Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Nur 1 / 64
1
(Bu), bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Umulur ki (düşünüp gerçeği) hatırlarsınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
M. Okuyan 24:1
2
Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz(er) [celde] [*] (değnek) vurun! Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygulamada) onlara şefkatiniz tutmasın! Müminlerden bir grup da onlara (uygulanan) cezaya şahit olsun! [*] [Celde], etkisi ciltle sınırlı olacak şekilde değnek ile vurmak demektir. Bu ayet zina suçunun cezasını içerir. Nisâ 4:15-16’da ise kadın kadına ve erkek erkeğe yapılan ahlaksızlıkların cezası üzerinde durulmaktadır.
M. Okuyan 24:2
3
Zina eden erkek, zina eden veya müşrik bir kadından başkası ile evlen(e)mez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik erkek evlen(ebil)ir. Bu, (diğer) müminlere haram kılınmıştır. [*] Bu ayetteki hüküm, tevbe hâli yoksa bu tür evliliklerin haram olduğunu içermektedir.
M. Okuyan 24:3
4
Namuslu kadınlara zina iftirasında bulunup, sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen(er) [celde] (değnek) vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin! Onlar, yoldan çıkanların ta kendileridir.
M. Okuyan 24:4
5
Ancak bundan sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler hariçtir. [*] Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:89, dipnot 8.
M. Okuyan 24:5
6
Eşlerine zina iddiasında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair Allah’ı dört kez şahit tutmasıdır.
M. Okuyan 24:6
7
Beşinci (yemin) ise yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olması(nı kabul etmesidir).
M. Okuyan 24:7
8
(Kocasının) yalan söyleyenlerden olduğuna dair (kadının) Allah’ı dört kez şahit tutması kendisinden cezayı kaldırır.
M. Okuyan 24:8
9
Beşinci (yemin) ise (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olması(nı kabul etmesidir). [*] Bu ayetlerde, kadının şahitliği yani yemini ile erkeklerinkinin aynı sayıda olduğu, ancak sonuca etkisi bulunanın ise kadının şahitliği olduğu görülmektedir. Buradan hareketle, kadına yönelik pozitif bir ayırımın gözetildiği söylenebilir.
M. Okuyan 24:9
10
Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri çok kabul eden, doğru hüküm veren olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!
M. Okuyan 24:10
11
(Peygamber’in eşine) o iftirayı [*] atanlar, şüphesiz ki içinizden (küçük) bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı) vardır. Onlardan bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için büyük bir azap vardır. Kendisinin başına gelen “İfk” olayını Hz. Ayşe şöyle anlatmıştır: Rasûlullah savaştan dönüp Medine’ye yaklaştığında bir yere konakladı. Daha sonra da tekrar hareket edileceği duyuruldu. Bu sırada kalkmış, yürüyüp ordugâhı (konak yerini) geçip [def-i hacete] (tuvalet ihtiyacına) gitmiştim. İhtiyacımı giderdikten sonra yerime dönerken, göğsümü yokladım ve baktım ki Zafâr boncuklarından olan gerdanlığım kopmuş. Bunun üzerine dönüp onu aramaya başladım. Onu aramam beni epey alıkoydu. Derken, hevdecimi taşıyan askerî takım gelip hevdecimi deveye yüklemişler ve hafif olduğum için beni o hevdec içinde sanmışlar. Döndüğümde, orada hiç kimseyi bulamadım. Böylece oturdum ve ‘onlar beni aramak için geri dönerler’ diye beklemeye başladım. Derken uyuyakalmışım. Safvân b. Mu‘attal beni görünce tanıdı. ‘Seni insanlardan geri bırakan ne?’ deyince, ona olayı anlattım. O da bineğinden indi ve ben ona bininceye kadar oradan çekildi. Sonra deveyi çekip götürdü. Oradan sonraki konaklama yerine indiğinde insanlar beni bulamayınca çalkalanmışlar. Herkes konuşmuş, beni diline dolamış, hakkımda bu iftiraya dalan dalmış!” (Buhârî, Tefsîru Sure-i Nûr, 6).
M. Okuyan 24:11
12
Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile olumlu zanda bulunup da “Bu, apaçık bir iftiradır!” demeleri gerekmez miydi!
M. Okuyan 24:12
13
Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit [*] getirmeleri gerekmez miydi! Madem ki şahitler(i) getiremediler, onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir. Nisâ 4:15’te de belirtildiği gibi fuhşun tespiti için dört şahit gereklidir.
M. Okuyan 24:13
14
Size dünyada da ahirette de Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu konuda (bu iftirada) size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
M. Okuyan 24:14
15
Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.
M. Okuyan 24:15
16
Onu (iftirayı) duyduğunuzda “Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah’a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi!
M. Okuyan 24:16
17
İnanıyorsanız, Allah bir daha buna (benzer bir hataya) dönmeniz konusunda sizi uyarıyor!
