1
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı [tesbih] eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
2
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? [*]
Bu ayet Bakara 2:44 ve Şu‘arâ 26:226. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
3
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfkeyle karşılanır.
4
Şüphesiz ki Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir bina gibi sıra halinde savaşanları sever. [*]
Sureye adını veren [saff] kelimesi “sıra halinde”, [bünyân] kelimesi “bina”, [marsûs] kelimesi ise “kenetlenmiş” anlamına gelmektedir. Bu anlam içerikleriyle bakıldığında, Yüce Allah kendi yolunda yani Allah rızası için savaşanların bu görevi duvarları birbirine kenetlenmiş yekpare bir bina gibi ve saf saf dizili bir şekilde yerine getirenleri sevmekte olduğunu bildirmektedir.
5
Hani Musa, kavmine “Ey kavmim! Benim, Allah’ın size (gönderdiği) elçisi olduğumu bildiğiniz hâlde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” [*] demişti. Onlar (gerçeklerden sapıp) kayınca, Allah da kalplerini kaydırmıştı. [*] Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Bu ayet Bakara 2:55, Nisâ 4:153 ve Ahzâb 33:69. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Kur’an’da [hidayet] ve [dalalet]’le ilgili ayetler bu cümle ışığında anlaşılmalıdır.
6
Hani Meryem oğlu İsa “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben size önümdeki Tevrat’ı(n aslını) doğrulayıcı, adı Ahmet olup benden sonra gelecek elçiyi de müjdeleyici olarak Allah’ın (gönderdiği) elçiyim.” demişti. Ne zaman ki o, kendilerine apaçık deliller getirince “Bu(nlar) apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.
7
İslam’a çağrıldığı hâlde Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir ki! [*] Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:94; En‘âm 6:21, 93, 144, 157; A‘râf 7:37; Yûnus 10:17; Hûd 11:18; Kehf 18:15; ‘Ankebût 29:68; Zümer 39:32.
8
Onlar Allah’ın [nur]unu (ışığını/Kur’an’ı) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. [*] kâfirler istemeseler de Allah [nur]unu (Kur’an’ı) tamamlayıcıdır.
Benzer mesajlar: Tevbe 9:32; İbrâhîm 14:9; Nûh 71:7.
9
Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur. [*]
Bu ayetin izahı için bkz. Fetih 48:28, dipnot 3, 4.
10
Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak ticaret [*] (yolunu) size göstereyim mi?
Bu pasajda gerçek ticaretin ve kazancın ahirete yönelik yatırım olduğuna dikkat çekilmektedir.
11
Allah’a ve Elçisine inanıp güvenirsiniz; [*] mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda [cihad] edersiniz (fedakârlık yaparsınız). Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.
Bu ayetin başındaki [tü’minûne] fiili, bir önceki hitap gereği “inanmak”tan ziyade “güvenmek” anlamındadır.
12
O, günahlarınızı bağışlar; sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, durmaya değer cennetlerdeki [*] güzel meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
“Durulmaya değer cennetler” anlamı verdiğimiz “‘Adn cennetleri” ifadesi Kur’an’da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü’min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.
13
Seveceğiniz başka (bir ticaret) daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir zafer. [*] Müminleri (bunlarla) müjdele!
Ayette müjdelenen [fethun karîbun] “yakın fetih” ifadesi, peşinen yani dünyada nasip edilen “Mekke’nin fethi”dir.
14
Ey iman edenler! Allah’ın (yolunun) yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa, Havarilere “Allah’a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?” demişti. Havariler [*] de “Biz Allah’ın (yolunun) yardımcılarıyız!” demişlerdi. [*]İsrailoğulları’ndan bir grup inanmış, bir grup ise inkâr etmişti. [*] Sonunda biz, inananları düşmanlarına karşı desteklemiştik. Böylece galip gelmişlerdi.
[Havari] kelimesi, “beyaz giyenler”, “beyazlara bürünenler”, “tasdik edenler”, “samimi olanlar”, “tertemiz kişiler” gibi anlamlara gelmektedir.,Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:52.,Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi insanları topyekün değerlendirmek doğru değildir. Çünkü içlerinden kötüler olduğu gibi iyiler de çıkmaktadır.