Tesbih: Allah’ı tenzih etmek, yani zatını inanç yönüyle dil ile ikrar, amel yönüyle lâyık olmayan her türlü şaibeden uzak tutmak anlamına gelir.
12
(Yahya büyüyünce) ona: “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrât’a) sımsıkı sarıl!” (dedik) ve henüz çocukken (katımızdan) ona (ilim ve) hikmet verdik.¹
1 Hz. Yahya (a.s)’ın Peygamber olacağı daha doğmadan Hz. Zekeriyya’ya bildirilmişti. (Kurtubî) Bk. (Âlu İmrân: 39)
13
(Ayrıca) tarafımızdan ona bir yumuşak kalplilik ve temizlik de (verdik). (Çünkü) o, çok takva sahibi idi.
14
O anne ve babasına itaatkâr bir kimse idi ve isyankâr (bir) zorba değildi.
15
Hem doğduğu gün, hem öldüğü gün hem de diri olarak kabirden kaldırılacağı gün, Allah’ın selamı onun üzerine olsun.¹
1 Aynı ifâdeleri 33. âyette Hz. Îsâ (a.s), kendisi için kullanmıştır.
16
(Ey Muhammed! İnsanlara) Kitap’taki Meryem¹ (kıssasın)ı da anlat. Hani o ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilince...
1 (Hz.) Meryem: Hz. İsa (a.s)’ın annesidir. İsrail oğullarının ileri gelenlerinden İmran’ın kızıdır. (Tahrim: 12) Meryem, "dindar kadın" demektir. Erkeklerden sakınan, iffetli anlamında "Betül" adıyla da adlandırılır. İmran’ın hanımı, kısır bir kadın olup, hiç çocuğu olmamış idi. Kendisine bir çocuk ihsan etmesi için Allah’a dua etti ve duası kabul edilirse çocuğunu Beyt’ül-Makdis’e hizmetçi olarak adadığını söyledi. (Alu İmran: 35) Meryem’in annesinin, çocuğunun kız olma ihtimali aklına gelmemişti. Eğer çocuk kız olursa Beyt’ül-Makdis’te hizmette bulunması nasıl mümkün olabilirdi. (Alu İmran: 30) Hz. Meryem’in doğuşundan, İsa (a.s)’ı mucizevî bir şekilde dünyaya getirişine kadar ki olaylar, Kur’an-ı Kerim’de geniş olarak yer almaktadır. Hz. Meryem’in ne kadar yaşadığı ve nerede öldüğü hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Kur’an’da Hz. Meryem’den başka hiçbir kadın ismiyle anılmaz. (Alu İmran: 35-49)
17
…Onlarla arasına bir perde çekti. Bu sırada ona rûhumuz¹ (olan Cebrâil)’i gönderdik. O ona normal bir insan şeklinde göründü.
1 Bu rûhun Hz. Îsâ (a.s)’ın rûhu olduğu hakkında rivâyetler varsa da âyetin devamının mefhumuna uymamaktadır. Bu rûhun, Cebrâil olması daha kuvvetlidir.
18
(Meryem ona): “Gerçekten ben, senden Rahman (Allah)’a sığınırım. Eğer (Allah’tan) korkan birisi isen (bana sakın dokunma).” dedi.
19
(Cebrâil): “Ben, Rabbinin sana tertemiz bir oğul armağan ettiğini (müjdelemek) için gönderdiği elçiden başka bir şey değilim.” dedi.
20
(Meryem ona): “Bana bir insan dokunmadığı ve iffetsiz de olmadığım halde benim çocuğum nasıl olabilir?” dedi.
21
(Cebrâil): “Allah: ‘Bu (babasız çocuk verme işi), onu insanlara bir mûcize ve rahmet kılacağımız için Bana göre çok kolaydır. Hem de bu, önceden alınmış bir karardır.’ buyurdu.” dedi.
22
(Meryem) ona hamile kaldı¹ ve o, (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
1 Hz. Meryem’in, Hz. İsa’ya hamile kalmasında Cebrâil’in hiçbir maddî etkisi yoktur. Cebrâil, Hz. Meryem’e sadece bir oğlu olacağını müjdelemek için Allah tarafından elçi olarak gönderilmiştir. Hz. İsa, Allah’ın olması için emrettiği bir emir kelimesinden yani “ol” demesinden ve Allah’ın kendi rûhundan bizzat kendisinin üfleyerek yaratmasından başka bir şey değildir. Hz. Yahya (a.s)’ın yaratılışı da aynıdır. Bk. (Tahrim: 12, Enbiyâ: 91, Âlu İmrân: 39, 45, Nisâ: 171) Ayrıca Bk. (Elmalılı: sh. 1101)
23
(Sonunda) doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeye mecbur etti. (Orada): “keşke ben bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.” dedi.
24
24,25. (Bulunduğu yerin) aşağısından (melek) ona: “(Ey Meryem) tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir akarsu¹ yarattı. Hurma (ağacının) dalını kendine doğru salla² da üzerine taze hurma dökülsün.” dedi.
1 Kimileri bunu, doğum suyu anlamışlarsa da bu yanlıştır. Bk. (Mü’minun: 50) 2 Bu sünnetullahtır. Allah’ın rızk vermesi için en azından hurma dalını sallamak gibi bir sebebi işlemek gerekir.
25
24,25. (Bulunduğu yerin) aşağısından (melek) ona: “(Ey Meryem) tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir akarsu¹ yarattı. Hurma (ağacının) dalını kendine doğru salla² da üzerine taze hurma dökülsün.” dedi.
1 Kimileri bunu, doğum suyu anlamışlarsa da bu yanlıştır. Bk. (Mü’minun: 50) 2 Bu sünnetullahtır. Allah’ın rızk vermesi için en azından hurma dalını sallamak gibi bir sebebi işlemek gerekir.
26
(Melek ona, Ey Meryem!): “Artık ye, iç (ve çocuğundan dolayı) sevin.¹ Eğer herhangi bir insan görürsen: ‘Ben Rahman (olan Allah)’a oruç adadım, bugün hiç bir insanla asla konuşmayacağım’ de.” (dedi.)
1 Bu bölüm; “(Ey Meryem:) artık ye, iç, gözün aydın olsun...” şeklinde de tercüme edilebilir.
27
Sonunda çocuğunu, (kucağına) alarak kavmine getirdi. (İnsanlar ona): “Ey Meryem! Hakikaten sen acayip bir şey yaptın!” dediler.
28
(Devamla): “Ey Hârûn’un kız kardeşi!¹ Senin baban, kötü bir insan değildi; an-nen de iffetsiz (bir kadın) değildi” (dediler.)
1 Hârûn’un kız kardeşi sözü, ya Meryem’in Hârûn adında bir kardeşi olduğunu ya da onun Hz. Hârûn ailesine mensup olduğunu ifâde eder. İkincisi Arapçaya daha uygundur.
29
Bunun üzerine (Meryem onlara çocukla konuşmalarını) işaret etti. (Onlar da): “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?” dediler.
30
(İsa): “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı.” dedi.¹
1 Hz. Îsâ (a.s) bu sözleri beşikteyken söylemiştir. Bazıları bu mucizeyi görmemek için Hz. İsa’nın bu sözleri büyüdükten sonra söylediğini ifade etmişlerdir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 46, Mâide: 110)
Sonraki 30 ayet →