Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Fetih 1 / 29
1
Şüphesiz ki biz sana (Hudeybiye’de) apaçık bir zafer verdik.
M. Okuyan 48:1
2
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlayacak, [*] sana olan nimetini tamamlayacak ve seni doğru yola ulaştıracaktır. Benzer mesajlar: Muhammed 47:19; Nasr 110:3.
M. Okuyan 48:2
3
Sana güçlü bir şekilde yardım edecektir.
M. Okuyan 48:3
4
İmanlarını imanla artırsınlar [*] diye müminlerin kalplerine güven indiren O’dur. [*]Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah’a aittir. [*]Allah bilendir, doğru hüküm verendir. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Müddessir 74:31.,Yüce Allah Hz. Muhammed’e vadettiği bütün yardım ve zaferlerin elde edilmesinde müminlerin kalplerine huzur, sükun ve güven verdiğini hatırlatarak müminleri bu davada yalnız bırakmadığını ve onları desteklediğini bildirmektedir. Tevbe 9:26’da da belirtildiği gibi, Huneyn’de de yaşandığı üzere, yardımın en büyüğü kalplere yönelik olan huzur ve güvendir Benzer mesajlar: Fetih 48:7; Müddessir 74:31.
M. Okuyan 48:4
5
(Allah) mümin erkeklerle mümin kadınları, içlerinde [ebedî] kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek ve onların günahlarını örtecektir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
M. Okuyan 48:5
6
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara da azap edecektir. (Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberi, onların (inkârcıların ve münafıkların) başlarına gelsin! [*] Allah onlara gazap etmiş, kendilerini lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamış (olacak)tır; ne kötü varış yeridir (orası)! Tevbe 9:98’de de geçen bu ifadede Yüce Allah münafıkların ve müşriklerin “Yüce Allah, Elçisi ve müslümanlarla ilgili” besledikleri ne kadar kötü düşünce varsa, kendi başlarına dönmesini ifade ederek, ilgilileri lanetlediğini bildirmektedir ki devam eden cümlelerde de buna dair bilgi verilmektedir.
M. Okuyan 48:6
7
Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah’a aittir. Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
M. Okuyan 48:7
8
8,9. Allah’a ve Elçisine iman edesiniz, O’na (Allah’a) saygı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam O’nu [tesbih] edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. [*] Benzer mesajlar: Furkân 25:56; Ahzâb 33:45; Sebe’ 34:28; Fâtır 35:24.
M. Okuyan 48:8
9
8,9. Allah’a ve Elçisine iman edesiniz, O’na (Allah’a) saygı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam O’nu [tesbih] edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. [*] Benzer mesajlar: Furkân 25:56; Ahzâb 33:45; Sebe’ 34:28; Fâtır 35:24.
M. Okuyan 48:9
10
Şüphesiz ki sana biat edenler, [*] elbette Allah’a biat etmektedir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. [*] Kim (sözünden) dönerse ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Kim de Allah’a olan sözüne vefa gösterirse, (Allah) ona ileride büyük bir ödül verecektir. [Biat] kelimesi “bağlılık yemini yapmak üzere ellerin birbirinin üzerine konulması işlemi”dir. Ayrıca bkz. Mümtehine 60:12.,Bu mesaj biat edenlerin bu bağlılık yeminini Yüce Allah’ın onayladığını gösteren mecazi bir ifadedir. “Allah’ın eli” ifadesi, “Allah’ın onayı ve rızası” şeklinde yorumlanabilir.
M. Okuyan 48:10
11
Göçebelerden geride kalmış olanlar sana şöyle diyecekler: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!” Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. [*] De ki: “(Allah) size bir zarar (vermeyi) dilerse veya bir yarar elde etmenizi isterse sizin için Allah’a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir ki!” Gerçek şu ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Hudeybiye senesi Hz Peygamber umre için Mekke’ye gitmek istediği sırada Kureyş’in bir saldırısı olma ihtimaline karşı Medine civarındaki Cüheyne, Müzeyne, Ğıfâr, Eşca‘, Düil ve Eslem gibi çeşitli bedevi kabilelerden destek alarak birlikte hareket etmiş, ancak amacının savaş olmadığını göstermek için de beraberinde kurbanlıklar almıştı. Bu bedeviler, karşılarında Mekkelilerin Kureyş, Sakîf ve Kinâne oğullarının bulunacağını düşünerek Hz. Muhammed’le birlikte hareket etmekten, savaşa katılmaktan kaçınmışlardı. İşte bu ayet grubunda bu olaylar ele alınmakta, kalbine iman yerleşmemiş olanların bulunduğu haber verilmiş olmaktadır (Taberî, [Câmi‘u’l-beyân], XXVI, 77).
