2
Kitabımız senin kalbinde bir sıkıntı yaratmasın! Kitabı senin hayatını zora sokmak için göndermedik! İnsanların başlarına bir kötülük gelmeden önce onları kitabımızla uyarıp öğüt ver!
3
İnsanlara de ki: "Rabbinizden size gönderilen kitaba uyun! Allah’ı bırakıp başka dostlar edinmeyin! Onların peşinden gitmeyin! İnkâr edenler Allah’tan başka dostlar edinirler. Edindikleri dostlar kendileri gibidir. Dostlukları üzerinden çıkar sağlamayı düşünürler. Rabbiniz dost olarak sizden herhangi bir çıkar beklemez. Tam tersine size katından sayısız nimetler verir. Size verdiği nimetler karşılıksızdır. Yeter ki azgınlık yaparak yeryüzünde zulüm yapmayın!"
4
Uyarılarımıza aykırı davrandılar. Bunun üzerine onların üstüne gece gündüz fark etmeden felaketler gönderdik.
5
Azabımız onlara gelince: "Biz gerçekten zalimlermişiz." dediler.
6
Elbette kendilerine Resul gönderilenlerle beraber Resulleri sorguya çekeceğiz! Sanmayın ki, Resuller dokunulmazdır! Sanmayın ki, Resuller hesaba çekilmez! Onların görevi Müslim olmak, yasalarımıza uymak, ayetlerimizi insanlara tebliğ etmektir! Onların İslam adına hüküm koyma hakkı yoktur!
7
Hesap günü olup biteni bütün gerçekleriyle açıklayacağız!
8
Hesap günü yapılacak mahkeme adalet üzerinedir. O gün verilen karar kesindir. Herkes kendi yaptıklarına kendisi şahitlik edecektir. Bu konuda hiçbir şüpheye mahal yoktur. Mahkemede verilen karara itiraz edilmez. Tamamıyla gerçeklere göre hüküm verilir. O gün kimin yaptığı iyilikler ağır gelirse onlar kurtuluşa erenlerdir.
9
Kimin tartıları hafif gelirse işte onlar ayetlerimize uymadıkları için ziyana uğrayanlardır.
10
Doğrusu insanları belirli bir zaman için yeryüzüne yerleştirdik. Orada geçiminiz için gerekli şeyler verdik. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
11
Unutmayın ki sizi yarattık sonra size şekil verdik! Meleklere Âdem’e saygı duyun! Ona üstünlük verin! Onu yüceltin dedik! İblis’in dışındakiler Âdem’e secde ederek saygı gösterdiler. Âdem’in yaratılışını yücelttiler. İblis verilen emre karşı çıktı. Âdem’e saygı duymadı. Onun yaratılışını yüceltmedi.
12
İblis’e soruldu: Sana verilen emri yapmaktan alıkoyan nedir? İblis: "Ben ondan daha üstünüm! Beni ateşten onu çamurdan yarattın!" dedi. Böylece Rabbinin emrine karşı geldi. Rabbinin sözünün üstüne söz koydu. Kibirlenerek yoldan çıktı.
13
Bunun üzerine İblise: "Öyle ise oradan in! Orada büyüklük taslamak senin haddin değil! Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın!" denildi.
14
İblis: "Bana insanların tekrar diriltileceği güne kadar mühlet ver." dedi.
15
"Haydi! Sen mühlet verilenlerdensin! Ne yapacaksan yap!" dedik.
16
İblis: "Öyle ise beni azdırmana karşılık and içerim ki ben de onları azdırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım!"
17
" Sonra elbette onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokularak saptıracağım! Onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi.
18
"Haydi! Yerilmiş, kovulmuş olarak oradan çık! Bilin ki onlardan kim sana uyarsa, hepinizi cehenneme dolduracağım! Seni Rabbin azdırmadı. Sen kendin azdın! Üstünlük taslayarak azmanın suçunu Rabbine atma! Rabbin kimseyi azdırmaz! Azan kendisi azar! Azmasının da sorumluluğunu üstlenir! Suç işleyip kabahati Rabbine atanlar, Rabbim istemeseydi azmazdım diyenler, mutlaka cezalandırılacaklardır!"
