Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Mülk 1 / 30
1
Otoritenin tek sahibi olan (Allah) yüceler yücesidir; O her şeye gücü yetendir.
M. Okuyan 67:1
2
Hanginizin daha güzel davranacağınızı denemesi için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayandır.
M. Okuyan 67:2
3
Yedi kat göğü [*] tabaka tabaka (birbiriyle uyumlu) [*] yaratan da O’dur. [Rahmân]’ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözü(nü) çevir (de bir bak), herhangi bir kusur görebilecek misin! Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.,Benzer mesaj: Nûh 71:15.
M. Okuyan 67:3
4
Sonra tekrar tekrar gözü(nü) çevir (de bak; sonunda) göz(lerin) bitkin bir şekilde yorgun olarak sana geri dönecektir.
M. Okuyan 67:4
5
Yemin olsun ki biz yakın göğü kandillerle süsledik [*] ve onları şeytanlar için kovucular yaptık. [*] Onlar için kavurucu azabı hazırladık. Benzer mesajlar: Hicr 15:16; Sâffât 37:6; Fussilet 41:12 Benzer mesajlar: Hicr 15:17; Sâffât 37:7-9; Cinn 72:8-9.
M. Okuyan 67:5
6
Rablerine karşı kâfir olanlar için cehennem azabı vardır. Ne kötü varış yeridir (orası)!
M. Okuyan 67:6
7
Onlar oraya atıldıklarında, kaynarken (cehennemin) korkunç sesini duyacaklardır.
M. Okuyan 67:7
8
Neredeyse öfkeden çatlayacak! [*] Oraya (cehenneme) her bir grup atıldığında, (cehennemin) bekçileri onlara “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye soracaklar. Cehennemin bir canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân 25:12; Kâf 50:30; Me‘âric 70:17.
M. Okuyan 67:8
9
Onlar (cehennemdekiler) şöyle diyecekler: “Evet, elbette bize bir uyarıcı gelmişti fakat biz onu yalanlamış ve “Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz sadece büyük bir sapkınlık içindesiniz!” demiştik. [*] Benzer mesajlar: En‘âm 6:91; Yâsîn 36:15.
M. Okuyan 67:9
10
“(Elçileri) dinleseydik yani [*] aklımızı kullansaydık şu alevli ateş halkı arasında olmazdık!” (diyecekler). Buradaki [ev] edatı “yani” şeklinde yorumlanmalıdır.
M. Okuyan 67:10
11
Günahlarını itiraf etmiş (olacaklar). O alevli ateş halkı (merhametten) uzak olsun!
M. Okuyan 67:11
12
Şüphesiz ki [gayb]daki Rablerine saygı duyanlara gelince, [*] onlar için hem bağışlanma hem de büyük bir ödül vardır. Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:49; Fâtır 35:18; Yâsîn 36:11; Kâf 50:33.
M. Okuyan 67:12
13
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun! Şüphesiz ki O, göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir. [*] Benzer mesajlar: Bakara 2:33; Âl-i İmrân 3:29; Mâide 5:99; En‘âm 6:3; İbrâhîm 14:38; Tâhâ 20:7; Enbiyâ 21:110; Nûr 24:29; Neml 27:25; Ahzâb 33:54; Mü’min 40:19; Mümtehine 60:1; A‘lâ 87:7.
M. Okuyan 67:13
14
Yaratan bilmez mi hiç! [*] O derin bilgi sahibidir, [*] haberdardır. Bu cümle “Dikkat edin, Yaratan bilir” veya “(Allah) yarattığı kişileri bilmez mi hiç!” şeklinde de tercüme edilebilir ki hepsi de doğrudur Burada geçen [el-latîf] sıfatı, “bilgi” ile ilgili bir içerikte yer aldığı için “lütufkâr” anlamında değil de “en ince detayına kadar bilen” şeklinde anlaşılmalıdır.
M. Okuyan 67:14
15
O, yeri sizin için boyun eğdirmiştir. Her tarafını dolaşıp O’nun (Allah’ın verdiği) rızkından yiyin! Dönüş, yalnızca O’nadır.
M. Okuyan 67:15
16
Gökte (de) olanın [*] sizi yere batırmasından güvende misiniz? O zaman (yer) hemen sarsılmaya başlar. Bu ayette geçen [es-semâ’] kelimesi Yüce Allah’ın gökte oluşunu değil, yüceliğini sembolize etmektedir. Zuhruf 43:83’te de Allah’ın hem gökte hem de yerde ilah olduğu belirtildiği için burada kastedilen konu Allah’a –haşa– mekan isnat etmek değil, O’nun otoritesine ve yüceliğine dikkat çekmektir.
M. Okuyan 67:16
17
Yoksa gökte (de) olan zatın üzerinize taş yağdırmasından güvende misiniz? Uyarımın nasıl olduğunu ileride anlayacaksınız.
M. Okuyan 67:17
18
Yemin olsun ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Benim cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!
M. Okuyan 67:18
19
Üzerlerinde kanat çırparak uçan kuşları düşünmediler mi? [*] Onları Rahmân’dan başkası (havada) tutamaz. Şüphesiz ki O her şeyi görendir. Benzer mesajlar: Nahl 16:79; Nûr 24:41.
M. Okuyan 67:19
20
Yoksa Rahmân’a karşı size yardım edebilecek askerleriniz mi var! kâfirler ancak (derin) bir yanılgı içindedir.
M. Okuyan 67:20
21
Yoksa (Allah size verdiği) rızkını tutarsa (keserse), size rızık verecek biri mi varmış! Hayır! Onlar, azgınlık ve nefrette inatla direnmektedir. [*] Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:42; Ahzâb 33:17; Fâtır 35:2; Zümer 39:38; Mülk 67:28.
M. Okuyan 67:21
22
Yüzüstü sürünen mi daha doğru gidebilir yoksa doğru yolda düzgün bir şekilde yürüyen mi?
M. Okuyan 67:22
23
De ki: “Sizi yaratan, sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler var eden O’dur.” Ne kadar da azınız şükrediyor!
M. Okuyan 67:23
24
De ki: “Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur; (mahşerde) yalnızca O’nun huzurunda toplanacaksınız.” [*] Benzer mesaj: Mü’minûn 23:79.
M. Okuyan 67:24
25
(İnkârcılar) “Doğruysanız bu vaat (Son Saat) ne zamanmış!” derler.
M. Okuyan 67:25
26
De ki: “O bilgi yalnızca Allah katındadır. [*] Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” Benzer mesajlar: A‘râf 7:187; Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.
M. Okuyan 67:26
27
Onu yakın(ların)da gördüklerinde, kâfir olanların yüzleri asılmış olacaktır ve kendilerine “İşte aceleyle istediğiniz (gün) budur!” denecektir. [*] Benzer mesajlar: Rûm 30:56; Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Duhân 44:50; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Me‘âric 70:44; Mutaffifîn 83:17.
M. Okuyan 67:27
28
De ki: “Hiç düşündünüz mü? Allah beni ve beraberimdekileri öldürse veya bize merhamet etse, kâfirleri elem verici azaptan kim kurtarabilir!” [*] Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:42; Ahzâb 33:17; Fâtır 35:2; Zümer 39:38; Mülk 67:20-21.
M. Okuyan 67:28
29
De ki: “O, [Rahmân]’dır. O’na inandık ve yalnızca O’na güvendik. Kimin apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu ileride bileceksiniz.”
M. Okuyan 67:29
30
De ki: “Hiç düşündünüz mü? Suyunuz çekilse kim size bir su kaynağı getirebilir ki!
M. Okuyan 67:30
Mülk suresi tamamlandı