M. Okuyan 24:17
18
Allah ayetleri size açıklıyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
M. Okuyan 24:18
19
Şüphesiz ki inananlar arasında çirkinliğin yayılmasını arzulayanlar için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
M. Okuyan 24:19
20
Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli, çok merhametli olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!
M. Okuyan 24:20
21
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin! [*] Kim şeytanın adımlarını izlerse, (bilsin ki) o (şeytan), şüphesiz ki çirkinliği ve kötülüğü emreder. [*] Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dileyeni (layık gördüğünü) arındırır. [*] Allah duyandır, bilendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:168, 208; En‘âm 6:142.,Yüce Allah iftiranın ve iftiraya inanmanın şeytanın adımları olduğunu, onu izlememek gerektiğini uyarmaktadır. Bu çerçevede müslümanların içinde imkânı olanların bazı yanlışlıklara düşmemesiyle ilgili yeni bir hatırlatmaya yer vermektedir ki konunun bu boyutu da dolaylı da olsa Hz. Ayşe’ye atılan iftira ile ilişkidir.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:49; Necm 53:32.
M. Okuyan 24:21
22
İçinizden lütuf ve servet sahibi kişiler, yakınlara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere (mallarından) vermeleri konusunda yemin etmesin; [*] (onları) bağışlasınlar! Dikkat edin! Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. [*] Ayette geçen [lâ ye’teli] emri “geri durmasın”, “yemin etmesin”, “el çekmesin” gibi anlamlar içermektedir Bu ayette bağışlanmak isteyenlerin kendilerinin de başkalarını bağışlaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:109; Teğâbun 64:14.
M. Okuyan 24:22
23
Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.
M. Okuyan 24:23
24
O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarıyla ilgili olarak aleyhlerinde şahitlik edecektir. [*] Benzer mesajlar: İsrâ 17:36; Yâsîn 36:65; Fussilet 41:20.
M. Okuyan 24:24
25
O gün, Allah onlara gerçek karşılıklarını tastamam verecektir ve Allah’ın sadece apaçık gerçek [*] olduğunu bilip anlayacaklardır. Benzer mesajlar: En‘âm 6:62; Yûnus 10:30, 32; Kehf 18:44; Hacc 22:6, 62; Mü’minûn 23:116; Lokmân 31:30.
M. Okuyan 24:25
26
Pis kadınlar pis erkeklere, pis erkekler de pis kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Bu (temiz olanlar iftiracıların) söylediklerinden uzaktır [*]. Onlar için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır. Yüce Allah iftiraya uğrayan insanların yani başta Hz. Ayşe olmak üzere Hz. Muhammed’in ailesinin, zina iftirasına maruz bırakılan Safvân adlı sahâbînin, Medine toplumundaki az sayıda müfterinin iftirasından uzak olduğunu ifade etmektedir.
M. Okuyan 24:26
27
Ey iman edenler! (Geldiğinizi) farkettirip ev halkına selam verinceye (onlar selamınızı alıncaya) kadar kendi evinizden başka evlere girmeyin! Bu (davranış), sizin için hayırlı olandır; umulur ki (gerceği) hatırlarsınız. [*] Bu ve devam eden ayetler, başkalarına ait meskenlere girmek istendiğinde nasıl bir yol takip edilmesi gerektiğine dair sosyal hayatın en önemli ilkelerinden bir kısmını içermektedir. Buna göre kendilerine ait olmayan evlere girmeden önce izin istenmesi ve eve girmeden önce selam verilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.
M. Okuyan 24:27
28
Orada hiçbir kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin! Size “Geri dönün!” denirse hemen dönün! (Çünkü) bu, sizin için daha uygundur. Allah yapmakta olduğunuz her şeyi bilendir.
M. Okuyan 24:28
29
İçinde kendinize ait eşyanın (ihtiyaçlarınızın) bulunduğu oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size herhangi bir vebal yoktur. [*] Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. [*] Nûr suresinin 27-29. ayetlerinde verilen bilgiler, Kur’an’ın sosyal hayata dair ne kadar detaylı hükümler içerdiğinin delilidir.,Benzer mesajlar: Bakara 2:77; Âl-i İmrân 3:5; En‘âm 6:3; Hûd 11:5; İbrâhîm 14:38; Nahl 16:19, 23; Tâhâ 20:7; Enbiyâ 21:4; Neml 27:25, 74; Kasas 28:69; Yâsîn 36:76; Teğâbun 64:4; A‘lâ 87:7.
M. Okuyan 24:29
30
Mümin erkeklere söyle: “Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar ve namuslarını korusunlar!” Bu, kendileri için daha uygundur. [*] Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarından haberdardır. Bu ayette harama bakmaktan sakınma ve namusu koruma emirlerinin hem erkek hem de kadınlar için birebir aynı ifadelerle kullanılması, bu emirlerin erkekler için de kadınlarla aynı ölçüde geçerli olduğunun delilidir.
M. Okuyan 24:30