1
[Elif. Lâm. Râ.] [*] İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitabın ayetleridir.
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
2
İçlerinden bir adama “İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için (yüksek) bir doğruluk makamı [*] olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler “Bu elbette apaçık bir büyücüdür” [*]dediler! [*]
Bir benzeri de Kamer 54:55’te geçen [kademe sıdkın] tamlaması “büyük itibar gören yüksek bir makam”, “doğruluk, sadakat kademesi, makamı”, “ileri geçen mertebe” ve “yüksek bir itibar” gibi anlamlar içermektedir. Ayette dünyada bu tür fedakârlıklar yapanların mahşerde Allah katında özel ve yüksek bir konumlarının bulunacağı yani ödül olarak cennete gidecekleri belirtilmektedir.,Benzer bir ayet için bkz. Sâd 38:4.,Benzer mesajlar: Sâd 38:4; Kâf 50:2.
3
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratan, [*] sonra da her işi düzenleyip yöneterek [arş]a [istiva] [*] eden Allah’tır. O’nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. [*] İşte O Rabbiniz Allah’tır. O’na kulluk edin! (Gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
Benzer mesajlar: A‘râf 7:54; Hûd 11:7; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38; Hadîd 57:4 [Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.,Şefaatle ilgili bu cümle, Zümer 39:43-44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
4
Allah’ın gerçek bir vaadi olarak hepinizin dönüşü yalnızca O’nadır. Şüphesiz ki O, yaratılanları önce (yoktan) yaratır; sonra da iman edip iyi işler yapanlara adaletle karşılık vermek için (onları mahşerde) yeniden yaratır. Kâfir olanlara gelince, inkar ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
5
Güneşi ışık kaynağı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için [*] ona (aya) birtakım evreler belirleyen O’dur. [*] Allah bunları ancak bir amaçla yaratmıştır. Bilen bir kavme ayetlerini açıklamaktadır.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:96; İsrâ 17:12; Rahmân 55:5.,Benzer mesaj: Yâsîn 36:39.
6
Şüphesiz ki gece ve gündüzün değişmesinde, [*] Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde [takvâ]lı (duyarlı) bir toplum için dersler vardır.
Benzer mesajlar: Bakara 2:164; Âl-i İmrân 3:190; Mü’minûn 23:80; Nûr 24:44; Furkân 25:62; Câsiye 45:5.
7
Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, [*] dünya hayatına razı olup onunla huzur bulanlar ve ayetlerimizden habersizmiş gibi davrananlar var ya,
“Allah’a kavuşmaya inanmamak” ifadesi, “O’nun huzuruna varmayı, orada hesaba çekilmeyi inkâr etmek” demektir.
8
İşte kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden onların barınağı ateştir!
9
İman edip iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları imanları sebebiyle doğru yola ulaştırır. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. [*]
Ateş azabına atılmak nasıl kişinin kendi kazanımlarının sonucu ise cennet ödülleriyle buluşturulmak da kişinin iman etmesinin ve iyi işler yapmasının sonucudur. Tercihler ve fedakârlıklar “sebep”, ateş veya ödüllerle buluşturulmak ise “sonuç”tur. 8. ayetteki [yeksibûne] fiili kişinin hem inanç anlamında kazanımlarını, hem de davranış olarak ortaya koyduklarını kapsamaktadır. Bu ifade kişinin kalbinin kazandıklarını da elbette içermektedir. Bkz. Bakara 2:225, 284.
10
Onların oradaki duası şudur: “Ey Allah’ım! Sen yücesin!” Orada birbirlerine esenlik dilekleri ise ‘selam’dır. [*] Dualarının sonu da “[Hamd] (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” şeklindedir. [*]
Benzer mesaj: Ahzâb 33:44.,Namazların ilk rekâtlarında [sübhânekellâhumme ve bi hamdike] şeklinde okunan [sübhâneke] duasının ilk kısmının delili bu cümlededir.
11
Allah (inkârcı) insanlara, hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşacaklarını ummayanları (ahirete inanmayanları) azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:15, En‘âm 6:110; A‘râf 7:186; Hicr 15:72; Mü’minûn 23:75; Neml 27:4.