M. Okuyan 48:11
12
Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
M. Okuyan 48:12
13
Kim Allah’a ve Elçisine iman etmezse (bilsin ki) biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamış (olacağ)ız.
M. Okuyan 48:13
14
Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah’a aittir. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar, dileyene (layık gördüğüne) de azap eder. [*] Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. Bu cümle “Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder” şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Âl-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; ‘Ankebût 29:21.
M. Okuyan 48:14
15
Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye’den) geride kalanlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyerek “Bırakın, biz de sizi takip edelim!” diyeceklerdir. De ki: “Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur.” Onlar size “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır. [*] Burada sözü edilenler Fetih 48:11’de ele alınan ve ikiyüzlülük yapan göçebe Araplardır.
M. Okuyan 48:15
16
Göçebelerden (Hudeybiye’den) geride kalmış olanlara de ki: “Siz ileride çok güçlü bir kavme karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla ya savaşacaksınız ya da teslim olacaklar. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız size elem verici bir şekilde azap eder. [*] Yüce Allah Hudeybiye’ye katılmayıp Hayber ganimetlerine koşuşturmak için izin isteyen göçebe Arapların samimiyetlerini denemek üzere ellerine bir fırsatın geçeceğini Hz. Muhammed’e bildirmektedir. Burada işaret edilen “güçlü kavim”den kastın Müseyleme’nin kavmi Benî hanîfe olabileceği gibi, çok daha sonraki dönemleri içerecek şekilde Rûm veya Fars ya da Havâzin ve Sakîf kabileleri de olabileceği rivayet edilmektedir.
M. Okuyan 48:16
17
Görme engelliye zorluk yoktur; topala zorluk yoktur; hastaya da zorluk yoktur. [*] Kim Allah’a ve Elçisine gönülden itaat ederse (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Kim de yüz çevirirse ona elem verici bir şekilde azap eder. Benzer mesaj: Nûr 24:61.
M. Okuyan 48:17
18
O ağacın altında sana biat ederlerken, Allah o müminlerden şüphesiz ki razı olmuştur. [*] Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları yakın bir zaferle [*] ödüllendirmiş (olacak)tır. Buradaki mesaj, Yüce Allah’ın Hudeybiye’deki bir ağacın altında gerçekleşen [biat]a/bağlılık yeminine katılanlardan razı olduğuyla ilgilidir. Yüce Allah bu kişilerden razı olduğu için bu [biat]a “rıdvan biatı” denmiştir. Bu [biat]ın, Hz. Muhammed bir ağacın altındayken gerçekleştiği belirtilmektedir.,Fetih 48:27’de de belirtildiği gibi burada sözü edilen “yakın fetih” ifadesiyle kastedilenin Hudeybiye’den üç ay sonra gerçekleşecek olan Hayber’in fethi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca savaşsız olarak alınan Hecr (Hicr) bölgesi arazisi de kastedilmiş olabilir. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, bu ifadenin Mekke’nin fethi, İslam’ın Arabistan yarımadasına yayılması, halifeler döneminde sınırların daha fazla genişlemesi bağlamında bütün fetihleri kapsaması da elbette mesajda zımnen yer almaktadır.
M. Okuyan 48:18
19
Elde edecekleri pek çok ganimetlerle de (onları ödüllendirecektir). Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
M. Okuyan 48:19
20
Allah size, elde ede(bil)eceğiniz birçok ganimet vadetmiştir. (Şimdilik) bunları hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir [*] ki bu (imkânlar), müminlere bir delil olsun ve sizi doğru yola ulaştırsın. “İşte şunları hemen vermiştir” ifadesinde kastedilen ganimetlerin Hayber’dekiler olduğu ifade edilmektedir. Kastedilenin Hudeybiye barışı olmasının yanında, ahiretten önce müslümanlara dünyada verilen ve/veya verilecek olan bütün nimetler olması da mümkündür. Ayetteki “insanların ellerini sizden çekmişti” ifadesi müşriklerin onlara yönelik zarar verici müdahalelerinden Yüce Allah’ın müminleri koruması demektir.
M. Okuyan 48:20
21
Allah’ın elbette kuşattığı, henüz elde edemediğiniz başka (imkânlar) da (vadetmiştir). Allah her şeye gücü yetendir.
M. Okuyan 48:21
22
Kâfir olanlar sizinle savaşsalardı, elbette arkalarına dönüp (kaçar)lardı. Sonra hiçbir dost ve hiçbir yardımcı da bulamazlardı.
M. Okuyan 48:22
23
Allah’ın, daha önce geçen (süregelen) kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. [*] Benzer mesajlar: Ahzâb 33:38, 62; Fâtır 35:43; Mü’min 40:85.
