1
Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki O duyandır, görendir.
2
Musa’ya da Kitabı vermiş [*] ve onu “Benden başka hiçbir [vekil] (güven kaynağı) edinmeyin!” diye İsrailoğullarına bir rehber kılmıştık.
Ayette geçen [el-kitab] kelimesi, Tevrat’ta (Eski Ahit’te) ve İncil’de (Yeni Ahit’te) çeşitli bölümlerde yer alan İşaya, Yeremya, Hz. Yahya ve Hz. İsa’nın ön uyarılarına işaret için kullanılmış olmalıdır.
3
Ey Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın nesli! Şüphesiz ki o çok şükreden bir kuldu.
4
Biz Kitapta İsrailoğullarına “Siz yeryüzünde iki kez [*] bozgunculuk çıkaracak ve büyük bir kibre kapılacaksınız.” diye bildirmiştik.
Ayette geçen [merrateyni] kelimesinin “çokluk” anlamı vermesi de mümkündür. Zaten İsrailoğulları’nın tarihte pek çok kez azgınlık ve fesatlık yaptıkları bilinmektedir. Bu durumda “iki kez” ifadesi, onların iki ayrı ve uzun dönemdeki baskıcı ve bozguncu iktidarlarını temsil etse gerektir. Yaptıkları azgınlıktan kastın ilki, Hz. Zekeriya veya İşaya’nın öldürülmesi, Ermiya’nın hapsedilmesi; diğeri de Hz. İsa’yı öldürme girişimleri olabileceği gibi başka olaylar da olabilir (Eski Ahit: Levililer 26, 14-39; tesniye 28, 15-68; İşaya 5: 24-30; Yeremya 2: 28; Yeni Ahit: Matta 23: 33-37; Luka 21: 10-24. Esed, Kur’an Mesajı, s. 560’ta 5. not). Kur’an’da bu konuda herhangi bir olay ismi verilmediği için biz de herhangi özel bir olaydan bahsetmiyoruz.
5
Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.
6
(Bu ilk sıkıntıdan) sonra onlara karşı size tekrar (fırsat) vermiştik; [*] servet ve çocuklarla sizi (gücünüzü) desteklemiş, sayınızı daha da çoğaltmıştık.
Ayette sözü edilen ikinci fırsatla, M.Ö. 6. yüzyılın son çeyreğinde Bâbil esaretinden veya sürgününden dönüp ulusal örgütlenmelerini kısmen yeniden gerçekleştirdikleri ve yıkılan mabetlerinin yerine yenisini inşa ettikleri kastediliyor olabilir (Esed, [Kur’an Mesajı], s. 650’ta 8. not).
7
(Size şöyle demiştik): “İyilik yaparsanız kendiniz için iyilik yapmış olursunuz; kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Artık sonuncu (ikinci cezalandırma) zamanı gelince, yüzlerinizi kapkara edecek, daha önce girdikleri gibi yine Mescide (Süleyman Mabedi’ne) girecek ve üstün gelip her şeyi tahrip edecek (ordular size musallat olur).”
8
Rabbiniz size merhamet edecektir. (Bozgunculuğa) dönerseniz, biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Cehennemi kâfirler için bir kuşatma yeri yaptık.
9
Şüphesiz ki bu Kur’an, (tek) doğruya ulaştırır; [*] iyi işler yapan müminlere büyük bir ödül olduğunu müjdeler. [*]
Burada geçen [akvem] kelimesi, “en doğru” değil, “tek doğru” şeklinde yorumlanmalıdır. Çünkü din adına doğru söz ve davranışlar Kur’an’ın hükümleridir.,Benzer mesaj: Kehf 18:2.
10
Ahirete inanmayanlar için ise elem verici bir azap hazırlamışızdır.
11
(Nankör) insan, iyiliği istediği (gibi) kötülüğü de ister. İnsan çok acelecidir!
12
Biz geceyi ve gündüzü iki delil olarak yarattık. Rabbinizin lütfundan aramanız ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin delilini (ayı) silip, (yerine) aydınlatan gündüzün delilini (güneşi) getirdik. [*] İşte (bu konuda) her şeyi açıkça anlattık.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:96; Yûnus 10:5; Rahmân 55:5.
13
Her insanın uçup (gittiğini sandığı davranışlar)ını boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, (önünde) açılmış bir kitap (amel defteri) çıkartacağız.
