1
Müminler elbette kurtulmuş (olacak)tır.
2
Onlar, [salât]larında (ibadetlerinde) [huşu ]içinde (saygılı) olanlardır. [*]
Bu cümle bütün ibadetlerdeki boyun eğişi ve derin bilinci ifade eder. Buradaki [salat] kelimesi “namaz” başta olmak üzere bütün ibadetleri içermektedir.
3
Onlar boş (şeyler)den yüz çevirenlerdir.
4
Onlar arınmak için çalışanlardır. [*]
Bu cümle kötü, yanlış ve batıl olan her türlü şeyden arınmak için çalışmayı içermektedir.
5
Onlar namuslarını koruyanlardır.
6
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç; [*] şüphesiz ki onlar (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.
Bu cümle “Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler istisna” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da cariyelik kurumunun bitirilmesine katkı verecektir.
7
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise haddini aşanların ta kendileridir. [*]
Benzer mesajlar: Me‘aric 70:29-32.
8
Onlar, emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. [*]
Benzer mesajlar: Mâide 5:1; En‘âm 6:152; Ra‘d 13:20; Nahl 16:91; İsrâ 17:34; Me‘âric 70:32.
9
Onlar, bütün ibadetlerini koruyanlardır.
10
İşte onlar, gerçek mirasçıların ta kendileridir. [*]
Bu ayet grubunun benzerleri için bkz. Bakara 2:2-4, 177; Âl-i İmrân 3:133-135; Enfâl 8:2-5; Ra‘d 13:19-25; Zâriyât 51:16-19; Me‘âric 70:22-35.
11
[Firdevs] [*] (cennetin)e mirasçı olacak olan bu kişiler orada [ebedî] kalıcıdır.
Bir kez de Kehf 18:107’de geçen “Firdevs” cenneti “cennetlerin en yükseği, has bahçe” demektir.
12
Yemin olsun ki biz insanı çamurdan (süzülen) bir özden yarattık.
13
Sonra onu sağlam bir yerde [nutfe] (zigot) hâline getirdik.
14
Sonra o [nutfe]yi (zigotu) [‘alaka] (embriyo) yaptık. Sonra o [‘alaka]yı (embriyoyu) bir [mudğa] (et parçacığı) hâline soktuk; o et parçacığını kemiğe çevirdik; o kemiği de etle (kasla) kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla oluşturduk. [*] Yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.
Benzer mesajlar: Hacc 22:5; Secde 32:7-9; Sâffât 37:11; İnsân 76:2; Mürselât 77:20-24; ‘Alak 96:2.
15
Sonra, şüphesiz ki bunun ardından elbette öleceksiniz.
16
Sonra da şüphesiz ki kıyamet gününde diriltileceksiniz.
17
Yemin olsun ki üzerinizde yedi yol [*] yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
“Yedi yol” ifadesindeki [seb‘] kelimesi “çokluk” anlamı ifade ederek, insanların üzerinde “sayısız yollar, yörüngeler” bulunduğu da kastedilmiş olabilir.
18
Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
19
Böylece o (su)yun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için pek çok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.
20
Sînâ Dağı (çevresi)nde yetişen bir ağaç daha (yarattık ki) bu ağaç hem yağ hem de yiyenler(in ekmeğin)e katık edecekleri (zeytini) verir. [*]
Bakara 2:138’de “boya” anlamındaki [sıbğah] kelimesiyle aynı kökteki [sıbğ] sözcüğü ekmeğe tıpkı bir boya gibi sürülen “yağ, zeytinyağı” demektir. Anlaşılıyor ki ayette sözü edilenler “zeytin ağaçları”dır.
21
Şüphesiz ki hayvanlarda da sizin için ibret vardır. [*] Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiriyoruz. Onlarda sizin için yararlar vardır; etlerinden de yiyorsunuz. [*]
Benzer mesaj: Nahl 16:66.,Benzer mesajlar: Nahl 16:5-8, 66-69, 80; Yâsîn 36:71-73; Mü’min 40:79-80; Zuhruf 43:12-13.
22
O (hayvan)ların ve gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.
23
Yemin olsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine göndermiştik de “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) [takvâ]lı (duyarlı) davranmayacak mısınız?” demişti.
24
Bunun üzerine, kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: “Bu ancak sizin gibi bir adamdır (insandır). [*] Size üstün olmak istiyor. Allah (peygamber göndermek) isteseydi, elbette melekleri gönderirdi. [*] Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. [*]
İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21: 3, 36; Mü’minûn 23:33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.,Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53 Taklitçi, müşrik ve inkârcı anlayışı ortaya koyan bu ifadelerin benzerleri daha sonraki dönemlerde Hz. Musa’ya (bkz. Kasas 28:36) ve Hz. Muhammed’e (bkz. Sâd 38:7) karşı da dile getirilmiştir.
25
Bu, yalnızca kendisinde cinlenmişlik bulunan bir adam (insan)dır. [*] (Öyle ise) bir süreye kadar onu gözetleyin (bakalım)!”
Hz. Nuh’un inkarcı kavminin ona yönelttiği bu suçlama peygamberler tarihinde onlara karşı sıklıkla dile getirilen bir inkar ve alay ifadesidir.
26
(Nuh) “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” demişti. [*]
Benzer mesaj: Mü’minûn 23:39.
27
Ona şöyle vahyetmiştik: “Gözlerimizin önünde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi yap! [*] Emrimiz gelip de tandır kaynayınca her tür (canlı)dan iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ona (gemiye) bindir! [*] Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar boğulacaklardır.” [*]
Bu ayet Hûd 11:37 ile birlikte okunmalıdır.,Hz. Nuh’a yaptırılan bu gemi hakkında bkz. Hûd 11:40, dipnot 2, 3.,Benzer mesaj: Hûd 11:37.
28
Sen beraberindekilerle birlikte gemiye yerleştiğinde de ki: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a [hamd]olsun!”
29
De ki: “Rabbim! Beni bereketli bir yere indir! Sen (insanları uygun bir yere) indirilenlerin en hayırlısısın.”
30
Şüphesiz ki bunda çeşitli dersler vardır. Doğrusu biz (kullarımızı böyle) deneriz.
Sonraki 30 ayet →