1
Allah’ın (kâfirlere helâk) emri (O ne zaman dilerse o zaman) gelir, ¹ onu (beklemekte) acele etmeyin.² Allah onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.
1 Burada (أَتَى) fiilinin di’li geçmiş zaman olmasına rağmen geniş zaman olarak tercümesi daha uygundur. (Kurtubî) Burada “emir”den murad, kâfirlere vadedilen azap veya kıyamettir. Fakat bu durumda “geldi” demenin, “gelmek üzeredir, gelmektedir, gelir” manasına mecaz olması daha uygundur. Zira devamında (لَا تَسْتَعْجِلُوهُ) (acele etmeyin) buyurulması da buna karine olur. Zira o emir (azap veya kıyamet emri) gelmiş olsa idi acele etmek muhal olurdu. (Elmalılı) 2 Âyetin bu bölümü: “Allah’ın (ibâdet ve yaşayışınızla ilgili) emri geliyor, onu (beklemekte) acele etmeyin (her emrin zamanını en iyi O bilir.)” şeklinde de tercüme edilebilir.
2
(Allah) “tek ilâh Benim, Benden hakkıyla korkun” uyarısını (insanlara) söylesinler diye, kullarından dilediklerine,¹ kendi katından (bazı) melekleri, vahiy² ile indirir.
1 Bu âyete göre nübüvvet, kesbî değil vehbîdir. Yani Peygamberlik, kişinin kendi kazancıyla değil, Allah’ın ihsanıyla olur. 2 Buradaki “ruh” kelimesi “vahiy veya nübüvvet” anlamınadır. (Celâleyn, Kurtubî)
3
Gökleri ve yeri mutlak doğru (kural)larla yaratan (Allah) onların şirk koştukları şeylerden çok yücedir.
4
(Allah) insanı bir damla sudan yarattı¹ (o da) hemen (Allah’a) açıktan açığa düşman kesildi.²
1 Buradaki insan, Âdem (a.s) değil onun neslidir. Yani âdem (a.s) ilk insan olarak toprak ile su karışımından yaratılmıştır. Onun nesli olan insanlar ise bir ana ve babadan üreme yolu ile yaratılmıştır. (Hucurat: 13) Bazı Âdem’e baba bulmaya uğraşan akıldaneler, acaba Âdem’in babasına, onun da babasına nasıl ve ne zaman baba bulacaklar veya Âdem’le insan kelimelerinin anlam farklılığını ne zaman anlayacaklar? Yoksa Allah âdem’i yaratırken onlar (hâşâ) orada mı idiler? Her şeyi yoktan var eden Allah, dilediğini dilediği şekilde yaratmaya muktedirdir. 2 O, son derece hakir bir sudan yaratılan, Allah’ın kudretiyle, ona verdiği ruh, his ve irade ile insan kılığına giren insan bir de bakarsın; Allah’a düşman kesilir. Ona karşı şirk koşmağa, mantık ve felsefeden bahsetmeğe, peygamberlerini beğenmemeğe, benim bildiğim Allah böyle demez demeğe, alternatif ütopyalar ve dinler uydurmağa… kalkışır.
5
Ve sizin kendilerinden elbiseler diktiğiniz, faydalandığınız ve (bir kısmının etinden) yediğiniz hayvanları da (Allah) yarattı.
6
(O hayvanları) akşamları (evinize) getirdiğiniz, sabahları (otlağa) götürdüğünüz sırada, onlarda sizin için güzellik(ler) vardır.
7
(O hayvanlar) meşakkat çekerek gideceğiniz memleketlere, sizin bedenlerinizi¹ (zahmetsizce) taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatli, pek merhametlidir.
1 (أَثْقَالٌ) kelimesi “yük” anlamına geldiği gibi “beden” anlamına da gelir. Bk. (Zilzâl: 2) Bu sebeple burada “beden” anlamı tercih edilmiştir. “Yük” anlamı da verilebilir.
8
(Allah) atları, katırları ve eşekleri binek ve süs hayvanı olarak yarattı.¹ O sizin bilmediğiniz daha nice şeyler de yaratıyor.²
1 Bu hayvanların etlerinin yenmesinin haram kılınma sebebi bu olabilir. 2 Allah’ın yaratması olup bitmiş bir şey değildir. Daha nice farklı şeyler yaratır ve yaratacaktır da... (Otomobil, uçak, tren v.s. gibi.)
9
Hak yolu göstermek (sadece) Allah’a aittir. O (yolların) eğrisi de vardır. Eğer (Allah) dileseydi sizin hepinizi birden hak yola, ulaştırırdı.
10
Hem içtiğiniz, hem de hayvanlarınızı otlattığınız bitkilerin kendisiyle yetiştiği suyu, gökten indiren de O (Allah)’tır.
