1
1,2. [Elif. Lâm. Râ.] [*] (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, [*] yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yoluna [*] çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.,Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.
2
1,2. [Elif. Lâm. Râ.] [*] (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, [*] yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yoluna [*] çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.,Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.
3
Onlar dünya hayatını ahirete tercih eder; [*] Allah yolundan alıkoyar ve o (yol)un eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapkınlık içindedir.
Benzer mesajlar: Tevbe 9:23; Nahl 16:107; Fussilet 41:17.
4
(Allah’ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. [*] Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. [*] O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Bu cümlede Yüce Allah’ın peygamber görevlendirmedeki sistemine dikkat çekilmekte, her peygamberin yalnızca kendi kavminin diliyle görevlendirildiği ifade edilmektedir. Bu ayette dillerin birbirinden üstün olmadığına, vahyin ilk muhataplarının dilinin tercih edildiğine dikkat çekilmektedir. ,Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Allah dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır.”; “Allah (azabı tercih edip) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, (bağışlanmayı) dileyeni (layık gördüğünü) ise doğru yola ulaştırır.” Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Âl-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; Nahl 16:93; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.
5
Yemin olsun ki Musa’yı da “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş toplumların başına getirdiği felaket) günlerini hatırlat!” [*] diye delillerimizle göndermiştik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır. [*]
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:140; Câsiye 45:14.,Benzer mesajlar: Lokmân 31:31; Sebe’ 34:19; Şûrâ 42:33.
6
Hani Musa kavmine demişti ki: “Allah’ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın! Çünkü sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kestirip, kadınlarınızı sağ bırakmakta olan Firavun ailesinden O kurtarmıştı.” İşte bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardır. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:127, 141; Kasas 28:4; Mü’min 40:25.
7
Hani Rabbiniz size “Şükrederseniz elbette size (nimetimi) artıracağım; nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir!” [*] diye bildirmişti.
Benzer mesajlar: Neml 27:40; Rûm 30:44; Lokmân 31:12; Fâtır 35:39; Zümer 39:7.
8
Musa şöyle demişti: “Siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz bile, Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır.” [*]
Benzer mesajlar: Lokmân 31:14; Zümer 39:7.
9
Sizden öncekilerin yani Nuh, Âd ve Semûd kavimleri ile onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilemez. [*] Elçileri kendilerine deliller getirmişti [*] de onlar ellerini onların (peygamberlerin) ağızlarına koyup tıkamışlar [*] ve demişlerdi ki: “Biz size gönderileni inkâr ettik [*] ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir şüphe içindeyiz.” [*]
Burada sayılan kavimler insanlık tarihinden seçilmiş birkaç kavimdir. Onlardan önce de sonra da başka azgın kavimler yaşamıştı; onların durumunu sadece Yüce Allah bilir denerek örneklendirme yapıldığına dikkat çekilmektedir.,Benzer mesaj: Tevbe 9:70.,Benzer mesajlar: Tevbe 9:32; Saff 61:7-8; Nûh 71:7.,Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur’an’da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Mü’minûn 23:51-53; Sebe’ 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Fussilet 41:14; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.,Benzer mesaj: Hûd 11:62.
10
Elçileri şöyle demişti: “Gökleri ve yeri yoktan yaratan [*] Allah hakkında şüphe mi var? (Oysa) O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar ertelemek için sizi (gerçeğe) çağırıyor.” Onlar da şöyle demişlerdi: “Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. [*] Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. [*] (Öyleyse) bize apaçık bir delil getirin!”
Benzer mesajlar: En‘âm 6:14; Yûsuf 12:101; Fâtır 35:1; Zümer 39:46; Şûrâ 42:11.,İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili bkz. Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü’minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.,Taklitçilik her zaman aynı şekilde varlığını devam ettirmekte, yeni şeyler söyleyenler daima aynı tepkiyle karşılaşmaktadır. Peygamberlere hitaben alaycılık içerisinde bulunan taklitçilerin izinden gidenlerin bugün bundan farklı bir durumda oldukları söylenemez.
11
Elçileri ise onlara şöyle demişti: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!
12
Hem bize yollarımızı göstermiş olduğu hâlde ne diye biz Allah’a güvenmeyelim! Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette direneceğiz. Güvenenler yalnızca Allah’a güvensinler!”
