1
[Elif. Lâm. Mîm.] [*]
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1,
2
Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. [*]
Bu ayet Yüce Allah’ın mutlak otoritesini göstermektedir. İbn Abbâs’a göre [el-hayy] “her diriden önce diri, her diriden sonra diri olacak, ayrıca hiçbir zaman ölmeyecek olan”, [el-kayyûm] ise “kulların rızkını ve ecellerini belirleyip takdir eden kudret” demektir (Semerkandî, [Bahru’l-‘Ulûm], I, 192). Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Âl-i İmrân 3:26-27; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.
3
3,4. O, sana Kitab’ı önceki kitapları(n aslını) doğrulayıcı olarak bir amaç ile indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti. [Furkân]’ı (doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ı) da O indirmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir. [*]
Yüce Allah’ın “intikam sahibi oluşu” hakkında geniş bilgi için bkz. A‘râf 7:136, dipnot 1.
4
3,4. O, sana Kitab’ı önceki kitapları(n aslını) doğrulayıcı olarak bir amaç ile indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti. [Furkân]’ı (doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ı) da O indirmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir. [*]
Yüce Allah’ın “intikam sahibi oluşu” hakkında geniş bilgi için bkz. A‘râf 7:136, dipnot 1.
5
Şüphesiz ki yerde de gökte de hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:77; En‘âm 6:3; Hûd 11:5; İbrâhîm 14:38; Nahl 16:19, 23; Tâhâ 20:7; Enbiyâ 21:4; Nûr 24:29; Neml 27:25, 74; Kasas 28:69; Yâsîn 36:76; Teğâbun 64:4; A‘lâ 87:7.
6
Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. [*] O’ndan başka ilah yoktur. Güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Benzer mesajlar: Mü’min 40:64; Teğâbun 64:3; İnfitâr 82:7-8.
7
Sana Kitabı indiren O’dur. Onun bazı ayetleri [muhkem] (açık anlamlı)dır ki bunlar Kitabın anasıdır (esasıdır). Diğerleri de [müteşabih] (benzeşen anlamlı)lardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, Fitne çıkarmak ve onu (arzularına göre) yorumlamak için ondaki [müteşabih] ayetlerin peşine düşerler. (Oysa) onun (asıl) yorumunu Allah’tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise “Ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. [*] Öz akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.
Bu cümle [Allâh] kelimesinin sonundaki [mim] secavendi yok sayılarak şöyle de tercüme edilebilir: “Onun yorumunu Allah ve ilimde derinlik sahibi olanlardan başkası bilemez.”
8
(Şöyle dua ederler:) “Rabbimiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi eğriltme! Bize katından merhamet ver! Şüphesiz ki bolca veren yalnızca sensin.
9
Rabbimiz! Gelmesinde şüphe olmayan bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin.” Şüphesiz ki Allah sözünden dönmez.
10
Şüphesiz ki kâfir olanların malları da çocukları da Allah’a karşı onlara hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar -evet onlar- cehennemin yakıtıdır. [*]
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:116; Mücâdele 58:17.
11
(Bunların durumu) tıpkı Firavun’un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar) ayetlerimizi yalanlamışlardı; Allah da günahları sebebiyle onları yakalamıştı. [*] Allah, azabı şiddetli olandır.
Günahlar “sebep”, Yüce Allah’ın yakalaması ise “sonuç”tur.
12
Kâfir olanlara de ki: “Yakında (dünyada) yenileceksiniz ve (ahirette) cehenneme sürüleceksiniz. Ne kötü bir yataktır (orası)!”
13
(Bedir’de) karşı karşıya gelen (şu) iki grupta sizin için elbette bir ibret vardır: [*](Biri) Allah yolunda savaşan bir grup, diğeri ise onları apaçık bir şekilde kendilerinin iki katı gören kâfir (bir grup). Allah dilediğini (layık olanı) yardımı ile destekler. Şüphesiz ki görenler için bunda ibret vardır.
Medine’deki yahudi gruplar, Mekkeli müşriklere benzemediklerini ve onların savaşlarda galip gelecek durumda olduklarını iddia ettikleri için Yüce Allah müşriklerin mağlup edileceklerini haber vermektedir. Bedir’de yaşanan durum, bu gerçeğin delili ve örneğidir. Çeşitli yönlerden bakıldığında bu iki ordunun karşılaşmasında, savaş esnasında ve sonrasında nice derslerin bulunduğu görülmektedir. Zira bir sonraki cümlede de geçtiği gibi, müşriklerin müminleri mevcut sayının iki katı görmesi de başlı başına bir delildir.
