1
Ebû Leheb¹ (elleri kırılıp) helâk olsun,² zâten helâk oldu da.
1 Ebû Leheb: Adı Abd’ül-Uzza b. Abdulmuttalib’tir. Küfründeki ısrarından dolayı kendisine; “alev babası” anlamındaki “Ebû Leheb” lâkabı takılmıştır. Kendisi, Peygamberimize ve Müslümanlara eziyet eder, karısı Ardiya (Ümmü Cemil) da Peygamberimizin yoluna diken atardı. Peygamberimiz; “akrabalarının en yakınlarını uyar” (Şuarâ: 214) ve; “öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça ilan et ve müşriklerden uzak dur” (Hicr: 94) âyeti inince Safâ tepesine çıkarak Mekkelileri uyarmıştı. Bu sırada Ebû Leheb, yerden bir çakıl taşı alarak Hz. Peygamber’e fırlatmış ve “Kahrolasıca (tebben lek)! Bizi bunun için mi topladın?” demişti. Bunun üzerine bu sûre nâzil oldu. (Buharî, Tirmizî) Müşrikler arasında Kur’an’da ismi zikredilerek lânet edilen tek kişi, Ebû Leheb’tir. Bedir hezimeti kendisine haber verilince üzüntüsünden, yedi gün sonra ölmüştür. Cesedine oğulları dahi yanaşamamışlar, ceset kokuşuncaya kadar ortada kaldıktan sonra bir çukura atmışlardır. Burada zikredilen Ebû Leheb ise de kastedilen kıyamete kadar gelecek Ebû Leheb zihniyetlilerdir. 2 Bu ayetin “elleri kurusun” şeklindeki tercümesi yaygındır. “Eli kurusun” tabiri daha ziyade “eli çolak olsun” manasında kullanılmaktadır. Bununla beraber mecâzî anlamda; “iflâs etsin, elinde avucunda bir şey kalmasın, tutacağını tutamasın, yuh olsun, perişan olsun ve her tuttuğu boşa çıksın” gibi beddua mânâsına da gelmektedir.
2
2,3. Ona (dünyada) malı¹ da kazancı² da bir yarar sağlamadığı gibi o, (âhirette de) gâyet alevli bir ateşe girecek.
1 Malı: sermayesi, babasından miras kalan, eski ve yeni bütün malı şeklinde anlaşılmıştır. 2 Kazancı: kâr ve gelirleri, kazanmak için yaptığı ticareti, gerek malından harcamak ve faydalanmak suretiyle kendi arzusuna göre elde ettiği nasip, yani çalışması ile yaptığı işler ve sahip olduğu şeyleri, çocukları, sosyal durumu, örf ve âdetlerine göre yaptığı iyilikler, ayrıca Peygamber’e karşı kurduğu tuzak ve düşmanlıkların hepsidir şeklinde anlaşılmıştır.
3
2,3. Ona (dünyada) malı¹ da kazancı² da bir yarar sağlamadığı gibi o, (âhirette de) gâyet alevli bir ateşe girecek.
1 Malı: sermayesi, babasından miras kalan, eski ve yeni bütün malı şeklinde anlaşılmıştır. 2 Kazancı: kâr ve gelirleri, kazanmak için yaptığı ticareti, gerek malından harcamak ve faydalanmak suretiyle kendi arzusuna göre elde ettiği nasip, yani çalışması ile yaptığı işler ve sahip olduğu şeyleri, çocukları, sosyal durumu, örf ve âdetlerine göre yaptığı iyilikler, ayrıca Peygamber’e karşı kurduğu tuzak ve düşmanlıkların hepsidir şeklinde anlaşılmıştır.
4
Karısı da (onun ateşine) odun taşıyacak.
5
Hem de gerdanında (ziynet yerine) bükülmüş, sağlam bir halatla…¹
1 Mesed: İnce hurma dallarından elde edilen ve sağlam bükülüp örülen sağlam bir urgan, liftir. Yani mesed, kuvvetli liflerden, kıl, deri ve demir gibi hangi maddeden yapılırsa yapılsın bildiğimiz kendir, urganlar tarzında fitil fitil, kat kat ip şeklinde bükülmüş veya örülmüş “sağlam urganlar” demektir.