Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Müminun 1 / 118
1
Müminler elbette kurtulmuş (olacak)tır.
M. Okuyan 23:1
2
Onlar, [salât]larında (ibadetlerinde) [huşu ]içinde (saygılı) olanlardır. [*] Bu cümle bütün ibadetlerdeki boyun eğişi ve derin bilinci ifade eder. Buradaki [salat] kelimesi “namaz” başta olmak üzere bütün ibadetleri içermektedir.
M. Okuyan 23:2
3
Onlar boş (şeyler)den yüz çevirenlerdir.
M. Okuyan 23:3
4
Onlar arınmak için çalışanlardır. [*] Bu cümle kötü, yanlış ve batıl olan her türlü şeyden arınmak için çalışmayı içermektedir.
M. Okuyan 23:4
5
Onlar namuslarını koruyanlardır.
M. Okuyan 23:5
6
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç; [*] şüphesiz ki onlar (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar. Bu cümle “Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler istisna” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da cariyelik kurumunun bitirilmesine katkı verecektir.
M. Okuyan 23:6
7
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise haddini aşanların ta kendileridir. [*] Benzer mesajlar: Me‘aric 70:29-32.
M. Okuyan 23:7
8
Onlar, emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. [*] Benzer mesajlar: Mâide 5:1; En‘âm 6:152; Ra‘d 13:20; Nahl 16:91; İsrâ 17:34; Me‘âric 70:32.
M. Okuyan 23:8
9
Onlar, bütün ibadetlerini koruyanlardır.
M. Okuyan 23:9
10
İşte onlar, gerçek mirasçıların ta kendileridir. [*] Bu ayet grubunun benzerleri için bkz. Bakara 2:2-4, 177; Âl-i İmrân 3:133-135; Enfâl 8:2-5; Ra‘d 13:19-25; Zâriyât 51:16-19; Me‘âric 70:22-35.
M. Okuyan 23:10
11
[Firdevs] [*] (cennetin)e mirasçı olacak olan bu kişiler orada [ebedî] kalıcıdır. Bir kez de Kehf 18:107’de geçen “Firdevs” cenneti “cennetlerin en yükseği, has bahçe” demektir.
M. Okuyan 23:11
12
Yemin olsun ki biz insanı çamurdan (süzülen) bir özden yarattık.
M. Okuyan 23:12
13
Sonra onu sağlam bir yerde [nutfe] (zigot) hâline getirdik.
M. Okuyan 23:13
14
Sonra o [nutfe]yi (zigotu) [‘alaka] (embriyo) yaptık. Sonra o [‘alaka]yı (embriyoyu) bir [mudğa] (et parçacığı) hâline soktuk; o et parçacığını kemiğe çevirdik; o kemiği de etle (kasla) kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla oluşturduk. [*] Yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir. Benzer mesajlar: Hacc 22:5; Secde 32:7-9; Sâffât 37:11; İnsân 76:2; Mürselât 77:20-24; ‘Alak 96:2.
M. Okuyan 23:14
15
Sonra, şüphesiz ki bunun ardından elbette öleceksiniz.
M. Okuyan 23:15
16
Sonra da şüphesiz ki kıyamet gününde diriltileceksiniz.
M. Okuyan 23:16
17
Yemin olsun ki üzerinizde yedi yol [*] yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz. “Yedi yol” ifadesindeki [seb‘] kelimesi “çokluk” anlamı ifade ederek, insanların üzerinde “sayısız yollar, yörüngeler” bulunduğu da kastedilmiş olabilir.
M. Okuyan 23:17
18
Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
M. Okuyan 23:18
19
Böylece o (su)yun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için pek çok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.
M. Okuyan 23:19
20
Sînâ Dağı (çevresi)nde yetişen bir ağaç daha (yarattık ki) bu ağaç hem yağ hem de yiyenler(in ekmeğin)e katık edecekleri (zeytini) verir. [*] Bakara 2:138’de “boya” anlamındaki [sıbğah] kelimesiyle aynı kökteki [sıbğ] sözcüğü ekmeğe tıpkı bir boya gibi sürülen “yağ, zeytinyağı” demektir. Anlaşılıyor ki ayette sözü edilenler “zeytin ağaçları”dır.
M. Okuyan 23:20
21
Şüphesiz ki hayvanlarda da sizin için ibret vardır. [*] Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiriyoruz. Onlarda sizin için yararlar vardır; etlerinden de yiyorsunuz. [*] Benzer mesaj: Nahl 16:66.,Benzer mesajlar: Nahl 16:5-8, 66-69, 80; Yâsîn 36:71-73; Mü’min 40:79-80; Zuhruf 43:12-13.
M. Okuyan 23:21
22
O (hayvan)ların ve gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.
M. Okuyan 23:22
23
Yemin olsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine göndermiştik de “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) [takvâ]lı (duyarlı) davranmayacak mısınız?” demişti.
M. Okuyan 23:23
24
Bunun üzerine, kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: “Bu ancak sizin gibi bir adamdır (insandır). [*] Size üstün olmak istiyor. Allah (peygamber göndermek) isteseydi, elbette melekleri gönderirdi. [*] Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. [*] İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21: 3, 36; Mü’minûn 23:33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.,Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53 Taklitçi, müşrik ve inkârcı anlayışı ortaya koyan bu ifadelerin benzerleri daha sonraki dönemlerde Hz. Musa’ya (bkz. Kasas 28:36) ve Hz. Muhammed’e (bkz. Sâd 38:7) karşı da dile getirilmiştir.
M. Okuyan 23:24
25
Bu, yalnızca kendisinde cinlenmişlik bulunan bir adam (insan)dır. [*] (Öyle ise) bir süreye kadar onu gözetleyin (bakalım)!” Hz. Nuh’un inkarcı kavminin ona yönelttiği bu suçlama peygamberler tarihinde onlara karşı sıklıkla dile getirilen bir inkar ve alay ifadesidir.
M. Okuyan 23:25
26
(Nuh) “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” demişti. [*] Benzer mesaj: Mü’minûn 23:39.
M. Okuyan 23:26
27
Ona şöyle vahyetmiştik: “Gözlerimizin önünde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi yap! [*] Emrimiz gelip de tandır kaynayınca her tür (canlı)dan iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ona (gemiye) bindir! [*] Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar boğulacaklardır.” [*] Bu ayet Hûd 11:37 ile birlikte okunmalıdır.,Hz. Nuh’a yaptırılan bu gemi hakkında bkz. Hûd 11:40, dipnot 2, 3.,Benzer mesaj: Hûd 11:37.
M. Okuyan 23:27
28
Sen beraberindekilerle birlikte gemiye yerleştiğinde de ki: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a [hamd]olsun!”
M. Okuyan 23:28
29
De ki: “Rabbim! Beni bereketli bir yere indir! Sen (insanları uygun bir yere) indirilenlerin en hayırlısısın.”
M. Okuyan 23:29
30
Şüphesiz ki bunda çeşitli dersler vardır. Doğrusu biz (kullarımızı böyle) deneriz.
M. Okuyan 23:30