1
Kaldırıp savuran rüzgâr,
4
İşleri taksim edenler şahit olsun ki;
5
Gerçekten size vaat edilen mutlaka doğrudur.
6
Ayetlerimizi inkâr edenlere hesap günü cezaları verilecektir.
7
İçinde çeşitli yolları olan gökyüzü şahit olsun ki;
8
Sizler gerçekler üzerine çelişkili şeyler söylüyorsunuz. Ne dediğinizi bilmiyorsunuz. Bilmeden araştırmadan öylesine konuşuyorsunuz. Kiminiz ilim, kiminiz bilim, kiminiz akıl deyip; bilmediğiniz şeyler hakkında atıp tutuyorsunuz. Atıp tuttuğunuz şeylerin gerçeğini öğrendiğiniz gün şaşkınlıktan ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz.
9
İsteyen özgür iradesiyle ayetlerimizle anlatılan gerçeklere inanır. İsteyen özgür iradesiyle anlattığımız gerçekleri inkâr eder. Hiç kimseye gerçekleri zorla kabul ettirecek değiliz.
10
Kahrolsun o yalancılara ki;
11
Onlar koyu bir aptallık içinde yalanlarına devam ediyorlar.
12
Üstelik burunları havada: "Ceza günü ne zaman?" diye alay ederler.
13
Alay etmeye devam etsinler. Netice değişmeyecek. Hesap günü gelince ateşe sokulacaklar.
14
Hesap günü: "Haydi bakalım! Acele istediğiniz, alay edip durduğunuz ceza işte budur!" denilecek!
15
Hiç şüphesiz, Allah’a kesin olarak inanan, Allah’ın yasalarına göre yaşayanlar cennette çeşme başındadırlar.
16
Cennette bol rızıklar içindedirler. Hiç çekinmeden yer içerler. İşte bu! Dünya hayatında güzel işler yapan iyi insanların mükâfatıdır. Dünyada iyilikle yaptıkları güzel işlerin karşılığını bolca almaktadırlar.
17
Cennetle mükâfatlananlar dünyada yaşarken geceleri pek az uyurlar.
18
Güneş doğmadan önce kalkar, Allah’ın huzuruna dururlar. Özveriyle, inançla hayatlarının öz eleştirisini yapar, fark ettikleri hatalarından bağışlanma dilerler. Doğruluklarına hatalarına karşılık Allah’a sığınırlar. Hayatlarını Allah’ın emirleri doğrultusunda, Allah’ın yasalarına göre yaşamak için söz verirler. Gün içinde verdikleri sözleri yerine getirmeye çalışırlar.
19
Allah’a inananlar bilirler ki; sahip oldukları mallardan yoksulların, fakirlerin, yolda kalmışların hakları vardır. Yoksulların kimi açıkça ister, kimi de arından isteyemez. İnananlar isteyemeyenleri yüzlerinden tanır. Onlara gizliden gizliye yardım ederler.
20
Allah’a inananlar bilir ki; yeryüzünde karşılaştıkları her olay, her varlık birer ayettir. Her varlık yaratıcının varlığına delildir. Her varlığın ders alınacak yanları vardır.
21
Aynı şekilde insanın kendisi de bir ayettir. Yaratılışı, yetenekleri, özellikleri, aklı, zekâsı, yaşantısı ders alınacak bilgilerle doludur. Müminler bunları fark eder. Bunları görür. İnkâr edenlere sorar: "Bu kadar gerçeği hala görmüyor musunuz?"
22
Gökyüzünde sizin için rızıklar vardır. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar ve daha nicesi sizin yaşamınıza katkıda bulunur. Rabbinizin yasası böyledir. Rabbiniz size söz vermiştir ki; dünyada yaşadığınız müddetçe, eceliniz gelip ölünceye kadar, rızkınız Allah katında teminat altındadır. Kimse Allah’ın tayin ettiği rızkı elinizden alamaz. Almaya kalkanlar zulmettikleri için cezalandırılır. Bu konuda Allah’a inanmak veya inanmamak ölçü değildir. Allah inansın inanmasın her insanın rızkının teminatını vermiştir.
23
Gökyüzünün ve yeryüzünün Rabbine andolsun ki; sizin konuşmalarınız ne kadar gerçekse, ayetlerde açıklanan bilgiler, verilen sözler, öldükten sonra diriliş, hesap günü de o kadar gerçektir.
24
Resulüm! İbrahim’e gelen misafirlerin haberi sana geldi mi?
25
Hani onlar, İbrahim’in yanına gelerek: "Selâm olsun sana!" demişlerdi. O da: "Size de selâm olsun!" demiş, "Bunlar tanınmamış yabancı kimseler." diye endişelenmişti.
26
Misafirlerine bir şey demeden ailesinin yanına giderek et ile hazırlanmış yemekle döndü.
27
Önlerine koyup: "Yemez misiniz?" dedi.
28
Misafirler ikram edilen yemeği yemeyince içine bir korku düştü. Misafirler İbrahim’e: "Korkma!" diyerek İbrahim’i ileride iyi bir insan olacak erkek çocukla müjdelediler.
29
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak elini yüzüne vurdu. "Ben kısır, kocamış bir kadınım nasıl çocuğum olabilir?" dedi. İbrahim’in karısı kendi bilgisiyle konuşmuştu. Bedenindeki gerçekleri bilemezdi. Kaldı ki onu Allah yaratmıştı. Dilerse kısır olduğunu zannedenlerin hamile kalmasını sağlayabilirdi. Hatta kısır olanları iyileştirir, onların hamile kalmasını sağlayabilirdi. Allah’ın yasasının tümünü insan nereden bilecek? İnsan Allah’ın yasalarından sadece zannettiği kadarını bilir.
30
Onun için misafirler İbrahim’in karısına: "Rabbimiz böyle buyurdu. Şüphesiz Allah hüküm ve hikmet sahibidir. Her şeyi hakkıyla bilendir." dediler.
Sonraki 30 ayet →