13
13,14. Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!” [*] Rableri de “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz” [*] diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.
Benzer mesaj: A‘râf 7:88 Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.
14
13,14. Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!” [*] Rableri de “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz” [*] diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.
Benzer mesaj: A‘râf 7:88 Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.
15
(Peygamberler) zafer istemişlerdi (Allah da vermişti). Her inatçı zorba kaybetmiş (olacak)tır. [*]
Bu kalıpta Kur’an’da sadece bu ayette geçen [vesteftehû] “zafer istemek” fiili “peygamberler” için kullanılmışsa ayette “icabet ettim; kabul ettim, fetih verdim, amaçlarına ulaştılar” anlamında gizli bir fiilin bulunduğu kabul edilmelidir. Bu fiilin faili “azgın insanlar” da olabilir. Bu durumda söz konusu inkârcıların “kendileri peygamberlere karşı fetih istediler; ancak her inatçı zorba hüsrana uğramış oldu” anlamı söz konusu edilmiş olur.
16
Ardından da (o inatçı zorbaya) cehennem vardır; kendisine irinli su içirilecektir!
17
Onu yudumlamaya çalışacak fakat neredeyse boğazından geçiremeyecektir. [*] Ona her yandan ölüm gelecek, oysa o asla ölecek değildir. [*] Bundan ötede ağır bir azap daha vardır. [*]
Benzer mesajlar: Nisâ 4:56; Hacc 22:19-20; Mü’minûn 23:104; Muhammed 47:15; Müzzemmil 73:13; Ğâşiye 88:6.,Yüce Allah cehennemliklerin oradaki korkunç durumunu ifade bağlamında kendilerine her yönden ve vücutlarının her zerresine ölümün her sebebi yağmasına rağmen hiçbir şekilde ölemeyeceklerini, böylece azaptan kurtulamayacaklarını haber vermektedir. Furkân 25:13’te “kâfirlerin yok olma” isteklerini, “bir defa yok olma isteği”nin yeterli olmayacağı, bunun defalarca yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu tür ifadeler, ateş azabının ne kadar korkunç bir durum arz edeceğini, “oradan kurtulup nimete ulaştırılma arzusu” bir yana, yok olup gitmenin büyük bir özlem halini alacağı bildirilmektedir.,Yüce Allah ateş azabının “ötesi”nde, “arkası”nda ağır bir azabın olduğunu ifade ederek aslında azabın kesintisizliğini ve ebediliğini vurgulamış olabilir. Ayrıca azabın her bir aşamasının öncekinden çok daha ağır olacağı veya nefeslerin kesilip bedenlere hapsedilmesi manası da muhtemeldir. Azabın hafifletilmeyeceğinden söz eden ayetlerde de verilmek istenen mesaj budur.
18
Rablerini inkâr edenlerin durumu, işleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. [*] Kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler. [*] Asıl uzak sapkınlık işte budur!
Benzer mesaj: Hacc 22:31.,Benzer mesaj: Bakara 2:264.
19
Allah’ın gökleri ve yeri bir amaç ile [*] yarattığını görmüyor musun? Dilerse sizi giderir ve (yerinize) yepyeni bir halk getirir. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Yûnus 10:5; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Rûm 30:8; Zümer 39:5; Duhân 44:39; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:133; Mâide 5:54; En‘âm 6:133; Tevbe 9:39; Hûd 11:57; Fâtır 35:16; Muhammed 47:38.
20
Bu, asla Allah’a zor değildir. [*]
Benzer mesaj: Fâtır 35:17.
21
(Kıyamet gününde) hepsi Allah’ın huzuruna çıkmış (olacak) ve zayıf olanlar kibirlenenlere diyecekler ki: “Şüphesiz ki biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah’ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?” Onlar da şöyle diyeceklerdir: “Allah bizi doğru yola ulaştırsaydı biz de sizi doğru yola ulaştırırdık. [*] Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Artık bizim için hiçbir sığınak yoktur.”
Benzer mesajlar: En‘âm 6:148; Nahl 16:35.