M. Okuyan 48:23
24
Sizi onlara üstün (galip) kıldıktan sonra, Mekke vadisinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O’dur. Allah yaptıklarınızı görendir.
M. Okuyan 48:24
25
Onlar, kâfir olan ve sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını engelleyenlerdir. (Mekke’de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek ezmeniz sebebiyle üzüntüye kapılma ihtimaliniz olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Allah dilediğini (layık olanı) rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Birbirinden ayrılmış olsalardı, elbette onlardan kâfir olanlara elem verici bir şekilde azap ederdik.
M. Okuyan 48:25
26
O zaman inkâr edenler, kalplerine katılığı (tutuculuğu), cahiliye katılığını (tutuculuğunu) yerleştirmişlerdi. Allah da Elçisine ve müminlere güven duygusu indirmiş, onların [takvâ] (duyarlılık) sözünü tutmalarını sağlamıştı. (Zaten) onlar, buna en layık ve en ehil kişilerdi. Allah her şeyi bilendir.
M. Okuyan 48:26
27
Şüphesiz ki Allah, Elçisinin rüyasını bir amaç uğruna doğru çıkarmıştır. İnşallah şüphesiz ki siz güven içinde (kiminiz) başlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz saçlarını) kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. [*] Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bunun dışında size yakın bir zafer [*] vermiş (olacak)tır. Yüce Allah Hz. Muhammed’in gördüğü bu rüyayı gerçekleştirdiğini bildirmekte, muhtemelen Hudeybiye’den bir sonraki yıl onların aynen rüyada görüldüğü şekliyle Kâbe’ye gideceklerini önceden müjdelemiş olmaktadır Burada kastedilen “yakın fetih”, muhtemelen Hudeybiye veya ondan üç ay sonra fethedilmiş olan Hayber’dir. Dahası, kastedilenin bu ikisi dışındakileri de kapsayacak şekilde bütün fetihler olduğu da belirtilmektedir.
M. Okuyan 48:27
28
(Dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için [*] Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur. [*] Şahit olarak Allah yeter. Ayetteki “onu bütün dinlere üstün kılmak için” ifadesiyle Yüce Allah Hz. Muhammed’i görevlendirmesinin gerekçesini ortaya koymaktadır. Çünkü Âl-i İmrân 3:19, 83 ve 85’te de belirtildiği gibi, Yüce Allah katında tek din İslam’dır ve bunun dışındaki din edinme arayışları kesinlikle kabul edilmeyecektir. Bu ifade, “diğer inanışlara üstünlük sağlamak” anlamının yanında, “gerçek dini kendi bütünlüğü içinde tamamen ortaya koymak” veya “gerçek dini her yönüyle ortaya koyup tamamına erdirmek” şeklinde de yorumlanmaktadır.,Benzer mesajlar: Tevbe 9:33; Saff 61:9. Ayette geçen [bi’l-hüdâ] ifadesi “hidayet ile” yani hakikat yolunu göstermesi anlamına gelmektedir. [Dîni’l-hakkı] ifadesi ise “[Hakk’]ın yani Yüce Allah’ın dini” anlamında “hak, gerçek din”, “haniflik dini” anlamında öncesinde geçen “hidayet”i açıklamaktadır. hidâyet denen şey gerçek dinle buluşmaktır. Bu nedenle, hidayet gerçek dindir; gerçek din de hidayettir. Bakara 2:120, Âl-i İmrân 3:73 ve En‘âm 6:71’de de belirtildiği gibi “gerçek hidayet Yüce Allah’ın hidayeti”dir.
M. Okuyan 48:28
29
Muhammed, Allah’ın Elçisidir. [*] Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidir. [*] Allah’tan lütuf ve rıza isteyerek onları rükû halinde, secde halinde görürsün. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örneği ise şöyledir: (Onlar) filizini yarıp çıkarmış, onu güçlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. (Bu), çiftçilerin hoşuna gider. (Allah) böylece onlar (güçlenen müminler) sebebiyle kâfirleri öfkelendirir. [*] Allah onlardan iman edip iyi işler yapanlara bağışlanma ve büyük ödül vadetmiştir. Bu cümle Hudeybiye antlaşmasının başına [Rasûlüllâh] yazılmasını kabul etmeyen Mekkeli müşriklere karşı bir cevaptır. Onlar ne kadar kabul etmese de “Muhammed, Allah’ın elçisidir” ifadesi evrensel anlamda ilan edilmektedir Benzer mesaj: Mâide 5:54.,Bu cümle şöyle de anlaşılabilir: “Allah burada verdiği örneklerle, müminleri güçlendirmekle kâfirleri öfkelendirmektedir.”
M. Okuyan 48:29
Fetih suresi tamamlandı