1
Ey resulüm! Ayetlerimi inkâr edenlere de ki: "Bana şu bilgiler vahyedildi. Sizin bilmediğiniz ve benim bilmediğim yabancı bir topluluk Kur’an’ı dinledi. Gizlice buluşarak aralarında konuştular: "Bugün bir şeyler dinledik! Dinlediklerimiz harikaydı!"
2
" Dinlediğimiz şeyler insanları doğru yola iletiyor. Biz okunan şeylere inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Rabbimizin emirlerinden başkasına uymayacağız. Eğer Rabbimizden başka varlıkların emirine uyarsak, Allah’a ortak koşanlardan oluruz."
3
" Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir. Yarattığı varlıkların yöneticisidir. O, eş ve çocuk edinmemiştir. Rabbimizin kadınları çocukları yoktur."
4
" Gerçek şu ki, aramızdaki bazı beyinsizler Allah hakkında saçma sapan şeyler söylüyorlarmış!"
5
" Biz temiz bir insanız. Saf düşüncelere sahibiz. İnançlarımız net, arı duru, bu nedenle insanların bize yalan söylemeyeceklerini düşünüyorduk! Allah hakkında bizi kandırmayacaklarını sanıyorduk! Bu inancımız sadece bildiğimiz tanıdığımız insanlar için değildi. Biz bilmediğimiz tanımadığımız bütün insanların da aynı şekilde, insanları kandırmayacaklarına inanıyorduk! Bu nedenle insanlara güvendik! Onların sözlerine uyarak peşlerinden gitmiştik! Hâlbuki onlar bize yalan söylemişler!"
6
" Doğrusu zorluk ve sıkıştığımız zamanlarda insanlardan bazı erkeklere sığınırdık! Bazen de tanımadığımız başka topluluklara sığınarak güç kazanırdık! Kazandığımız güçle şımarıklığımız, taşkınlığımız artardı! Böylece bizi saptıranlarla birlikte, onlara güvenerek azgınlaşırdık! Saçma sapan şeylere inanır kötülük yapardık!"
7
" Sözlerine inandığımız kişiler de Allah’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı."
8
" İnsanlardan bazıları göklerden bilgi alabileceklerine inanıyor. Bu tür palavralarla insanları kandırıyorlardı. Onlara bakarak biz de göklerden bilgi almak için uğraştık! Gördük ki göklerden bilgi almak mümkün değil! Çünkü göklerin kuvvetli bekçileri var! Gökyüzü alevlerle doldurulmuş! Oraya ulaşmamız mümkün değil! Gökler Rabbimiz tarafından koruma altına alınmış!"
9
"Hâlbuki biz göğün bazı kısımlarında dinlemek için oturuyorduk! Fakat kim göğü dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışık bulur."
10
" Elbette biz bilmiyoruz. Yeryüzündekiler için kötülük mü isteniyor, Rabbimiz bir hayır mı diliyor?"
11
" Artık şunu iyi biliyoruz ki bizim içimizde iyiler de var, kötüler de!"
12
" Yeryüzüne dair elde ettiğimiz bilgileri Allah’ı inkâr etmek için kullandık! Edindiğimiz bilgilerle gökyüzüne yöneldik! Gökyüzünden elde edebileceğimizi düşündüğümüz bilgilerle Allah’ı aciz bırakacağımızı sandık! Sanki göklere ulaşırsak Allah’ın bize yeryüzünde yüklediği görev ve sorumluluklardan kurtulabileceğiz. Şimdi bunun mümkün olmadığını anladık! Anladık ki, Allah’ın verdiği özellik ve yetilerle bilgi sahibi oluyoruz. Araştırıp kendimizi geliştiriyoruz. Allah bize bu özellikleri ve yetileri vermeseydi bir hiç olurduk! Allah’ın verdiği yetilerle Allah’ı yüceltip yasalarına uyacağımıza, şımarıp azgınlaşmıştık!"
13
"Ancak bize yol gösteren ayetleri işitince bütün saçma düşünce ve inançlardan vazgeçip Allah’ın sözlerine inandık! Artık iyi biliyoruz ki, kim Rabbine inanırsa hakkı tam verilir. Kendisine zulüm yapılmaz. Zira Allah daima adildir. Asla zulmedici değildir."
14
" Biliyoruz ki, bizden Müslim olanlar olduğu gibi hak yolundan sapanlar da var. Kim Müslim olursa işte onlar doğru yolu bulmuşlar,"
15
"Bilin ki, yoldan sapanlar cehenneme odun olmuşlardır."
