Ana SayfaMealler › Mehmet Okuyan
MO

Mehmet Okuyan

Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
[Kâf. Hâ. Yâ. ‘Ayn. Sâd.] [*] Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
M. Okuyan 19:1
2
(Bu), Rabbinin Zekeriya kuluna rahmetini hatırla(t)masıdır.
M. Okuyan 19:2
3
Hani o, gizli bir sesle Rabbine şöyle seslenmişti:
M. Okuyan 19:3
4
“Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Rabbim, senden isteklerim konusunda (bu zamana kadar) hiç mahrum kalmadım.
M. Okuyan 19:4
5
5,6. Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! [*] Rabbim! Onu rızana layık eyle!” Bu dua, Yüce Allah’tan nasıl bir çocuk istenmesi gerektiğini öğretir. Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:38.
M. Okuyan 19:5
6
5,6. Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! [*] Rabbim! Onu rızana layık eyle!” Bu dua, Yüce Allah’tan nasıl bir çocuk istenmesi gerektiğini öğretir. Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:38.
M. Okuyan 19:6
7
(Melekler şöyle demişti:) “Ey Zekeriya! Sana daha önce kimseye vermediğimiz (benzeri olmayan), ismi Yahya olan bir erkek çocuk müjdeliyoruz.”
M. Okuyan 19:7
8
(Zekeriya), “Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?” diye sormuştu.
M. Okuyan 19:8
9
(Melek) şu cevabı vermişti: “Öyle, (ama) Rabbin ‘Bu (iş) benim için kolaydır. Sen daha önce hiçbir şey değilken seni ben yaratmıştım’ demişti.”
M. Okuyan 19:9
10
(Zekeriya) “Rabbim! (Bu konuda) bana bir delil ver.” demişti. (Melek) “Senin delilin, sapasağlam olduğun hâlde (üç gün) üç gece insanlarla konuşamamandır.” cevabını vermişti. [*] Bu ayetler (4-10), Âl-i İmrân 3:39-41. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yaşlılık çağında çocukla müjdelenen Hz. Zekeriya’ya yönelik mucize yani işaret, “sapasağlam olmasına rağmen üç gün konuşamaması”dır. Bu yüzden tercümeyi de “konuşmama”sı değil de, “konuşamama”sı şeklinde vermeyi tercih ettik. Hz. Zekeriya duygusal olarak çocuk istemiş, müjdeyi alınca şaşkınlıkla ve muhakemesiyle soru sormuştu.
M. Okuyan 19:10
11
(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara “Sabah akşam [tesbih] edin (Allah’ı yüceltin)!” diye vahyetmişti (işaret etmişti). [*] Hz. Zekeriya, çocuk sahibi olacağı müjdesinin şaşkınlığı sonucunda bir mucize isteğinde bulunması ve bunun onda yaşanması nedeniyle üç gün konuşamadığı için tebliğini işaretle yapmış, görevini terk etmemiştir. [Vahiy] kelimesi Yüce Allah’ın dışında başka varlıklar için kullanılırsa buna “gayr-ı ilahi vahiy” denmektedir. Burada ilgili kelimenin sözlük manalarından birisi olan “işaret etmek, ilham etmek veya emretmek” anlamları kastedilmektedir. Hz. Zekeriya “üç gün konuşamadığı için” artık kavmine işaret diliyle bilgi vermeye çalışmaktaydı. Zaten Âl-i İmrân 3:41’de geçen [remz] kelimesi de “işaret” anlamına gelmektedir. Tebliğde sözünü ettiği şey, “üç gün gelemeyeceğim; siz devam edin” veya “işaretle de olsa sabah-akşam tesbihe devam edelim” mesajı da olabilir.
M. Okuyan 19:11
12
12,13. “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) sımsıkı sarıl!” [*] (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da [takvâ]lı (duyarlı) biriydi. Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.
M. Okuyan 19:12
13
12,13. “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) sımsıkı sarıl!” [*] (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da [takvâ]lı (duyarlı) biriydi. Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.
M. Okuyan 19:13
14
Ona ana babasına iyilik yapmasını (emretmiştik); [*] o da asi zorba biri değildi. [*] Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15 Bu ayetler Âl-i İmrân 3:39. ayetle okunmalıdır.
M. Okuyan 19:14
15
Doğduğu gün, öleceği gün ve sağ olarak diriltileceği gün selam onun üzerine olsun! [*] Benzer bir ifade Hz. İsa için Meryem 19:33’te kullanılmaktadır.
