Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Şura 1 / 53
1
[Hâ. Mîm.]
M. Okuyan 42:1
2
[Ayn. Sîn. Kâf.] [*] Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
M. Okuyan 42:2
3
Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.
M. Okuyan 42:3
4
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O’na aittir. O yücedir, büyüktür.
M. Okuyan 42:4
5
Neredeyse üstlerinden gökler çatlayacak! [*] Melekler de Rablerini [hamd] (övgü) ile [tesbih] ediyor (yüceltiyorlar) ve yeryüzündekiler için bağışlanma diliyorlar. [*] Dikkat edin! Yalnızca Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. Burada kastedilen şey inkârcıların Yüce Allah’a uygun olmayan sıfatlar yakıştırmasıdır. Benzer mesaj: Meryem 19:90-91 Benzer mesaj: Mü’min 40:7.
M. Okuyan 42:5
6
O’nun peşi sıra dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlar üzerinde asla [vekil] (güven kaynağı) değilsin. [*] Bu ayette gerçek koruyucunun da dayanağın da Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir.
M. Okuyan 42:6
7
Şehirlerin anasını [*] (Mekkelileri) ve onun çevresindekileri uyarman [*] ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle (ilgili) onları uyarman için sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemde (olacak)tır. Ayette geçen [ümmü’l-kurâ] tamlaması “şehirlerin anası” manasına gelmekte, Mekke için kullanılmaktadır; ayette kastedilen ise elbette “Mekke şehri” değil, orada yaşayan “Mekkeliler”dir.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:79; En‘âm 6:19; A‘râf 7:158; Enbiyâ 21:107; Sebe’ 34:28; Yâsîn 36:6; Cum‘a 62:2-3.
M. Okuyan 42:7
8
Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı. [*] Fakat O, dileyeni (layık gördüğünü) rahmetine koyar. Zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardımcısı yoktur. Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13.
M. Okuyan 42:8
9
Yoksa onlar, Allah’ın peşi sıra başka dostlar mı edindiler! (Oysa) Allah -işte O- gerçek dosttur. O ölüleri diriltecektir; O her şeye gücü yetendir.
M. Okuyan 42:9
10
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeydeki (konunun) hükmü Allah’a aittir. İşte, Rabbim Allah budur. Yalnızca O’na güvendim ve yalnızca O’na yönelirim.
M. Okuyan 42:10
11
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. [*] Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır; bu (düzen)de sizi (çoğaltıp) yaymaktadır. Hiçbir şey, O’nun benzeri gibi bile olamaz. [*] O duyandır, görendir. [*] Benzer mesajlar: En‘âm 6:14; Yûsuf 12:101; İbrâhîm 14:10; Fâtır 35:1; Zümer 39:46.,Bu ayet Nahl 16:74 ve İhlâs 112:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki mesaj, hiçbir şeyin Yüce Allah’a denk ve benzer olamayacağını ortaya koymaktır. Yüce Allah ile ilgili akla her ne geliyorsa bilinmelidir ki Allah o değildir; onun dışındadır. Anlaşılıyor ki Allah’ın zatının ne olduğu/zatı bilinemez Bu ayet Yüce Allah’ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Âl-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.
M. Okuyan 42:11
12
Göklerin ve yerin anahtarları, yalnızca O’nun (katında)dır. [*] (Allah) rızkı dilediğine açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. [*] Şüphesiz ki O her şeyi bilendir. Benzer mesaj: Zümer 39:63.,Benzer mesajlar: Ra‘d 13:26; İsrâ 17:30; Kasas 28:82; ‘Ankebût 29:62; Rûm 30:37; Sebe’ 34:36, 39; Zümer 39:52.
M. Okuyan 42:12
13
“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi (Allah) size de din kıldı. [*] (Fakat) kendilerini çağırdığın bu (din) ortak koşanlara ağır geldi. [*] Allah dilediğini (layık olanı) kendisine (peygamber olarak) seçer [*] ve kendisine yöneleni de doğru yola ulaştırır. [*] Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Âl-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Necm 53:56.,Tevhide yani vahye yönelik davet her kime ağır geliyorsa bilsin ki onda şirkle ilgili bir sorun vardır.,Demek ki peygamberlik [kesbî] yani kazanmayla değil, [vehbî] yani ilahi belirlemeyle verilmiştir. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:179; Hacc 22:75.,Benzer mesajlar: Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Müddessir 74:31.
M. Okuyan 42:13
14
Kendilerine bilgi geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. [*] Belirli bir süreye kadar Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar (Mekkeliler) de şüphesiz ki ondan (Kur’an’dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Âl-i İmrân 3:19; Yûnus 10:93; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.
M. Okuyan 42:14
15
İşte onun için sen davet et ve emrolunduğun gibi doğru ol! [*] Onların heveslerine uyma! De ki: “Ben Allah’ın indirdiği (her) kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir; sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. [*] Sizinle bizim aramızda delil (getirmeye gerek) yok. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır; dönüş de yalnızca O’nadır. Benzer mesaj: Hûd 11:114.,Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:63, 72; Kasas 28:55; kâfirûn 109:6.
M. Okuyan 42:15
16
Çağrısına (duasına) cevap verildikten sonra, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında boştur. Onlara bir gazap vardır ve onlar için şiddetli bir (de) azap vardır.