22
(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan şöyle diyecektir: “Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vadetmişti; ben de size (bir şeyler) vadetmiş ve size tersini yapmıştım. (Zaten) benim size karşı hiçbir gücüm yoktu. Sadece sizi (inkâra) çağırmıştım; siz de hemen bana (çağrıma) koşmuştunuz. (Şimdi) beni kınamayın; kendinizi kınayın! Ben sizin feryadınıza yetişemem; siz de benim feryadıma yetişemezsiniz! Şüphesiz ki daha önce ben, beni (Allah’a) ortak koşmanızı da reddetmiştim.” [*] Şüphesiz ki zalimler için elem verici bir azap vardır.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe’ 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.
23
İman edip iyi işler yapanlar Rablerinin izniyle içinde [ebedî] kalacakları ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konulmuş (olacak)lardır. Orada esenlik dilekleri “selam”dır. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:10; Ahzâb 33:44.
24
Görmüyor musun Allah nasıl bir örnek verdi! Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları yüksekte [*] olan güzel bir ağaca (benzetti). [*]
Buradaki [es-semâ’] kelimesi “gök” değil de “yüksek” anlamını vermektedir.,Ayette geçen [kelime-i tayyibeh] (güzel söz) tamlaması [lâ ilâhe illellâh] “kelime-i tevhîd” anlamına alınabilir. Çünkü [kelime-i tevhîd]de herhangi bir eksiklik ve fazlalık söz konusu değildir. Bunun “müminin imanı” olma ihtimali de vardır. İbn Abbâs’tan gelen bir rivayete göre [kelime-i tayyibeh] tamlaması Yüce Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik etmektir. [Şecere-i tayyibeh] (güzel ağaç) ise mümindir. “Kökü (yerde) sabittir” ifadesi [lâ ilâhe illellâhu] (Allah’tan başka ilah yoktur) kabulü şeklinde müminin kalbinde sabittir. Dallarının yüksekte oluşu ise müminin amellerinin yüceliğini, ilahi rızaya yükselebileceğini ve kötü niyetli müdahalelerden korunmuş olduğunu sembolize etmektedir.
25
(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman (her yıl) yemişini verir. (Gerçeği) hatırlasınlar diye Allah insanlara örnekler vermektedir.
26
Kötü bir sözün örneği, gövdesi yerden koparılmış, (o yüzden) sabit olmayan (ayakta duramayan) bir ağaç gibidir. [*]
Ayetteki [kelime-i habîseh] (kötü kelime) yani çirkin sözler, [şecera-i habîseh] (kötü, verimsiz, kuru bir ağaca) benzetilmektedir. “Kötü kelime” insanı kâfirliğe ve müşrikliğe sürükleyen, insanın hem kendisinin hem de başkalarının sapmasına neden olan olumsuz içerikteki her bir ifadedir. İşte Yüce Allah “kötü sözleri” kökü yerden sökülmüş, ekili olduğu toprağın üzerine çıkartılmış, bütünüyle kararsız, dayanaksız, çürük ve kuru bir ağaca benzetmektedir. Son üç ayette dile getirilen konulardan anlaşılıyor ki iyi, temiz ve yararlı kelimeler gücünü kaynağından ve gösterdiği hedeften alırlar. Kötü kelimelerin ise kökü olmadığı için onların insan inşa etmeye ve bir medeniyet oluşturmaya dair herhangi bir duruşu da gücü de yoktur. Kökü ve beslendiği değer vahiy olmayanların medeniyet adına söyleyebilecek fazla bir şeyleri olamaz.
27
Allah iman edenleri sağlam sözle [*] hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar; zalimleri ise saptırır. [*] Allah dilediğini yapar. [*]
“Sabit söz” ile kastedilen, [kelime-i tevhid] olmalıdır.,Bu cümle Yüce Allah’ın hak etmeyen veya kulun kendisi istemediği sürece hiç kimseyi saptırmayacağının en açık delillerindendir. “Zalimleri saptırması”, uyguladığı imtihan gereği onların zulüm tercihlerine fırsat vermesi ve onların o durumunu bildirmesidir Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Âl-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.
28
Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmüyor musun?
29
Onlar cehenneme girecekler. (O) ne kötü bir karargâhtır!
30
(İnsanları) O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar koştular. De ki: “(İstediğiniz gibi) yaşayın! Şüphesiz ki varışınız ateşedir.” [*]
Benzer mesaj: Zümer 39:8.
Sonraki 22 ayet →