1
Nun! Dikkat et! Qaleme, Qalemle yazılanlar şahittir ki; Qalem ve Qalemle yazılanlar ne kadar gerçekse;
2
Senin elçiliğin de onlara okuduğun vahiyler de o kadar gerçektir. Seni Rabbin bilinmeyen her varlığın kötülüğünden korur. İnkâr edenlerin iddia ettiği gibi cinlenen bir deli değilsin. Onların iddiaları hiçbir şey ifade etmez.
3
Onlar ne derse desin senin için Rabbinden kesintisiz mükâfat vardır.
4
Şüphesiz sen büyük bir yaratılış üzeresin!
5
Onların bilgisizce söyledikleri yalanlar için üzülme, sonuçta sen de onlar da hesap günü gerçekleri görüp bilecekler.
6
Kimin cinlenmiş, kimin delirmiş olduğunu bilecekler.
7
Şüphesiz Rabbin kimlerin yolundan saptığını, kimlerin doğru yolda olduğunu çok iyi bilir.
8
Yalanlayanların yalanlamalarına, suçlayanların suçlamalarına iltifat etme! Onlara itaat etme! Kendine ayrı bir yol çiz!
9
İnkâr edenler senin şöyle yapmanı ister: Onların yaptığı her türlü pisliği kötülüğü hoş görürsen onlar da seni hoş görecekler! Sen onların kötülüklerini kabul edersen onlar da seni kabul edecekler!
10
Bu nedenle onların sözlerine aldanma! Onlara itaat etme! Zira onlar yapamayacakları şeyleri söyler. Üstelik yeminlerini yalanlarına destek yaparlar. Bu davranışlarıyla aşağılık insanlardan başka bir şey değillerdir.
11
Bu aşağılıklar; haksız olarak insanları kınar, insanlar arasında ikilik çıkarmak için söz taşırlar.
12
İnsanların yapacakları hayırlara ve iyiliklere engel olurlar. Çıkarları için etrafa saldırırlar. Günahkârlıkta sınır tanımazlar.
13
Çıkarları için insanlara haksızca saldırırlar. Hareketleri kabadır. Üstelik yaptıkları işleri kötü niyetle yaparlar. İnsanlara kötülüğü bulaştırırlar.
14
İnkâr edenler kendilerine verdiğimiz mallar ve evlatlarından dolayı şımarırlar. Rabbin tarafından verilenleri kendilerinin kazandıklarına inanırlar. Rabbinden gelen nimetleri inkâr ederek azgınlaşırlar. Hâlbuki biz o nimetleri onlara imtihan için vermiştik. Şımarıklıkları yüzünden imtihanı kaybederler.
15
Onlara gerçekleri bildiren ayetler okunduğu zaman, "Eskilerin masalları" derler. Hâlbuki ayetler her şeyin gerçeğini açıklar. Azgınlığı şımarıklığı bırakarak doğru yola girmelerini öğütler. Kulaklarını tıkayarak öğüt almazlar.
16
O, azgın şımarıkların burunlarını damgalayacağız. Çünkü çok büyüklendiler.
17
Hatırlasınlar! Geçmişte böyle davrananlara türlü belalar verdik. Bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, hani onlar sabah olunca bahçelerindeki meyveleri toplayıp, bol nimetlere kavuşacaklarını sanıyorlardı. Söyledikleri gibi olacağına yemin ediyorlardı.
18
Yemin ederlerken mutlaka dediğimiz gibi olacak diyorlar, hiçbir olumsuzluğu düşünmüyorlardı. "Allah dilerse, bize nimetlerini ulaştırır." diye açılım da yapmıyorlardı.
19
Onlar uyurken bahçelerinin üzerine belâ yağdırdık.
20
Bahçelerindeki her şey helâk olup simsiyah kesilmişti.
21
Sabahleyin birbirlerini çağırdılar.
22
Haydi, Bahçemize erkenden giderek meyvelerimizi toplayalım dediler.
23
Bahçelerine doğru giderlerken aralarında konuşuyorlardı.
24
"Sakın bugün hiçbir yoksul bahçemize girip yanımıza sokulmasın! Onlara meyvelerimizden vermek zorunda kalmayalım!" diyorlardı.
25
Meyvelerini toplayacaklarından emindiler.
26
Bahçelerini görünce: "Herhalde biz yolu şaşırıp yanlış bahçeye geldik." dediler. Bahçelerini tanıyamamışlardı. Çünkü bahçelerinin yerinde kupkuru simsiyah topraklar bulunuyordu. Her şey yanıp kül olmuştu.
27
Yollarını şaşırıp başka bir bahçeye gitmediklerini anlayınca: "Hayır olamaz. Biz gerçekten nimetlerden mahrum bırakıldık." dediler.
28
Rabbinden gelen bilgiye göre hareket ederek inkâra sapmayan, doğru yolu tutan insan onların bu halini görünce: " Ben size demedim mi? Rabbiniz Allah’ı yüceltin! O’na karşı azgınlık yapmayın! O’ndan gelen nimetlere karşı nankör olmayın." diye ayeti hatırlattı.
29
Onlar bu hatırlatma karşısında akıllarını başlarına toplayıp: "Rabbimizi üstün bilir, ancak O’nu yüceltiriz. Doğrusu biz gerçeklere karşı körlük içindeymişiz. Bu nedenle kendimize zulmetmişiz." dediler.
30
Sonra birbirlerini kınamaya, birbirlerini suçlamaya başladılar.
Sonraki 22 ayet →