M. Okuyan 42:16
17
Kitabı ve ölçüyü bir amaç ile indiren Allah’tır. [*] Belki de o (Son) Saat çok yakındır. [*] Onu sana bildirecek olan ne olabilir ki! [*] Ayette geçen [el-Kitab] kelimesi, son ilahî mesaj olması bakımından “Kur’an” ve evrensel anlamda “bütün ilahî mesajlar”dır. Buradaki [el-mîzân] sözcüğü ise “denge kanunu, adalet, ölçü” anlamlarını içermekte, bu şekilde insanla ilişkili olan inanç, davranış, hukuk, ahlak, adab vs. her konuda bir dengenin ve adaletin bulunduğu ifade edilmiş olmaktadır.,Benzer mesajlar: A‘râf 7:187; Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.,Bu cümle “Sen nereden bilebilirsin ki” şeklinde de tercüme edilebilir. Kur’an’da [ve [mâ] edrâke] ifadelerinin aksine Ahzâb 33:63 ve ‘Abese 80:3’te de geçen bu ifade cevabı verilmeyen bir hitaptır.
M. Okuyan 42:17
18
Ona (Son Saat’e) inanmayanlar, onunla ilgili olarak acele ederler. İnananlar ise ondan korkar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Dikkat edin! O (Son) Saat hakkında tartışanlar, uzak bir sapkınlık içindedir.
M. Okuyan 42:18
19
Allah kullarına cömerttir; dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.
M. Okuyan 42:19
20
Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona da ondan (bir şeyler) veririz. Fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
M. Okuyan 42:20
21
Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri kendilerine dinî bir hüküm olarak belirleyen ortakları mı var! [*] Ayırıcı söz [*] olmasaydı elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere elem verici bir azap vardır. Bu cümle dinin bütünüyle sahibinin Yüce Allah olduğunu vurgulamaktadır. Bkz. Zümer 39:2, 3, 11, 14. Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed’e karşı çıkışlarının hiçbir gerekçesi yoktur; çünkü ilâhî kaynaktan beslenen bir dayanakları bulunmamaktadır. Dolayısıyla dünya hayatına ve ahirete yönelik kanaatlerinin herhangi bir tutar tarafı ve değeri yoktur.,[Kelimetü’l-fasli] tamlaması “karar verme sözü”, yani “nihai yargılamanın, hüküm vermenin mahşer gününe erteleneceği sözü” demektir. Bu tamlama “cezayı erteleme hükmü, kararı”, “ayrıntılı hesabın yapılması hükmü” gibi anlamlar içermektedir. Burada kastedilen ise azabın belirli bir süreye ertelenmesine dair önceden kararlaştırılmış olan “kelime”nin geçmiş olması demektir.
M. Okuyan 42:21
22
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennetlerin bahçelerinde (olacaklar)dır. Rablerinin katında onlara diledikleri her şey vardır. [*] Asıl büyük lütuf işte budur. Benzer mesajlar: Nahl 16:31; Yâsîn 36:57; Zümer 39:34; Fussilet 41:32; Zuhruf 43:71; Duhân 44:55; Muhammed 47:15; Kâf 50:35.
M. Okuyan 42:22
23
İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği ödül budur. De ki: “Ben buna karşılık (Allah’a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum.” [*] Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir. Bu ayette özellikle “yakınlıkta sevgi” ifadesi ile kastedilenin ehl-i beyt sevgisi olduğu iddia edilse de bu doğru olamaz; çünkü davet kime ise yakınlık isteği de ona olmalıdır ki kastedilen Yüce Allah’tır. Ayrıca Yüce Allah’ın dinini yaymak ve insanlara ulaştırmak için yapılan tebliğ faaliyetlerinin karşılığında ücret alınmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Ecir beklenen işten ücret alınmamalı, ücreti alınan şeyin ecri beklenmemelidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:90; Yûnus 10:72; Hûd 11:29, 51; Yûsuf 12:104; Furkân 25:57; Şu‘arâ 26:109, 127, 145, 164, 180; Sebe’ 34:47; Yâsîn 36:21; Sâd 38:86; Tûr 52:40; Kalem 68:46.
M. Okuyan 42:23
24
Yoksa onlar (senin için) “Allah’a yalan uydurdu” [*] mu diyorlar? Allah dilerse senin de kalbini mühürler(di). [*] Allah [batıl]ı yok eder; sözleriyle gerçeği ortaya koyar. [*] Şüphesiz ki O göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir. Hz. Muhammed’e “müfteri” suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4; Secde 32:3; Sebe’ 34:8; Ahkâf 46:8 Buradaki mesaj, Yüce Allah’a iftira etmenin ne kadar korkunç bir hata olduğuna Hz. Muhammed üzerinden dikkat çekilmesidir.,Benzer mesajlar: Enfâl 8:8; Yûnus 10:82.
M. Okuyan 42:24
25
O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
M. Okuyan 42:25
26
(Allah) iman edip iyi işler yapanların çağrısına (duasına) cevap verir; lütfundan onların (ödülünü) artırır. Kâfirlere gelince, onlara da şiddetli bir azap vardır.
M. Okuyan 42:26
27
Allah kullarına rızkı bolca verseydi yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.
M. Okuyan 42:27
28
O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O dosttur, övülmeye layık olandır.
M. Okuyan 42:28
29
Gökleri, yeri ve bu ikisinde yaydığı canlıları yaratması da O’nun delillerindendir. [*] O, dilediği zaman bunları bir araya toplamaya da gücü yetendir. Göklerde ve yerde debelenen canlıların varlığıyla ilgili benzer mesaj: Nahl 16:49.
M. Okuyan 42:29
30
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız (yaptıklarınız) yüzündendir. [*] (Allah) çoğunu da affeder. Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Rûm 30:41 ve Şûrâ 42:48. ayetlerle okunmalıdır.
M. Okuyan 42:30