14
Kadınlara, çocuklara, yığınla altın ve gümüşe, nişanlı atlara, (sağılabilen) hayvanlara ve ekinlere karşı aşırı düşkünlük o insanlara [*] çekici görünür. Bu(nlar), dünya hayatının geçimlikleridir. (Oysa) varılacak güzel yer, yalnızca Allah’ın katındadır.
Ayetteki [li’n-nâsi] (insanlara) ifadesi kadın ve erkekleri kapsadığına göre, “kadınların insanlara çekici görünmesi” konusunda kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyoruz. [li’n-nâsi] (insanlara) ifadesinde belirteç edatı olan [el] bulunduğundan, ayette geçen “çekici görünme”nin bütün insanlar için değil, belirli bir grup insan için olduğu anlaşılmaktadır. Konunun başladığı 10. ayetten itibaren kâfirler için mallarının ve çocuklarının yarar sağlamayacağı, günahları sebebiyle yakalandıkları ve cehenneme sürülecekleri ifade edildikten sonra 13. ayette “Biri Allah yolunda savaşan, diğeri ise kâfir olan iki grup”tan bahsedilmektedir. İşte 14. ayette geçen “insanlara çekici görünen” ifadesindeki “insanlar”ın, 13. ayetteki kâfir gruba mensup olan o insanlar olduğu kanaatindeyiz. Gerçeği Rabbimiz bilir.
15
De ki: “Bunlardan hayırlısını size bildireyim mi? [Takvâ]lı (duyarlı) olanlar için Rablerinin katında, altlarından ırmaklar akan, içlerinde [ebedî] kalacakları cennetler, tertemiz eşler [*] ve Allah’ın rızası vardır. Allah kulları görendir.”
Benzer mesajlar: Bakara 2:25; Nisâ 4:57.
16
Onlar (duyarlı olanlar) “Rabbimiz! Şüphesiz ki biz iman ettik; bizim için günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!” derler.
17
(Onlar) sabredenler, dürüst olanlar, (Allah’a) boyun eğenler, [infak] edenler (verenler) ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler(dir). [*]
Müminlerin geceleri değerlendirmeleri gerekliliğiyle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:113; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Zümer 39:9; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.
18
Allah, melekleri ve adaleti gözeten ilim sahipleri şahittir ki O’ndan başka ilah yoktur. (Evet) O’ndan başka ilah yoktur. Güçlüdür, doğru hüküm verendir.
19
Şüphesiz ki Allah katında din İslam’dır. [*] Kitap verilenler ancak kendilerine bilgi geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. [*] Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse (bilsin ki) şüphesiz ki Allah hesabı hızlı olandır.
Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:85.,Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Yûnus 10:93; Şûrâ 42:14; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.
20
Seninle tartışırlarsa de ki: “Ben kendimi bana uyanlarla birlikte Allah’a teslim ettim.” Kitap ehline ve [ümmi]lere [*] de ki: “Siz de Allah’a teslim oldunuz mu?” Teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse sana düşen, sadece (mesajı) ulaştırmaktır. Allah kulları görendir.
[Ümmi] kavramı sanıldığı gibi “okuma-yazma bilmeyen” değil, “[el-Kitab]’ı (Tevrat’ı) bilmeyen”, “kitap ehlinden olmayan” veya “Mekkeli” demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta Bakara 2:77’de “Kitabı (Tevrat’ı) bilmeyenler”, bu ayette ve Âl-i İmrân 3:75’te “kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar”, Cum‘a 62:2’de “Mekkeliler” anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158’de “Hz. Muhammed” için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed’in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat’ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Burada geçen “ümmiler” ifadesi, Âl-i İmrân 3:75’te de olduğu gibi öncesindeki bağlam gereği “kitap ehlinden olmayanlar” demektir.
