Ana SayfaMealler › Mehmet Türk
MT

Mehmet Türk

Mehmet Türk
Mehmet Türk meali ile okumaya başla
Adiyat 1 / 11
1
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;² 1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
M. Türk 100:1
2
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;² 1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
M. Türk 100:2
3
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;² 1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
M. Türk 100:3
4
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;² 1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
M. Türk 100:4
5
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;² 1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
M. Türk 100:5
6
Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.¹ 1 Kenûd: Çok nankör ve çok inkâr eden anlamına gelir. Bir şey bitirmeyen verimsiz araziye ve kocasının haklarını ve iyiliklerini inkâr eden nankör kadına, yemeğini misafirden sakınarak yalnızca yiyen cimriye, mutlak olarak cimri ve pintiye, inadına isyankâr ve günahkâra ve uşağını çok döven kimseye "kenud" denilir. Burada çogunlukla insan tabiatina ait olmak üzere çokları "nimeti inkâr eden" demişlerdir.
M. Türk 100:6
7
Ve kendisi de bunu çok iyi bilir.
M. Türk 100:7
8
(Ayrıca) o, dünya malına da çok düşkündür.
M. Türk 100:8
9
9,1. O bilmiyor mu ki, kabirlerin içerisindekiler, dışarıya çıkarılıp gönüllerde gizlenenler ortaya döküldüğü, zaman,¹ var ya! 1 (بُعْثِرَ) kelimesi Arapçada; “bir şeyi kısaca ifâde etmek” için kullanılan türdendir ve “dirilme zamanı gelip kabirlerin içerisindekilerin dışarıya çıkarılması” demektir. Tıpkı hamdele’nin; (اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ), havkale’nin; ise (لَا حَوْلَ وَ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ) demek olduğu gibi. (Elmalılı) Konuyla ilgili olarak Bk. (İnfitar: 4)
M. Türk 100:9
10
9,1. O bilmiyor mu ki, kabirlerin içerisindekiler, dışarıya çıkarılıp gönüllerde gizlenenler ortaya döküldüğü, zaman,¹ var ya! 1 (بُعْثِرَ) kelimesi Arapçada; “bir şeyi kısaca ifâde etmek” için kullanılan türdendir ve “dirilme zamanı gelip kabirlerin içerisindekilerin dışarıya çıkarılması” demektir. Tıpkı hamdele’nin; (اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ), havkale’nin; ise (لَا حَوْلَ وَ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ) demek olduğu gibi. (Elmalılı) Konuyla ilgili olarak Bk. (İnfitar: 4)
M. Türk 100:10
11
İşte o gün Rableri, onların bütün yaptıklarını (kendilerine) tek tek haber verecektir.
M. Türk 100:11
Adiyat suresi tamamlandı