16
Ey resulüm! işte bunlar sizin bilmediğiniz yabancı toplulukların konuşmalardır. Onlar hac mevsiminde Mekke’ye geldiklerinde senin ayetlerimizi okumanı dinlediler. Kalplerinde inanç oluştu. Onlar ayetlerimizi senden işitip aralarında konuşarak Müslim oldular. İnkâr edenler seni yalnız bıraktıklarını sanıyorlar. Tanıdıklarını sana düşman etmeye çalışıyorlar. Böyle yaparak senin önünü kestiklerini, toplumun içinde küçük düşürdüklerini sanıyorlar. İşte bak! Senin bilmediğin onların da bilmediği yabancı bir topluluk Müslim oldu. Şimdi ne yapacaklar? Sana da soramıyorlar. Kim bunlar? Sorsalar ne olacak? Sen de kim olduklarını bilmiyorsun ki! Aralarında tartışıp duruyorlar. Kim bunlar? Bilseler üzerlerine saldırarak zulmedecekler. Hikmetimiz gereği onları senden ve onlardan gizledik! Böylece rahat rahat inançlarını pekiştiriyorlar. İnkâr edenler Rabbinin nimetlerini bilmezler. İnkâr edenlerin bilmediği, senin de bilmediğin kendini gizleyen birçok Müslim var. İnkâr edenler istiyor ki; bütün Müslimler ortaya çıksın! Onlara dersini verelim. Yok öyle, artık ipler onların elinde değil! Şimdi onlar kara kara düşünüyorlar. Rabbin onlara müthiş bir ceza verdi. Artık onlar kendilerinden habersiz Müslim olanları bilemiyor, bilip üzerlerine gidemiyor. Dostlarını Müslimlere karşı kışkırtamıyorlar. İnkâr edenler bunları yapmayıp gönderdiğimiz ayetlere inansalar, doğru yolumuzdan gitseler, onları bolca nimetlendirir, bol sularla destekleriz.
17
Onları sınayalım diye bunu yapardık. Kim Rabbinin kitabından yüz çevirirse onu sürekli artan bir azaba uğratılır.
18
Ey insanlar! Bilin ki mescitler Allah’a mahsustur. Allah’a mahsus olan yerlerde, Allah ile birlikte bir başkasına yalvarmayın! Başkalarından medet ummayın! Eğer, mescitlerde Allah’tan başkasına yalvararak dua ederseniz, onlara kurtarması için yalvarırsanız apaçık bir şirkin içine girmiş olursunuz. Şüphesiz sizi koruyacak, kurtaracak, yardım edecek sadece Allah’tır.
19
İnkâr edenler, sizin Allah’tan başkasının emirlerini dinlemeyeceğinizi, Allah’tan başka varlıklara yalvarmayacağınızı işittiklerinde, sinirlerinden keçe gibi kaskatı kalırlar.
20
Onlara de ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım! Rabbimin korumasına sığınırım! Allah’tan başka kimseye yalvarmam! Allah’tan başka kimsenin korumasını kabul etmem! Sizin yalvardığınız, korunma talebinde bulunduğunuz varlıklar aciz yaratıklardır. Onlar da benim gibi sizin gibidir."
21
Onlara de ki: "Ben size zarar veya fayda verme gücüne sahip değilim! Size akıl verecek de değilim! Benim aklım bana yeter. Sizler kendinizi çok akıllı görüyorsunuz? Benim dediklerimi anlayacak, anlayıp idrak edecek aklınız var. Akıl edip düşünün! Ben tek başıma olduğum halde size nasıl zarar verebilirim?"
22
Onlara de ki: "Eğer bana bir kötülük yapmak isterseniz Allah’tan başka beni kimse kurtaramaz. Bu nedenle Allah’tan başka sığınacak bulamam!"
23
"Allah’ın elçisi olarak görevim duyurmaktır. Artık kim Allah’a ve elçisine karşı gelirse; şüphesiz onun sonu içinde ebedî kalacağı cehennem ateşidir!"
24
"Sonunda tehdit edildikleri azapla karşılaştıkları zaman, kimin daha zayıf, yardım edeni sayıca daha az bileceklerdir."
25
Sana, tehdit edilen azap günü yakın mı, uzak mı diye soruyorlar. Onlara de ki: "Söz verilen azap gününün yakın mı, uzak mı olduğunu bilemem."
26
"Rabbim bilinmeyenleri bilendir. Bilinmeyeni de kimseye bildirmez!"
27
" Ancak Rabbim dilediği zaman katındaki gizli bilgileri elçilerinden bazılarına bildirir. Elçileri vahiyle bildirilen gizli bilgilerden başkasını bilmezler. <>Çünkü o, bilgilerin önüne ardına gözcüler koyar!"
28
"Rabbinin mesajlarının duyurulduğu bilinsin diye; Rabbimiz her şeyi kuşatmıştır. Onların yaptığı her şeyi bir bir saymıştır!"