M. Okuyan 19:15
16
Kitapta Meryem’i de hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere [*]gitmişti. Ayette geçen “Doğu tarafı” veya “doğu mekanı” ifadesi ile kastedilen, ya içerisinde bulunduğu “mabette, mihrapta veya Beyt-i Makdis’te doğu tarafında bir köşe” veya “evinin içinde ailesinden uzak bir mekan” ya da “çevresindeki erkeklerin sataşmasından kurtulmak için doğuya doğru bir yer” anlamına gelebilir.
M. Okuyan 19:16
17
(Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen [rûh]umuzu (Cebrail’i) göndermiştik.
M. Okuyan 19:17
18
(Meryem) “[Takvâ]lı (duyarlı) biriysen, senden Rahmân’a sığınıyorum.” demişti. [*] Hz. Meryem’in bu tutumu onun [betûl] yani namus abidesi olarak anılmasının sebebidir.
M. Okuyan 19:18
19
(Cebrail) “Ben sana tertemiz bir erkek çocuk vermem için Rabbinin sadece bir elçisiyim.” demişti.
M. Okuyan 19:19
20
(Meryem) “Bana hiçbir insan dokunmamışken ve üstelik ahlaksız olmadığım hâlde benim nasıl çocuğum olabilir ki?” demişti. [*] Hz. Meryem’in ne kadar büyük bir imtihan yaşadığı tahminlerin ötesindedir.
M. Okuyan 19:20
21
(Cebrail ise) şöyle demişti: “Öyle, (ama) Rabbin ‘O (iş) benim için kolaydır. Biz onu insanlara bir ayet (mucize) ve katımızdan bir rahmet kılmak için (böyle yapacağız. Zaten bu iş), karara bağlanmış (olmuş bitmiş) bir iştir’ demiştir.” [*] Bu ayet Âl-i İmrân 3:47. ayetle birlikte okunmalıdır.
M. Okuyan 19:21
22
(O esnada Meryem) çocuğa hamile kalmış ve onunla uzak bir yere çekilmişti.
M. Okuyan 19:22
23
(Zamanı geldiğinde) doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine yaslanmaya zorlamıştı da “Ah, keşke bundan önce ölseydim ve unutulup gitseydim!” demişti.
M. Okuyan 19:23
24
(Cebrail, ağacın) alt tarafından ona şöyle seslenmişti: “Sakın üzülme! Elbette Rabbin senin alt tarafında bir su arkı var etmiştir.
M. Okuyan 19:24
25
Hurmanın gövdesini kendine doğru silkele ki (ağaç) sana taze hurma döksün. [*] Bu ifadeler ilahi bir mucizeye muhatap kılınan ve çok zor bir durumla karşı karşıya bırakılan Hz. Meryem için her şeyin hazırlanmış olduğunu göstermektedir.
M. Okuyan 19:25
26
Ye, iç; gözün aydın olsun! Herhangi bir insan görürsen de ki: ‘Ben Rahmân için oruç adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”
M. Okuyan 19:26
27
Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: “Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!
M. Okuyan 19:27
28
Ey Harun’un kız kardeşi! [*] Baban kötü bir kişi değildi; annen de ahlaksız değildi” [*] Burada sözü edilen “Harun’un kız kardeşi” ifadesi, Hz. Meryem’in Hz. Harun’un soyundan geldiği anlamını verebileceği gibi, Hz. Harun’un davasını sahiplenmesi anlamını da içerebilir. Dahası onun Harun adından bir kardeşinin bulunması da elbette muhtemeldir.,Bu ayet Nisâ 4:156. ayetle birlikte okunmalıdır.
M. Okuyan 19:28
29
(Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!” [*] demişlerdi. Bu cümle “(Daha dün) beşikte olan bir bebekle nasıl konuşalım!” şeklinde de yorumlanabilir ki bu yorum devamında geçen “Hz. İsa’nın peygamber kılınması, ona kitap verilmesi, namaz, zekat ve annesine iyilik etmesi” görevlerini daha kolay anlamayı sağlar. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:46; Mâide 5:110.
M. Okuyan 19:29
30
(İsa) şöyle demişti: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. [*] Bu ayet “nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği” şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; İsrâ 17:55.
M. Okuyan 19:30