Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Rum 1 / 60
1
[Elif. Lâm. Mîm.] [*] Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
M. Okuyan 30:1
2
2,3,4,5. Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah’a aittir. O gün, müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. [*] (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir. Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.
M. Okuyan 30:2
3
2,3,4,5. Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah’a aittir. O gün, müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. [*] (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir. Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.
M. Okuyan 30:3
4
2,3,4,5. Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah’a aittir. O gün, müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. [*] (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir. Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.
M. Okuyan 30:4
5
2,3,4,5. Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah’a aittir. O gün, müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. [*] (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir. Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.
M. Okuyan 30:5
6
(Bu), Allah’ın vaadi olarak (gerçekleşecektir). Allah sözünden caymaz [*] fakat insanların çoğu bilmezler. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:9, 194; Ra‘d 13:31; İbrâhîm 14:47; Hacc 22:47; Zümer 39:20.
M. Okuyan 30:6
7
Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. [*] Onlar ahiretten tamamen habersiz(miş gibi davranır)lar. Yüce Allah inkarcıların bilebildiği şeylerin dünya hayatının sadece görünen kısmı olduğunu, onu da tam anlamıyla bilemediklerini, sadece gündelik hayatla ilgili kısmıyla yetindiklerini haber vermektedir. Kâfirler dünyanın olduğu gibi insanın da sadece zahirini bilirler; insanın hakikatini bilmezler.
M. Okuyan 30:7
8
Allah’ın, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile [*] ve belirli bir süre için yarattığını kendi kendilerine hiç mi düşünmediler! Şüphesiz ki insanların çoğu, Rableriyle karşılaşmayı inkâr etmektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Yûnus 10:5; İbrâhîm 14:19; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Zümer 39:5; Duhân 44:39; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.
M. Okuyan 30:8
9
Öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? [*] Onlar kendilerinden daha güçlüydüler; [*] yeri kazıp altüst etmiş, onu (toprağı) bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler. [*] İbret almak için yeryüzünde dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Nahl 16:36; Yûsuf 12:109; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:42; Fâtır 35:44; Mü’min 40:21, 82; Muhammed 47:10 Benzer mesajlar: Fâtır 35:44; Mü’min 40:21, 82; Zuhruf 43:8; Muhammed 47:13; Kâf 50:36.,Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Âl-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Zuhruf 43:76.
M. Okuyan 30:9
10
Sonunda Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onlarla alay ederek kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
M. Okuyan 30:10
11
Allah yaratmaya başlar; sonra da onu (yaratmayı) iade eder (tekrarlar). [*]Sonunda yalnızca O’na döndürüleceksiniz. Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:27; Burûc 85:13.
M. Okuyan 30:11
12
O (Son) Saat’in yaşanacağı gün, suçlular ümitsizlik içinde olacaklardır.
M. Okuyan 30:12
13
(Allah’a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar ortaklarını da inkâr edeceklerdir. [*] Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Sebe’ 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.
M. Okuyan 30:13
14
O (Son) Saat’in gerçekleşeceği gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır. [*] Benzer mesaj: Rûm 30:43.
M. Okuyan 30:14
15
İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar cennette (nimetlerle) neşelendirileceklerdir.
M. Okuyan 30:15
16
Kâfir olanlar (yani) ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise işte onlar azapta hazır bulundurulacaklardır.
M. Okuyan 30:16
17
Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı [tesbih] (edin, namaz kılın)!
M. Okuyan 30:17
18
Göklerde ve yerde [hamd] (övgü) yalnızca O’nadır. (Ayrıca) günün sonunda (yatsı vaktinde) ve öğleye ulaştığınızda da (Allah’ı [tesbih] edin, namaz kılın)! [*] Bazı müfessirlerimize göre [tesbîh] kavramı, bir zaman kavramıyla birlikte kullanılırsa “namaz kılmak” anlamına gelir. Ayette yer alan [hîne tümsûne] ifadesi “akşama ulaştığınızda” anlamında “akşam” vaktini içerir. [Hîne tusbihûne] ifadesi “sabaha ulaştığınızda” demektir ki bu da “sabah” vaktini karşılar. Diğer iki vakit yani “yatsı” ve “öğle” vakti bir sonraki ayette dile getirilmektedir. “İkindi” vakti ise Bakara 2:238, Hûd 11:114, Tâhâ 20:130 ve Kâf 50:39’daki kullanımlardan anlaşılmış olur. Böylece Kur’an’da beş vakit namazın yer aldığı görülmektedir. Namaz vakitleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:238; Hûd 11:114; İsrâ 17:78; Tâhâ 20:130; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39.