19
Adem’e: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin! Orada dilediğiniz yerden yiyin, için! Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz!" dedik! <>
20
Şeytan onlara yaklaştı. İçindeki kötülük, şımarıklık, azgınlık, kıskançlık duygularını kabarttı. Onlara dedi ki; "Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı."
21
"Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim!" diye yemin etti.
22
Böylece tuzak kurarak onları aldattı. Âdem ve eşi ağacın meyvesini tattıklarında işledikleri suçun farkına vardılar. Allah onlara ağaca yaklaşmayın demişti. Tutuklanıp cezalandırılma korkusuyla oraya buraya kaçmaya başladılar. Gizlenip görünmemek için ağaç yapraklarının arkasına saklandılar. Üzerlerini büyük yapraklarla örttüler. Korkularından ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Sanki üstlerine yaprak örttüklerinde Allah onları görmeyecekti. Korkuya ve telaşa kapılmış ne yapacaklarını bilmez haldeydiler. Onlara seslendik: "Ben size o ağaca yaklaşmayın demedim mi? Şeytan size apaçık düşmandır demedim mi?"
23
Dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik! Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."
24
Onlara seslendik: "Birbirinize düşman olarak inin! Yeryüzünde yaşarken şeytanın düşmanınız olduğunu asla unutmayın! Şeytanın oyunlarına gelerek asla onu dost tutmayın! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yaşamak vardır!"
25
"Orada yaşayacaksınız! Orada öleceksiniz! Oradan diriltilip çıkarılacaksınız!"
26
Ey Âdemoğulları, içinizdeki kötü arzu ve hevesleri örtecek, sizi iyiliğe götürecek, size güzel şeyler yaptıracak kurallar koyduk! Kalbinize sevgiyi, saygıyı, fedakârlığı, samimiyeti, dürüstlüğü, iyi bir insan olma değerlerini yerleştirdik! İşte bunlar sizin takva elbisenizdir. Bunlara uyarak yaşamanız daha hayırlıdır. Ayrıca size yol gösteren bilgiler, sizi yanlışlardan uzaklaştıracak hükümler verdik! Bunlar Rabbinizin ayetlerindendir. Düşünüp öğüt alırsınız.
27
Ey Ademoğulları, şeytan Âdem ve eşinin içindeki kötülükleri orta çıkarıp azdırdığı gibi sizi de azdırmasın! Rabbiniz korunmanız için size elbiseler verdi. Bunlar; sevgi, saygı, paylaşım, merhamet, şefkat, kötülükten sakınmaktır. Ayrıca size iyiliğin kötülüğün ne olduğunu açıklayan ayetler gönderdi. Şeytan iyi yönlerinizi örter, kötü yönlerinizi açığa çıkarır. Sakın ona kanmayın! Şeytan sizi azdırmak için bilmeyeceğiniz yerlerden tuzaklar kurar! Çünkü şeytan ve arkadaşları sizi hep takip eder! Siz onları görmezsiniz! Şüphesiz biz şeytanları inanmayanlara dost kıldık!
28
Unutmayın! Şeytana uyanlar kötülük yaptıkları zaman bahane olarak: "Babalarımızı bu yolda bulduk! Allah da bize bunu emretti!" derler. Böylece yaptıkları kötülüklerin kabahatini babalarına veya Allah’a atarlar. Onlara de ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri niye söylüyorsunuz?"
29
De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi ona doğrultun! Samimiyetle sadece ona yalvarın! İlkin sizi yarattığı gibi ona döneceksiniz. Rabbinizin yasalarına uyarak yaşayın! Sakın insanların yasalarına uyarak onlara tapmayın!"
30
Bir topluluğa talep ettikleri için doğru yol gösterildi. Bir topluluğa yaptıkları nedeniyle sapıklık hükmü verildi. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Sapıklıkta iken kendilerini doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
Sonraki 30 ayet →