11
(Allah onunla) sizin için ekin(ler), zeytin(ler), hurmalıklar, üzümler ve türlü türlü meyveler yetiştirir. Şüphesiz bunda, düşünen bir topluluk için mûcize(ler) vardır.
12
(Allah) geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da Onun (koyduğu kurallarla) emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için mûcizeler vardır.
13
(Allah’ın) yeryüzünde sizin için yarattığı rengârenk bitkilerde de düşünen bir toplum için gerçekten mûcize(ler) vardır.
14
Denizi de ondan taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyaları (olan inciler) çıkarmanız için, sizin emrinize veren O (Allah’tır). Gemilerin orada (Allah’ın) lütfundan rızık aramanız için (suları) yararak yüzdüğünü görüyorsun. (Şimdi) belki şükredersiniz.
15
(Ve yine Allah) sizi sarsmaması için¹ yeryüzüne sâbit dağlar ve yolunuzu bulasınız diye de nehirler ve yollar yarattı.²
1 Buradaki (أَنْ تَمِيدَ) ifâdesi, (لِئَلَّا تَمِيدَ) takdirindedir. (Kurtubî) 2 Bk. (Enbiyâ: 31, Tâ Hâ: 53, Zuhruf: 10)
16
Ve (daha birçok) işaretler (yarattı. Hatta geceleyin) o (insanlar) o (yıldızlarla da) yol bulurlar.
17
Yaratan (Allah) hiç yaratamayan (şeyler) gibi olur mu? (Ey kâfirler!) Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?
18
Eğer Allah’ın nîmet(ler)ini saymak isteseniz, onu (asla) sayamazsınız. Gerçekten Allah çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.
19
Allah, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.
20
(Onların) Allah’ı bırakıp da taptıkları (putlar) hiçbir şeyi yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılıp durmaktadır.
21
(Hatta onlar) ne zaman dirileceklerinin bile farkında olmayan ölüdürler, (kendi kendilerine de) diri değildirler.¹
1 Canlı olabilmek için Allah’a muhtaçtırlar.
22
(Ey insanlar!) Sizin ilâhınız, tek olan ilâhtır.¹ Âhirete inanmayanların kalpleri ise, kendilerini büyük gördüklerinden dolayı, inkârcıdır.
1 Yani Allah’tır.
23
Şüphesiz ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O büyüklük taslayanları sevmez.
24
Onlara: “Rabbiniz (Allah) ne indirdi?” denildiğinde onlar: “Eskilerin masalları.” dediler.
25
(İşte bu yüzden) kıyamet gününde hem kendi günâhlarının hem de körü körüne saptırdıkları kimselerin günâhlarının¹ tümünü birden yüklenirler. Şunu iyi bilin ki; onların yüklendikleri ne kötü (yüktür.)
1 (مِنْ أَوْزَارِ)’deki (مِنْ) azlık değil, cins bildiren (مِنْ)’dir. Zîrâ kim bir çığır açarsa onun sevabını da günâhını da aynen yüklenir. (Kurtubî)
26
Onlardan öncekiler¹ de (kendilerine göre) tuzaklar kurmuşlardı. (Sonunda) Allah(ın helâk) emri onların ummadıkları bir yerden, yani binalarının temellerinden gelince, üstlerindeki tavan(ları) tepelerine çöküverdi.²
1 Bunların; Nemrut ve kavmi oldukları hakkında rivâyetler vardır. 2 Böylece yok olup gittiler.
27
Sonra (Allah) kıyamet günü onları rezil edecek ve: “Uğrunda (inananlara) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani (şimdi) nerede?” diyecek. Kendilerine ilim verilenler¹ de: “gerçekten bugün (tüm) rezillik ve kötülük (sadece) kâfirlere aittir” diyecekler.
1 Bunlar melekler, peygamberler veya cennete girmeyi hak eden, Allah’ın has kulları olabilir.
28
Melekler, (kâfir olarak) kendi kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken, onlar: “(aslında) biz kötü bir şey yapmıyorduk” diyerek Müslüman olmak isteyecekler. (Melekler de onlara): “Asla! Allah, sizin neler yaptığınızı kesinlikle çok iyi bilir...” (diyecekler.)
29
(...Ve devamla): “Derhâl içerisinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin (bakalım). Büyüklük taslayanların barınağı ne kötüdür.” (diyecekler.)
30
(Allah’tan hakkıyla) sakınanlara da: “Rabbiniz ne indirdi?” denilince, onlar: “İyilik” dediler. Bu dünyada Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha da hayırlıdır. (Allah’tan hakkıyla) sakınanların yurdu ne güzeldir.
Sonraki 30 ayet →