1
[Kâf. Hâ. Yâ. ‘Ayn. Sâd.] [*]
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
2
(Bu), Rabbinin Zekeriya kuluna rahmetini hatırla(t)masıdır.
3
Hani o, gizli bir sesle Rabbine şöyle seslenmişti:
4
“Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Rabbim, senden isteklerim konusunda (bu zamana kadar) hiç mahrum kalmadım.
5
5,6. Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! [*] Rabbim! Onu rızana layık eyle!”
Bu dua, Yüce Allah’tan nasıl bir çocuk istenmesi gerektiğini öğretir. Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:38.
6
5,6. Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! [*] Rabbim! Onu rızana layık eyle!”
Bu dua, Yüce Allah’tan nasıl bir çocuk istenmesi gerektiğini öğretir. Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:38.
7
(Melekler şöyle demişti:) “Ey Zekeriya! Sana daha önce kimseye vermediğimiz (benzeri olmayan), ismi Yahya olan bir erkek çocuk müjdeliyoruz.”
8
(Zekeriya), “Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?” diye sormuştu.
9
(Melek) şu cevabı vermişti: “Öyle, (ama) Rabbin ‘Bu (iş) benim için kolaydır. Sen daha önce hiçbir şey değilken seni ben yaratmıştım’ demişti.”
10
(Zekeriya) “Rabbim! (Bu konuda) bana bir delil ver.” demişti. (Melek) “Senin delilin, sapasağlam olduğun hâlde (üç gün) üç gece insanlarla konuşamamandır.” cevabını vermişti. [*]
Bu ayetler (4-10), Âl-i İmrân 3:39-41. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yaşlılık çağında çocukla müjdelenen Hz. Zekeriya’ya yönelik mucize yani işaret, “sapasağlam olmasına rağmen üç gün konuşamaması”dır. Bu yüzden tercümeyi de “konuşmama”sı değil de, “konuşamama”sı şeklinde vermeyi tercih ettik. Hz. Zekeriya duygusal olarak çocuk istemiş, müjdeyi alınca şaşkınlıkla ve muhakemesiyle soru sormuştu.
11
(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara “Sabah akşam [tesbih] edin (Allah’ı yüceltin)!” diye vahyetmişti (işaret etmişti). [*]
Hz. Zekeriya, çocuk sahibi olacağı müjdesinin şaşkınlığı sonucunda bir mucize isteğinde bulunması ve bunun onda yaşanması nedeniyle üç gün konuşamadığı için tebliğini işaretle yapmış, görevini terk etmemiştir. [Vahiy] kelimesi Yüce Allah’ın dışında başka varlıklar için kullanılırsa buna “gayr-ı ilahi vahiy” denmektedir. Burada ilgili kelimenin sözlük manalarından birisi olan “işaret etmek, ilham etmek veya emretmek” anlamları kastedilmektedir. Hz. Zekeriya “üç gün konuşamadığı için” artık kavmine işaret diliyle bilgi vermeye çalışmaktaydı. Zaten Âl-i İmrân 3:41’de geçen [remz] kelimesi de “işaret” anlamına gelmektedir. Tebliğde sözünü ettiği şey, “üç gün gelemeyeceğim; siz devam edin” veya “işaretle de olsa sabah-akşam tesbihe devam edelim” mesajı da olabilir.
12
12,13. “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) sımsıkı sarıl!” [*] (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da [takvâ]lı (duyarlı) biriydi.
Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.
13
12,13. “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) sımsıkı sarıl!” [*] (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da [takvâ]lı (duyarlı) biriydi.
Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.
14
Ona ana babasına iyilik yapmasını (emretmiştik); [*] o da asi zorba biri değildi. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15 Bu ayetler Âl-i İmrân 3:39. ayetle okunmalıdır.
15
Doğduğu gün, öleceği gün ve sağ olarak diriltileceği gün selam onun üzerine olsun! [*]
Benzer bir ifade Hz. İsa için Meryem 19:33’te kullanılmaktadır.
