1
Kayarak inen yıldız şahittir ki;
2
Arkadaşınız Muhammed sapmadı azmadı. Siz onun sözlerinde değişiklikler var zannediyorsunuz. Hayır! Elçimiz ayetlerim hakkında asla değişik bir şey söylemez. O’nun söyledikleri sizin işinize gelmiyor o kadar. Değilse elçimiz Muhammed’in size okudukları ona vahyettiğimiz Kur’an’dan ibarettir.
3
Arkadaşınız Muhammed hiçbir zaman ayetlerim hakkında kendi hevasından, kendi arzularına, kendi çıkarlarına göre konuşmaz. O size gönderdiğimiz gerçekleri okuyor. Gönderdiğimiz vahiyler dışında kafasına göre ayetler uydurabileceğine nasıl inanırsınız? Hayır! Asla o böyle bir şey yapamaz, yapamaz.
4
İyi bilin ki O’nun size okudukları Rabbinizin size tebliğ etmesi için gönderdiği vahiyden başkası değildir.
5
Vahiylerimiz Muhammed’e hiçbir gücün zarar veremeyeceği şekilde güçlendirilerek koruma altına alınmış görevlimizle iletildi. O vahiylerdeki bütün gerçekleri ona öğretti.
6
O üstün akıl sahibi güçlü bir varlıktı. Arkadaşınıza doğru yaklaştı.
7
Ufkun en yüksek tepesindeydi. Varlığıyla bütün ufku kaplamıştı.
8
Sonra ufkun tepelerinden aşağıya doğru tıpkı yıldızın kayması gibi indi.
9
O’na iki yay ucunun arası kadar yakınlaştı veya daha da yakındı.
10
Elçimize neyi vahyettiysek, o da kulumuza onu vahyetti. Arkadaşınız dikkatle dinledi. Vahyedilenlerin hepsi hafızasına yazıldı.
11
Arkadaşınız olayın gerçeğini olduğu gibi yaşadı. Gördüğünü aklı, mantığı, muhakemesi, kalbi yalanlamadı.
12
Şimdi siz onun gördüğünü tartışıyor musunuz? Onun gördüğü hakkında kuşkunuz mu var? Siz orada değildiniz. Görmediğiniz bilmediğiniz şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? O size ne gördüyse onu anlatıyor. O’na ne vahyedildiyse onu söylüyor. Siz neyin kuşkusunu taşıyorsunuz?
13
Arkadaşınız onu daha önce başka bir yerde de görmüştü.
14
Uzakta ki yüksek bir yerdeki ağacın yanında,
15
Orada oturulacak bir bahçe vardı.
16
O zaman da yeryüzüne inerken bütün yükseklikleri, bütün ufku kaplamıştı.
17
O zaman da arkadaşınızın gözü şaşmadı ve azmadı. O zaman da size vahyettiklerimizi bildirmişti. O zaman bu şekilde tepki göstererek itiraz etmemiştiniz. Niçin?
18
Andolsun ki arkadaşınız o zaman da Rabbinin delillerinden büyüğünü gördü. Onun gördüğünü sizin bilmeniz mümkün değildir. Çünkü orada değildiniz. Şimdi görmediğiniz bilmediğiniz bir şeyi mi inkâr ediyorsunuz?
19
Gördünüz mü o Lat’ı ve Uzza’yı?
20
Ve üçüncüleri Menat’ı? Onlar size ne getirebildi? Yıllarca karşılarına geçip yalvardınız. Onlarla konuştunuz. Onların taştan tahtadan yapılmış şekilleri karşısında suspus oldunuz. Aklınız çalışmıyor mu? Muhakemeniz yok mu? Doğdunuz, büyüdünüz bu yaşlara geldiniz. Kendinizi bildiniz bileli onlar Kâbe’de duruyor. Sizler hâlâ onlara tapıyorsunuz? Bugüne kadar taptıklarınızın hangi gücüne şahit oldunuz? Onların olağanüstü bir halini gördünüz mü?
21
Saçmalıklarınızı o kadar ileriye götürüyorsunuz ki, yaptıklarınızı hiçbir akıl onaylamaz. Demek erkekler size kadınlar Allah’a ait öyle mi? Bu nasıl bir saçmalık? Sizler oğulları güç ve kuvvet bulmak için kendinize ayırıyor, kızları zayıf güçsüz gördüğünüz için Allah’a kurban ediyorsunuz öyle mi? Güya bunu da Allah’ı mutlu etmek için yapıyorsunuz öyle mi?
22
Yapmış olduğunuz taksim ne kadar insafsızca, muhakkak ki Rabbiniz sizden asla böyle bir şey istemez. Bilin ki hakkınızda adaletle hükmedilecek. Sizin yaptığınız gibi size insafsızlık edilmeyecek.
23
Sizin taptığınız putlar babalarınızın uydurduklarıdır. Allah onlarla ilgili hiçbir delil göndermemiştir. Sizler içi boş, gereksiz, gerçek dışı yalanlara uyuyorsunuz.
24
Yoksa inkârınızın başka bir nedeni mi var? Yoksa her arzu ettiğinizi yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
25
Şunu unutmayın ki ilk ve son Allah’ındır. Dünya ve ahiret hayatı Allah’a aittir.
26
Göklerde nice güçlü varlıklar vardır ki; onlardan hiçbirinin başkasına yardım etme hakkı, yetkisi yoktur. Buna rağmen sizler taptığınız putlarınız için bunlar Allah katında bize şefaat edecekler, hesap günü lehimize şahitlik edip bizi cezadan kurtaracaklar diyorsunuz. Melekler de bize şefaat edip cezadan kurtaracak diyorsunuz. İyi bilin ki, göklerdeki meleklerden, putlarınızdan, insanlardan veya sevdiğiniz kişilerden şefaatçiler olsa bile hiçbir işe yaramaz. Meğerki Allah sizin lehinize şefaat edeceklere izin versin! Allah izin vermeden sizin uydurduğunuz şefaatçiler lehinize şahitlik ederek şefaat edemez. Eğer onların lehinize şefaat edeceğine inanıyorsanız, haydi deliliniz varsa getirin! Rabbiniz hangi meleğe, hangi puta, hangi insanlara şefaat izni vermiştir?
27
Ahirete inanmayanlar meleklere dişilerin adlarını takıyorlar. Gerçekten meleklerin adlarını biliyorlar mı? Meleklerin dişi olduğunu nereden biliyorlar? Yaptıkları şey yalan ve iftiradır.
28
Onların bu konuda bilgileri yoktur. Sadece kendi yorumlarına uyuyorlar. Elbette asılsız yorumları gerçekten yana bir şey kazandırmaz. İyi bilin ki temelsiz delilsiz yorumlara uymak insanı gerçeklerden uzaklaştırır.
29
Onlar dünya hayatı için bizi terk ettiler. Emrettiğimiz yola girmediler. O halde dünya hayatı için bizi terk edeni sen de terk et!
30
Onların ulaşabilecekleri bilgi bu kadardır. Dünya hayatında onlara verdiğimiz akıl, muhakeme, irade, güç, görme, duyma sınırlarını aşamazlar. Eksik yarım bilgileriyle kendilerine yollar uydururlar. İyi bil ki Rabbin yolundan sapanı ve yoluna geleni iyi bilir.
Sonraki 30 ayet →