12
(İnkârcı) insana bir sıkıntı dokunduğu zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder. Fakat ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı yüzünden bize yalvarmamış gibi geçip gider. [*] İşte böylece yapmakta oldukları şeyler haddi aşanlara güzel gösterilmiştir.
Kur’an’da pek çok ayette ele alındığı üzere nankör insana yönelik bir tahlile yer verilmekte, daha çok menfaatperestlik boyutuna vurgu yapılmaktadır. Benzer mesajlar: Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
13
Yemin olsun ki haksızlık ettikleri için sizden önce nice nesilleri helak etmiştik. Elçileri kendilerine apaçık deliller getirmiş, (ancak) onlar iman etmemişlerdi. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.
14
Sonra da nasıl davranacağınızı görmemiz için onların ardından sizi yeryüzünde halifeler (sorumlular) olarak görevlendirdik.
15
Onlara ayetlerimiz açıkça [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, (öldükten sonra) bizimle karşılaşmayı ummayanlar (ahirete inanmayanlar), “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. [*] Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.” [*]
Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.,Benzer mesajlar: En’âm 6:15; Zümer 39:13.
16
De ki: “Allah dileseydi onu size [tilavet] edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?”
17
Allah’a yalan uyduran veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! [*] Şüphesiz ki suçlular kurtulamazlar!
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:94; En‘âm 6:21, 93, 144, 157; A‘râf 7:37; Hûd 11:18; Kehf 18:15; ‘Ankebût 29:68; Zümer 39:32; Saff 61:7.
18
Onlar Allah’ın peşi sıra kendilerine zarar da yarar da sağlamayacak şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. [*] De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz! [*] O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.”
Bu ayet Zümer 39:3 ile birlikte okunmalıdır. Kişinin kendisini Yüce Allah’a yaklaştıracak aracılar edinmesi şirktir ve eğer tevbe edilmezse, şirk denen kabul Nisâ 4:48 ve 116’da da belirtildiği gibi Allah tarafından affedilmeyecek tek günah olarak tanıtılmaktadır. Müşriklerin Yüce Allah katında putlardan şefaat beklemesi onların bir kısmının da olsa ahirete inandığını gösterebileceği gibi, bu şefaat beklentisinin dünyada durumlarının düzeltilmesi beklentisi olduğu da ifade edilmektedir. Bu durumda müşrikler içerisinde bu türden şefaata inananların ahirete inanmadıkları belirtilmiş olur Bu cümle Ra‘d 13:33 ve Hucurât 49:16. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Amaç insanların hadlerini aşarak Yüce Allah’a din öğretmeye kalkışmamasına dikkat çekmek ve O’nun bilmediği hiçbir şeyin olmadığını vurgulamaktır.
19
İnsanlar sadece tek bir ümmetti; [*] sonradan ayrılığa düştüler. Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda aralarında elbette (hemen) hüküm verilirdi. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Enbiyâ 21:92; Mü’minûn 23:52.,Benzeri Hûd 11:110, Tâhâ 20:129, Fussilet 41:45 ve Şûrâ 42:21’de de geçen bu ifade gereği, “Yüce Allah’tan bir kelimenin geçmiş olması” azabın mahşere ertelenmesi ve inkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili ezeli hüküm vermesi anlamına gelmektedir.
20
“Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir ayet (mucize) indirilse ya!” diyorlar. [*] De ki: “[Gayb] (bilinemeyen her şey) yalnızca Allah’ın kontrolündedir. Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
İnkarcıların Hz. Peygamber’den istediği sıra dışı şeylerle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:7, 27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.