14
(Kendisine şöyle diyeceğiz): “Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana kendi [nefs]in yeter.”
15
Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. [*] Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar (kimseye) azap ediciler değiliz. [*]
Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, 41, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet En‘âm 6:131, Enfâl 8:33, Hûd 11:117 ve Kasas 28:59. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
16
Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını [*] yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz. [*]
Benzer mesaj: En‘âm 6:123.,Yette geçen [emernâ] fiili “emretmek” demektir. Bu fiile [âmernâ] şeklinde okunarak “musallat etmek, çoğaltmak” anlamı verenler de vardır. İsrâ 17:15’te “elçi gönderinceye kadar azap edilmeyeceği” prensibi ile En‘âm 6:131 ve Kasas 28:59’daki bilgiler çerçevesinde Yüce Allah’ın herhangi bir şehir halkını O’nun emrine itaatten yüz çevirmedikleri sürece helak etmediği sonucu elde edilmiş olur. Söz konusu fiili [emmernâ] şeklinde şeddeleyerek okuyup “emir yapmak, yönetici kılmak” anlamı verenler de vardır. Şımarıkların bir şehirde iktidara gelmesi sonrasında yoldan çıkarıcı işler yapmaları helaklerinin sebebi olmaktadır.
17
Nitekim Nuh’tan sonraki nice nesilleri helak etmiştik. Rabbin, kullarının günahlarını bilip görmede yeterlidir.
18
Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).
19
Kim de ahireti ister ve mümin olarak çalışırsa, işte bunların çalışmaları değerlidir.
20
Hepsine yani onlara da bunlara da Rabbinin cömertliğinden (istediklerini) veririz. Rabbinin verdiği, kimse tarafından engellenemez.
21
Bak ki biz insanların kimini kiminden nasıl farklı yaratmışız! Elbette ahiret derece ve üstünlük farkları bakımından çok daha büyüktür.
22
Allah ile birlikte başka ilah edinme! Aksi takdirde kınanmış ve (azaba) terkedilmiş olarak oturup kalırsın.
23
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. [*] Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın “Öf!” bile deme; [*] onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle!
Bu ayette Yüce Allah’a kulluk ile ana babaya iyiliğin peş peşe kullanılması, konunun önemine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.,Ana-babalar daima çocuklarından saygıyı hak etmekte, yaşlanmalarını beklemeden de kendilerine “öf” bile denilemeyeceği anlaşılmaktadır. “Yaşlıyken ‘öf’ demek yasaktır; öyleyse gençken kendilerine ‘öf’ denebilir” sonucu asla çıkartılmayacağı gibi kendilerine herhangi bir şekilde kötü davranılmasının da kesinlikle yasak olduğu özellikle belirtilmelidir. “Yasak olan ‘öf’ demektir; geri kalan her şey denebilir ve yapılabilir” veya “yanımızda yaşlanmışlarsa bu böyledir; uzaktalarsa her şey yapılabilir” şeklindeki bir anlayış son derece yanlıştır ve ayette söylenmek istenene tamamen aykırıdır.
24
Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler (özenle büyüttüyseler), şimdi sen de onlara merhamet et!”
25
Rabbiniz kalplerinizdekini çok iyi bilendir. Siz iyiler olursanız (şunu bilin ki) şüphesiz ki O, kendisine yönelenleri çok bağışlayandır.
26
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! [*] Saçıp savurma! [*]
Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın “kâr”dan değil, “mal”dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19; Me‘âric 70:24.,Saçıp savurmak kişiyi savurduğu şeylere bir süre sonra muhtaç duruma düşürebilir. Bu nedenle amaçsız bir şekilde elde avuçta olan her şeyi vermemek gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:29; Furkân 25:67.
27
Şüphesiz ki saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
28
Rabbinden beklediğin bir rahmet arzusu için onlardan yüz çevirirsen (en azından) kendilerine gönül alıcı bir söz söyle! [*]
Bu ayet Bakara 2:263 ile birlikte okunmalıdır.
29
Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! [*] Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.
Amaçsız bir şekilde elde avuçta olan her şeyi vermemek gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:27; Furkân 25:67.
30
Şüphesiz ki Rabbin, rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. [*] Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.
Benzer mesajlar: Ra‘d 13:26; Kasas 28:82; ‘Ankebût 29:62; Rûm 30:37; Sebe’ 34:36, 39; Zümer 39:52; Şûrâ 42:12.
Sonraki 30 ayet →