16
Kitapta Meryem’i de hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere [*]gitmişti.
Ayette geçen “Doğu tarafı” veya “doğu mekanı” ifadesi ile kastedilen, ya içerisinde bulunduğu “mabette, mihrapta veya Beyt-i Makdis’te doğu tarafında bir köşe” veya “evinin içinde ailesinden uzak bir mekan” ya da “çevresindeki erkeklerin sataşmasından kurtulmak için doğuya doğru bir yer” anlamına gelebilir.
17
(Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen [rûh]umuzu (Cebrail’i) göndermiştik.
18
(Meryem) “[Takvâ]lı (duyarlı) biriysen, senden Rahmân’a sığınıyorum.” demişti. [*]
Hz. Meryem’in bu tutumu onun [betûl] yani namus abidesi olarak anılmasının sebebidir.
19
(Cebrail) “Ben sana tertemiz bir erkek çocuk vermem için Rabbinin sadece bir elçisiyim.” demişti.
20
(Meryem) “Bana hiçbir insan dokunmamışken ve üstelik ahlaksız olmadığım hâlde benim nasıl çocuğum olabilir ki?” demişti. [*]
Hz. Meryem’in ne kadar büyük bir imtihan yaşadığı tahminlerin ötesindedir.
21
(Cebrail ise) şöyle demişti: “Öyle, (ama) Rabbin ‘O (iş) benim için kolaydır. Biz onu insanlara bir ayet (mucize) ve katımızdan bir rahmet kılmak için (böyle yapacağız. Zaten bu iş), karara bağlanmış (olmuş bitmiş) bir iştir’ demiştir.” [*]
Bu ayet Âl-i İmrân 3:47. ayetle birlikte okunmalıdır.
22
(O esnada Meryem) çocuğa hamile kalmış ve onunla uzak bir yere çekilmişti.
23
(Zamanı geldiğinde) doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine yaslanmaya zorlamıştı da “Ah, keşke bundan önce ölseydim ve unutulup gitseydim!” demişti.
24
(Cebrail, ağacın) alt tarafından ona şöyle seslenmişti: “Sakın üzülme! Elbette Rabbin senin alt tarafında bir su arkı var etmiştir.
25
Hurmanın gövdesini kendine doğru silkele ki (ağaç) sana taze hurma döksün. [*]
Bu ifadeler ilahi bir mucizeye muhatap kılınan ve çok zor bir durumla karşı karşıya bırakılan Hz. Meryem için her şeyin hazırlanmış olduğunu göstermektedir.
26
Ye, iç; gözün aydın olsun! Herhangi bir insan görürsen de ki: ‘Ben Rahmân için oruç adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”
27
Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: “Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!
28
Ey Harun’un kız kardeşi! [*] Baban kötü bir kişi değildi; annen de ahlaksız değildi” [*]
Burada sözü edilen “Harun’un kız kardeşi” ifadesi, Hz. Meryem’in Hz. Harun’un soyundan geldiği anlamını verebileceği gibi, Hz. Harun’un davasını sahiplenmesi anlamını da içerebilir. Dahası onun Harun adından bir kardeşinin bulunması da elbette muhtemeldir.,Bu ayet Nisâ 4:156. ayetle birlikte okunmalıdır.
29
(Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!” [*] demişlerdi.
Bu cümle “(Daha dün) beşikte olan bir bebekle nasıl konuşalım!” şeklinde de yorumlanabilir ki bu yorum devamında geçen “Hz. İsa’nın peygamber kılınması, ona kitap verilmesi, namaz, zekat ve annesine iyilik etmesi” görevlerini daha kolay anlamayı sağlar. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:46; Mâide 5:110.
30
(İsa) şöyle demişti: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. [*]
Bu ayet “nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği” şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; İsrâ 17:55.
Sonraki 30 ayet →