21
Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberleri öldürenler [*] ve adaleti emredenleri [*] öldürenler (var ya), onlara elem verici bir azabı müjdele! [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:61; Âl-i İmrân 3:112, 181; Nisâ 4:155 Yüce Allah kitap ehli ve müşriklerin bir kısmının, adaleti emreden insanları öldürdüklerine dikkat çekmektedir. Bu ifade önceki cümlede geçtiği üzere “peygamberler”le ilişkili olarak anlaşılabileceği gibi daha önce Âl-i İmrân 3:18. ayette geçen ve “Allah’tan başka hiçbir ilahın bulunmadığına şahitlik edenler” bağlamında “adaleti gözeten ilim sahipleri” ifadesiyle de ilişkilendirilebilir. Bu durumda amaç, insanlara adaleti emreden bu ilim sahibi yiğitlerin inkârcı muhatapları tarafından öldürüldüğü mesajını vermektir “Peygamberlerini öldürenler” ifadesi ile kastedilen, Hz. Şuayb, Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya örneklerinde olduğu gibi peygamberleri öldüren yahudilerdir.
22
İşte onlar, dünyada da ahirette de işleri boşa gidenlerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
23
Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? [*] Aralarında hükmetmesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir grup dönüp yüz çeviriyor.
Bu ifade “vahiyden biraz da olsa pay verilenler” anlamına gelmekte, kastedilen Medine döneminde Hz. Muhammed’in civarında yaşayan kitap ehlinden kişiler olarak belirlenmektedir. Onlar itiraf etmeseler de kitaptan istifade edip hakikatleri görmek istemeseler de sonuçta bir kısmı tahrif edilmiş de olsa ellerinde ilahi bir metin bulunduğu veya öyle bir metinden kendilerine bilgi ulaştığı anlaşılmaktadır.
24
(Gerekçeleri ise), onların “Sadece sayılı günlerde bize ateş dokunacaktır.” demeleriydi. [*] Uydurdukları şeyler, dinleri hakkında kendilerini aldatmıştı.
Benzer mesaj: Bakara 2:80. Kur’an’da cehennemden çıkışın olmadığına dair mesaj verilen ayetlerdeki [hâlidîne fîhâ ebedâ] ifadeleri de bunun bir delilidir.
25
Kazandıkları şeylerin haksızlığa uğratılmadan herkese tastamam ödenmiş (olacağı), kendisinde şüphe olmayan bir gün için onları topladığımız zaman (hâlleri) nasıl (olacak)!
26
De ki: “Ey mülkün (otoritenin) gerçek sahibi (olan) Allah’ım! Sen dilediğine Mülk (otorite) verirsin ve dilediğinden mülkü (otoriteyi) geri alırsın. Dilediğini yükseltir; dilediğini de alçaltırsın. (Bütün) iyilik yalnızca senin elindedir. Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.
27
Geceyi gündüzün içine koyuyorsun; gündüzü de gecenin içine koyuyorsun. [*] Ölüden diriyi çıkarıyorsun; diriden de ölüyü çıkarıyorsun. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” [*]
Benzer mesajlar: Hacc 22:61; Lokmân 31:29; Fâtır 35:13; Hadîd 57:6.,Bu son iki ayet Yüce Allah’ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Âl-i İmrân 3:2; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.
28
Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin! [*] Kim bunu yaparsa, artık Allah ile bir şeyi (ilgisi) kalmaz. Ancak onlardan (kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. [*] Dönüş, yalnızca Allah’adır.
Bu ayet Nisâ 4:144, Mâide 5:51, 54, Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Âl-i İmrân 3:30’da da geçen bu cümle “Allah sizi kendisine isyan edip böylece O’nun azabına layık olmaktan sakındırıyor” veya “Allah size kendisine karşı dikkatli olmanızı hatırlatmaktadır” şeklinde de anlaşılabilir. Yüce Allah kimlerin kimleri niçin ve hangi şartlarda dost edindiğini gayet iyi bildiği için, asıl korkulması gerekenin başkaları değil de kendisi olduğunu hükme bağlamakta, bu noktada uyarıda bulunmaktadır.
29
De ki: “Göğsünüzdekileri (kalplerinizdekileri) gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. [*] Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye gücü yetendir.”
Benzer mesajlar: Bakara 2:33; Mâide 5:99; En‘âm 6:3; İbrâhîm 14:38; Tâhâ 20:7; Enbiyâ 21:110; Nûr 24:29; Neml 27:25; Ahzâb 33:54; Mü’min 40:19; Mümtehine 60:1; Mülk 67:13; A‘lâ 87:7.
30
Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulacağı (o) günde (insan), işlediği kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunmasını içtenlikle dileyecek. [*]Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullara çok şefkatlidir.
Benzer mesaj: Zuhruf 43:38.
Sonraki 30 ayet →