Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
(Parça parça) indiğinde [necm]’e (Kur’an’a) yemin olsun.
M. Okuyan 53:1
2
Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.
M. Okuyan 53:2
3
Arzusundan konuşmuyor.
M. Okuyan 53:3
4
O (Kur’an) kendisine vahyedilmekte olan vahiyden başka bir şey değildir.
M. Okuyan 53:4
5
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
M. Okuyan 53:5
6
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
M. Okuyan 53:6
7
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
M. Okuyan 53:7
8
Sonra yaklaşmış, (ona doğru) sarkmıştı.
M. Okuyan 53:8
9
İki yay arası kadar, hatta [*]daha da yakın olmuştu. Ayetteki [ev] edatına “veya” anlamı verilmemelidir. Çünkü ifade Allah’a aittir; mesafeden bahsedilirken O’nun seçenekli bir ifade kullanması değil, o mesafenin daha yakın olduğu mesajı kastedilmektedir.
M. Okuyan 53:9
10
(Böylece Cebrail, Allah’ın) kendisine vahyettiğini kuluna (Peygamber’e) vahyetmişti.
M. Okuyan 53:10
11
(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.
M. Okuyan 53:11
12
Gördüğü (melek) konusunda şimdi kendisi ile tartışıyor musunuz?
M. Okuyan 53:12
13
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
M. Okuyan 53:13
14
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
M. Okuyan 53:14
15
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
M. Okuyan 53:15
16
Hani o [sidre]’yi (sedir ağacını) neler kaplıyordu neler! [*] Ayetteki [sidretü’l-müntehâ] “uzaktaki sedir ağacı” demektir. Bu ve [cennetü’l-me’vâ] ifadesi, göklerdeki bazı mekânların adı olarak yorumlansa da konuyu “Mekke’ye yakın bir bölgede yaşananlar” şeklinde yorumlamak kanaatimizce daha doğrudur.
M. Okuyan 53:16
17
(Peygamber’in) gözü ne (sağa sola) kaymış ne de sınırı aşmıştı.
M. Okuyan 53:17
18
Şüphesiz ki (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, Cebrail’i) görmüştü.
M. Okuyan 53:18
19
19,20. Lât’a, Uzzâ’ya ve diğer üçüncüsü olan Menât’a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?
M. Okuyan 53:19
20
19,20. Lât’a, Uzzâ’ya ve diğer üçüncüsü olan Menât’a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?
M. Okuyan 53:20
21
Erkek(ler) sizin de dişi(ler) mi O’nun?
M. Okuyan 53:21
22
O zaman şu (yaptığınız) haksız bir paylaşımdır!
M. Okuyan 53:22
23
Bu (putlar), haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. [*] (Müşrikler) zanna ve nefislerinin arzuladığından başka hiçbir şeye uymuyorlar. Yemin olsun ki onlara Rablerinden bir rehber gelmiştir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:81; A‘râf 7:71; Yûsuf 12:40.
M. Okuyan 53:23
24
Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip olduğunu (mu sanıyor)!
M. Okuyan 53:24
25
Oysa ahiret de ilki (dünya) da yalnızca Allah’a aittir.
M. Okuyan 53:25
26
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah’ın dilediği ve razı olduğuna izin vermesinden sonraki durum hariç. [*] Bu ayet Zümer 39:43-44. ayetlerle okunmalıdır.
M. Okuyan 53:26
27
Şüphesiz ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi isimleri takıyorlar.
M. Okuyan 53:27
28
Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Zandan başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. [*] Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:36, 66; Câsiye 45:24.
M. Okuyan 53:28
29
[Zikr]imizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve yakın (dünya) hayatından başka bir şey istemeyen kişilere aldırış etme! [*] Benzer mesajlar: Zâriyât 51:54; Kamer 54:8.
M. Okuyan 53:29
30
İşte onların bilgisi bundan ibarettir. Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını çok iyi bilendir ve O kimin doğru yola ulaştığını da çok iyi bilendir. [*] Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:56, 85; Kalem 68:7.
M. Okuyan 53:30