M. Okuyan 30:18
19
Ölüden diriyi çıkarıyor; diriden de ölüyü çıkarıyor; yeri ölümünün ardından canlandırıyor. İşte siz de (mezarlarınızdan) böyle çıkarılacaksınız. [*] Benzer mesajlar: A‘râf 7:25; Tâhâ 20:55; Hacc 22:6; Fâtır 35:9; Kâf 50:11, 42; Zuhruf 43:11; Nûh 71:18.
M. Okuyan 30:19
20
Sizi topraktan yaratması, O’nun delillerindendir. Sonra siz yayılan insanlar oldunuz. [*] Benzer mesajlar: Nisâ 4:1; Fâtır 35:11; Nebe’ 78:8.
M. Okuyan 30:20
21
Kendileriyle kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi O’nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
M. Okuyan 30:21
22
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması O’nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda (gerçeği) bilenler için dersler vardır.
M. Okuyan 30:22
23
Gece olsun gündüz olsun, uyumanız ve (Allah’ın) lütfundan (payınızı) aramanız da O’nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda (gerçeği) dinleyen bir toplum için dersler vardır.
M. Okuyan 30:23
24
Size korku ve ümit olarak şimşeği göstermesi, [*] gökten su indirip ölümünün ardından yeri (toprağı) onunla diriltmesi de O’nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda akıl eden bir toplum için dersler vardır. [*] Benzer mesajlar: Bakara 2:19, 20, Ra‘d 13:12, Nûr 24:43.,Şûrâ 42:52’de de belirtildiği gibi, Kur’an’ın bir adı da ruhtur ve beden için ruhun anlamı her ne ise dini hayat için de vahyin anlamı odur. İşte yükseklerden gelen yağmurun topraktaki etkisi ile yücelerden gelen vahyin etkisi aynı şekilde diriltici bir işleve sahip kılınmış, En‘âm 6:122, Enfâl 8:24 ve Yâsîn 36:70’de belirtildiği gibi Kur’an dirileri ve diri kalmak isteyenleri uyarma sıfatıyla nitelendirilmiştir.
M. Okuyan 30:24
25
Göğün ve yerin O’nun emri ile durması da O’nun delillerindendir. Sonra sizi yerden (dirilmeniz için) bir kez çağırdı mı bir de bakarsınız ki hemen (mezarlarınızdan) çıkıyorsunuz.
M. Okuyan 30:25
26
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi yalnızca O’na (Allah’a) aittir. Hepsi yalnızca O’na boyun eğenlerdir.
M. Okuyan 30:26
27
Yaratmaya başlayan O’dur; sonra onu yeniden yaratır ki [*] bu O’nun için çok kolaydır. [*] Göklerde ve yerde en yüce sıfat yalnızca O’na aittir. O güçlüdür, doğru hüküm verendir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11; Burûc 85:13.,Kur’an’da sadece bu ayette geçen [ehvenu] kelimesi [ism-i tafdîl] kalıbındadır ve Yüce Allah için kıyaslama değil “pek”, “çok” gibi anlamlar içermektedir. İlk yaratılış Allah için ne anlama geliyorsa, yeniden gerçekleştirilmesi de O’nun için aynı konumdadır; her ikisi de O’na kolaydır. Dahası, Meryem 19:9 ve 21’de önce Hz. Zekeriya’ya, sonra da Hz. Meryem’e yönelik olarak kullanılan [heyyinun] kelimesi de [ehvenu] sözcüğüyle aynı köktendir ve “kolay” demektir.
M. Okuyan 30:27
28
(Allah) size kendinizden şöyle bir örnek vermektedir: Sahibi olduğunuz köleler içinde, size verdiğimiz rızıklarda –birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz için sizinle eşit (haklara sahip)– ortaklarınız var mı? Akıl eden bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz. [*] Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Fussilet 41:3, 44.
M. Okuyan 30:28
29
Aslında haksızlık edenler, bilgisizce heveslerine uydular. Allah’ın saptırdığını (sapkınlığını onayladığını) kim doğru yola ulaştırabilir ki! [*] Onların hiçbir yardımcısı da yoktur. Yüce Allah’ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Zümer 39:23, 36; Mü’min 40:33; Câsiye 45:23.
M. Okuyan 30:29
30
Sen [hanîf] (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine yani Allah’ın insanları üzerinde yarattığı [fıtrat]a [*] çevir! [*] Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. [*] [Fıtrat] “insanın ruhsal ve manevi anlamda yaratılış özellikleri” demektir. Bu ayet A‘râf 7:172, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu konuda Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: “Her doğan İslam Fıtratı üzere doğar” (Buhârî, Cenâiz, 80; Kader, 3; Müslim, Kader, 22, 23, 24; Ahmed b. Hanbel, II, 315, 346).,Benzer mesaj: Yûsuf 12:40.
M. Okuyan 30:30