1
Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Elçisi içindir. Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun; aranızı düzeltin! Müminlerseniz Allah’a ve Elçisine itaat edin!” [*]
Yüce Allah’a ve Elçi’ye itaatle ilgili benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12.
2
Müminler Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine O’nun ayetleri [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman imanları artan [*] ve sadece Rablerine güvenen kişilerdir.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:173; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.
3
Onlar, namazlarını doğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz (şeyler)den (Allah yolunda) [infak] edenlerdir (verenlerdir).
4
İşte onlar, gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli bir rızık vardır. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:2-5; Neml 27:1-3; Lokmân 31:1-5.
5
Nitekim müminlerden bir grup istemediği hâlde, Rabbin seni bir amaç uğrunda evinden çıkarmıştı.
6
Gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi o amaçla ilgili olarak (savaş hakkında) seninle tartışıyorlardı.
7
Hani Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; [*] siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. (Oysa) Allah, sözleriyle [hakk]ı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
Bedir Savaşı, Miladi 624 yılında meydana gelmişti. Suriye’den dönmekte olan kervan 30-40 kişi tarafından korunuyordu ve içinde Amr b. Âs ile Amr b. Hişâm gibilerin de bulunduğu Ebû Süfyân komutasındaydı. Müslümanları yurtlarından çıkarmış olan Kureyşlilerden öç almak ve onları mağlup etmek için bu durum çok önemli bir fırsat oluşturmuştu. Müslümanların 300 veya 310 kişilik bir orduyla kervanı vuracağı haberi kervana ulaşınca, Ebû Süfyan kervanı sahile yönlendirerek Mekke’den yardım talebinde bulunmuştu. Bunun üzerine Kureyşliler 1000 kişilik güçlü bir orduyla kervanı korumak amacıyla yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar artık 30-40 kişinin değil, kendilerinden üç kat daha fazla yani 1000 kişilik çok güçlü bir orduyla karşı karşıya kalmışlardı. Müslümanların ordusu yaklaşık 300 kişiydi. İşte Bedir’de böyle bir ortamda savaş yapılacaktı.
8
(Bütün bunlar), suçlular istemese de [hakk]ı gerçekleştirmek ve [batıl]ı ortadan kaldırmak içindi.
9
Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. [*] O da “Şüphesiz ki ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim.” (diyerek) size cevap vermişti.
Yüce Allah Bedir Savaşı’ndan önce müslümanların kendisinden yardım istediklerini hatırlatmakta ve kendilerine bin melekle yardım edeceğini söylediğini ifade etmektedir. Savaş öncesi şartlara bakıldığında, görünen haliyle durum müslümanların kesin olarak aleyhindeydi. Çünkü müşrik ordusu yaklaşık bin kişi olduğu için müslümanların üç katından daha fazla bir sayıya ulaşmışlardı. Hem süvarileri itibariyle hem de mühimmat, techizat anlamında, belki daha da önemlisi büyük bir moral ve galibiyet havası içerisinde oluşları, ister istemez müslümanlarda bir tedirginliğe sebebiyet veriyordu. Bu yüzden Allah’tan yardım istemişlerdi.
10
Allah bunu sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım, yalnızca Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir. [*]
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:126.
11
O zaman, katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu. Sizi onunla temizlemek için, şeytanın pisliğini (vesvesesini) sizden gidermek, kalplerinizi (birbirine) bağlamak ve onunla ayakları(nızı savaşta) sabit kılmak için üzerinize gökten su indiriyordu.
12
Hani Rabbin meleklere “Şüphesiz ki ben sizinle beraberim; iman edenlere destek olun! Ben kâfir olanların yüreğine korku salacağım. [*] Vurun boyunlarının üzerine! Onların bütün parmak uçlarını vurun!” diye vahyediyordu (bildiriyordu).
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:151. Surenin 11 ve 12. ayetlerinde Yüce Allah’ın müminlere nasıl yardımda bulunduğuna dair bilgiler verilmektedir.
13
Bu (uygulama), onların Allah’a ve Elçisine karşı gelmelerinden ötürüdür. [*] Kim Allah’a ve Elçisine karşı gelirse, şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır. [*]
Bu tür ayetlerde verilmek istenen mesaj, insanların bu türden azabı hak ettiklerine dikkat çekmektir.,Benzer mesaj: Haşr 59:4.
14
İşte (ey kâfirler, cezanız) bu; şimdi onu tadın! Şüphesiz ki kâfirler için ateş azabı vardır.
15
Ey iman edenler! Toplu hâlde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin (kaçmayın)!
16
Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, [*] kim öyle bir günde onlara arka çevirirse (kaçarsa), elbette o, Allah’ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!
Yüce Allah savaş ortamında düşmanlara arkasını dönüp kaçmayı yasaklayınca, bunun iki istisnası olabileceğini ifade etmekte, bu istisnalara sahip değillerse ve geri dönüp kaçarlarsa ilahi gazabın kaçınılmaz olacağını haber vermektedir.
