1
Saati gelince ay yarılacak!
2
İnsanlara gerçekleri anlatan ayetlerimiz okununca dinlemezler. Ayetlerimizle anlatılan gerçekleri inkâr ederler. "Okunanlar eskiden beri gelecekten haber veren büyücülerin sözünden başka bir şey değildir." derler.
3
Arzularına, heveslerine uyarak ayetlerimizi sihir sayarak yalanlarlar. Hâlbuki ayetlerimiz sihir değil tamamen gerçekleri anlatmaktadır.
4
İnsanları başlarına gelecek tehlikelere karşı uyarır. Tehlikelere karşı nasıl tedbir alacaklarını öğretir.
5
Okunan ayetler insanlığın yaşamına dair açıklamalar yapar. İnsanlara gerçeklerden haber verir. Fakat uyarılar insanlara fayda vermiyor.
6
Ayetlerimizden yüz mü çeviriyorlar? Öyleyse sen de onlardan yüz çevir. Çok fazla üstlerine gitme! Elbette onlar öyle bir yere, öyle bir şeye çağrılacaklar ki; gözleri, akılları, kalpleri şaşacak!
7
Diriliş günü insanlar çekirge sürüleri gibi mezarlarından çıkarak etrafa yayıldıklarını görürsün. Korkularından ne yapacaklarını şaşırmışlardır.
8
"Bu çetin bir gündür!" diyerek hesaba koşarlar.
9
Seni inkâr edenlere aldırma, onlar senden önce elçimiz Nuh’u da inkâr edip: "Cinlenerek delirdi!" diye hakkında yalan uydurdular.
10
Nuh onlarla karşı uzun bir süre mücadele verdi. Sonra Rabbine dönerek: "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım! Bana yardım et!" diye dua etti!
11
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açıverdik.
12
Yeryüzünün çeşitli yerlerinden gökyüzüne sular fışkırttık. Onlar bunu beklemiyordu. Kaçacak yerleri yoktu. Yeryüzünden gökyüzüne sular boşalıyor. Gökyüzünden yeryüzüne sular boşalıyordu. Boşalan sular bir yerde toplanmaya başladı. Artık onlar için yeryüzü diye bir şey yoktu. Evleri, sarayları, bağları, bahçeleri, tarlaları, işleri, yaşadıkları yerler sular altında kaldı.
13
Nuh’u çivilerle perçinlerle birbirine tutuşturulmuş tahtalar üzerinde taşıdık!
14
Bir mükâfat olarak inkâr edilen gerçeğe doğru gözlerimizin önünde akıp gidiyorlardı.
15
Nuh kavminin başına gelenleri ibret olarak bıraktık! Düşünüp öğüt alan yok mu?
16
Belki o zaman azabım ve uyarılarım nasılmış görürler.
17
Kur’an’ı düşünüp öğüt almaları için kolaylaştırdık. İstedik ki düşünsünler, öğüt alsınlar! Cezamızdan kurtulsunlar! Düşünüp öğüt alacak var mı?
18
Âd kavmi de elçimizi yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış gördüler.
19
Üzerlerine uğultulu bir günde yıkıma uğratan kasırga gönderdik!
20
Rüzgârlar insanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
21
Azabım ve uyarılarım nasılmış gördüler. Onların hepsini yok ettik!
22
Okunanları öğüt almanız için kolaylaştırdık! Öğüt alan yok mu?
23
Semud kavmi de elçimizi ve ayetlerimizi yalanladı.
24
Sonra büyük bir kibirle: "İçimizden bir insana mı uyacağız? Eğer biz içimizde yaşayan, katımızda değeri olmayan birine uyarsak, delilik etmiş, apaçık bir sapıklığa düşmüş oluruz."
25
"Bizim aramızdan vahiy böyle birine mi verildi? Hayır, o yalancının şımarığın biridir." dediler.
26
Sakın üzülme! Seni küçümseyerek inkâr edenlere aldırma! Onlar hesap günü gelince bilecekler. Yalancı ve şımarık kimmiş?
27
Salih’e demiştik ki: "Şüphesiz onlara imtihan olmak üzere dişi deveyi göndereceğiz. Onları gözetle olanlara sabret!"
28
Onlara de ki: "İçmek için kullandığınız bahçelerinizi suladığınız su da sizin gibi devenin de hakkı var. Her hak sahibi haksızlık yapmadan sudan yararlanacak! Sakın develerin suyundan çalmayın! Develerinizi susuz bırakmayın! Suyun kullanımıyla ilgili nöbet çizelgesi yap! Herkes kendi zamanında suyu kullansın! Aşırılık haksızlık yapmasın! "
29
İnkârcılar arkadaşlarını çağırdılar. Birlik olup suyu sadece biz kullanalım diye develeri kestiler. Böylece develeri yok edip su haklarını çoğalttılar. Su kullanma çizelgesini yırtıp attılar.
30
Arkasından onlara öyle bir azap gönderdik ki, uyarılarımız, azabımız nasılmış gördüler.
Sonraki 25 ayet →