21
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra o (nankör) insanlara bir merhamet tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında bir tuzak (kurmuşlar). [*] De ki: “Allah’ın tuzağı daha hızlıdır.” [*] Şüphesiz ki elçilerimiz (meleklerimiz) kurduğunuz tuzakları yazıyorlar. [*]
Yüce Allah inkârcı insanın başına herhangi bir sıkıntı geldikten sonra kendisine rahmet ve merhametini ulaştırdığında hemen eski nankörlüğüne geri döndüğünü ve ayetlere karşı düşmanca tavırlarına devam ettiğini haber vermektedir.,Yüce Allah’ın tuzak kurması, tuzakları boşa çıkarması anlamına gelir. Bu konu Enfâl 8:18, 30. ayetler çerçevesinde değerlendirilmelidir.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:181; Nisâ 4:81; İsrâ 17:13; Kehf 18:49; Meryem 19:79; Enbiyâ 21:94; Yâsîn 36:12; Zuhruf 43:80; Câsiye 45:29; Kâf 50:18; Kamer 54:53; İnfitâr 82:10-12; Târık 86:4.
22
Sizi karada ve denizde yürüten (gezdiren) O’dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, gemiler de içindekileri tatlı bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri zaman, ona (gemiye) şiddetli bir fırtına gelip çatar; her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da işte o zaman, dini yalnız O’na (Allah’a) özgü kılarak “Bizi bundan kurtarırsan elbette şükredenlerden olacağız” [*] diye Allah’a yalvarırlar.
Benzer mesaj: En‘âm 6:63.
23
(Allah) kendilerini kurtarınca bir de bakarsın ki onlar yeryüzünde haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız dünya hayatının menfaatini elde etmek üzere ancak kendi aleyhinizedir. Sonunda dönüşünüz sadece bizedir. Yaptıklarınızı size bildireceğiz.
24
Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yer bitkileri o (su) sayesinde (gürleşip) birbirine karışır. Sonunda yeryüzü, süsünü takınıp (rengârenk) zinetlendiği ve sahipleri de onun üzerinde güç sahibi olduklarını sandıkları sırada, bir gece veya gündüz ona (azap) emrimiz gelir de onu sanki dün (orada bir zenginlik) yokmuş gibi hasat edilmiş bir hale getiririz. [*] Düşünen bir toplum için ayetlerimizi ayrıntılı bir şekilde işte böyle açıklıyoruz. [*]
Dünya hayatının geçiciliğiyle ilgili benzer mesajlar: Kehf 18:45; Zümer 39:21; Hadîd 57:20 Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
25
Allah kullarını barış yurduna (cennete) [*] çağırıyor [*] ve dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırıyor.
Burada geçen [dâru’s-selâm] ifadesi “barış yurdu” anlamında “dünya hayatındaki İslam ve Kur’an yurdu” olarak da yorumlanabilir. Benzer mesaj: En‘âm 6:126.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.
26
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine herhangi bir toz (leke) ve aşağılanma bulaşmaz. [*] İşte onlar cennet halkıdır; orada [ebedî] kalacaklardır.
Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir).”
27
Kötülük yapanlara gelince, herhangi bir kötülüğün karşılığı misli iledir. [*] Onları aşağılanma kaplayacaktır. Kendilerini Allah’tan (gelecek herhangi bir cezaya karşı) koruyacak kimse de yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da ateş halkıdır; orada [ebedî] kalacaklardır.
Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; En‘âm 6:160; Enfâl 8:60; Nahl 16:126; Hacc 22:60; Neml 27:89-90; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe’ 78:36.
28
Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da (Allah’a) ortak koşmuş olanlara “Siz ve koştuğunuz ortaklar, yerinizde bekleyin!” diyeceğimiz gün artık onların (putlarıyla) aralarını tamamen ayırmışız (olacağız). Onların ortakları şöyle diyecektir: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. [*]
Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe’ 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.
29
Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik.”
30
Orada herkes geçmişte yaptıklarını karşısında bulacaktır. (Artık) onlar gerçek sahipleri [*] olan Allah’a döndürülmüş (olacaklar)dır. Uydurmakta oldukları şeyler (putlar) da onlardan kaybolup gitmiş (olacak)tır.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:62; Yûnus 10:32; Kehf 18:44; Hacc 22:6, 62; Mü’minûn 23:116; Nûr 24:25; Lokmân 31:30.
Sonraki 30 ayet →