17
(Savaşta) onları siz öldürmemiştiniz fakat onları Allah öldürmüştü; attığın zaman da sen atmamıştın fakat Allah atmıştı. Bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.
18
İşte böyle olmuştu. Şüphesiz ki Allah kâfirlerin tuzağını bozucudur. [*]
Yüce Allah’ın tuzak kurması veya tuzakları boşa çıkarması bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:30; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Neml 27:47; Fâtır 35:10, 43; Mü’min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.
19
(Ey kâfirler)! Siz zafer istiyorsanız, elbette size zafer geldi! (İnkârdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. (Peygamber’e düşmanlığa) dönerseniz, biz de (ona yardıma) döneriz. Topluluğunuz çok bile olsa, sizden hiçbir şeyi savamaz. [*] Şüphesiz ki Allah müminlerle beraberdir.
Bu ayet Bakara 2:249. ayetle birlikte okunmalıdır.
20
Ey iman edenler! Allah’a ve Elçisine itaat edin, [*] duyduğunuz hâlde O’ndan yüz çevirmeyin!
Yüce Allah’a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12.
21
Duymadıkları hâlde “Duyduk!” diyenler gibi olmayın! [*]
Burada hatırlatılmak istenenler İsrailoğullarıdır ve onlar Bakara 2:93 ve Nisâ 4:46’da belirtildiği gibi “işittikleri halde isyanı” tercih etmişlerdir. İşte Yüce Allah müslümanlara hitap etmekte ve İsrailoğulları gibi olmamalarını emretmektedir.
22
Şüphesiz ki Allah katında canlıların en kötüsü, akıl etmeyen [*] dilsizlerdir, sağırlardır. [*]
Benzer bir ayet için bkz. Yûnus 10:99.,Bu ayette bazı kişilerde var olan bedensel bir engel değil, bilgi ve ibret alınmamasıyla ilgili kınama ifadesi yer almaktadır. Benzer bir mesaj, Enfâl 8:55’te de söz konusu edilmektedir.
23
Allah onlarda bir hayır bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
24
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Elçisine (çağrısına) cevap verin! [*] Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer [*] ve siz şüphesiz ki O’nun huzurunda toplanacaksınız.
Burada vahyin diriltici özelliğine dikkat çekilmekte ve ilahi davetin insanların dirilişine vesile olacağı bildirilmektedir. Kur’an’ın ruhları diriltici oluşuyla ilgili benzer mesajlar içeren ayetler için ayrıca bkz. Yâsîn 36:69-70; Şûrâ 42:53; Haşr 59:21.,Yüce Allah’ın kullarına yakınlığıyla ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:186; Hûd 11:61; Kâf 50:16; Vâkı‘a 56:85; Mücâdele 58:7.
25
Öyle bir [fitne]ye (sıkıntı ve zor imtihana) karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ki o, içinizden sadece haksızlık edenlere ulaşmakla (kalmaz). [*] Bilin ki şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.
Yüce Allah bu türden bir fitneye kaşı duyarlı olunması gerektiğini ifade ederek, eğer muhataplar bu noktada duyarsız davranırlarsa meydana gelecek sıkıntı ve felaketin sadece söz konusu fitneyi meydana getiren zalimlerle sınırlı kalmayacağını, o toplumun bütün fertlerini içereceğini haber vermektedir.
26
Hatırlayın ki hani siz yeryüzünde zayıf düşürülmüş az (bir toplum)dunuz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye (Allah) sizi barındırmıştı; yardımıyla sizi desteklemişti ve sizi temiz şeylerden rızıklandırmıştı.
27
Ey iman edenler! Allah’a ve Elçi’ye ihanet etmeyin; (sonra) bilerek kendi emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz. [*]
Bu ayet “Ey iman edenler! Bilerek Allah’a, Elçi’ye ve emanetlerinize ihanet etmeyin!” şeklinde de tercüme edilebilir.
28
Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız, sadece bir imtihandır ve şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah’ın katındadır. [*]
Benzer mesaj: Teğâbun 64:15.
29
Ey iman edenler! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olursanız size [furkân] [*] verir; sizden günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.
Buradaki [furkân] “doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneği”dir. En‘âm 6:155’te de geçtiği üzere [takvâ] (duyarlılık) [Furkân] olan Kur’an’a tabi olmaktır. [Furkân] olan Kur’an’a uyanlar [muttakî] olur. [Takvâlı] olanlara Allah yeni bir [furkân] yaratır.
30
Hani kâfir olanlar seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri veya seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kuruyorlar. Allah da (buna karşı) tuzak kuruyor. [*] Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. [*]
Bu cümle “Allah onların tuzaklarını boşa çıkaracaktır” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde kullanılan fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Allah’ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Âl-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:18; Tevbe 9: 67, 79.,Yüce Allah’ın tuzak kurması veya tuzakları boşa çıkarması bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10, 43; Mü’min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.
Sonraki 30 ayet →