1
Kaf! Gerçeklerden söz eden şerefli ayetler şahittir ki:
2
Doğrusu inkâr edenler içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaşarak şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"
3
"Biz öldükten sonra toprak olduğumuz zaman mı dirilecekmişiz? Bu akla uzak, imkânsız bir şeydir!" dediler. Onlar sanıyorlardı ki, ölüp kurtulacaklar. Hâlbuki gerçek onların sandığı gibi değil!
4
Doğrusu biz yeryüzünden neyin eksildiğini iyi biliriz. Hepsi katımızdaki kitapta yazılıdır.
5
Gerçekler böyleyken onlar yalanladılar. Yalanlamalarına rağmen şaşırmış kararsız kalmış değişik düşünceler taşıyorlar. Ya anlatılanlar doğruysa? Bu düşünce onları derinden sarsar. İnkâr ederek hesap gününe geldiklerinde, kitapları da yüzlerine okununca sarsılacaklar. Ne yapacaklarını bilemeyecekler. Kim bunların hepsini saymış, dökmüş, yazmış diye şaşkınlıkla etrafa bakınacaklar. Onları gerçeklerimizle böyle sarsarız.
6
Üstlerindeki gökyüzüne bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik! Nasıl donattık! Gökyüzünde hiçbir düzensizlik hiçbir eksiklik yoktur. Yasamız gereği her şey yerli yerinde durur. Düşünmüyorlar mı? Yasamızda bir değişiklik olsa veya yasamızda bir çarpıklık, bir bozukluk olsa, bütün gökyüzü üstlerine düşmez miydi?
7
Yeryüzünü yaydık. Yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar sayesinde çalkantılardan kurtuluyorlar. Dağlar etrafındaki denizlerin baskınlarından, yerin altındaki ateşten onları korur. Dağlar olmasaydı ne yaparlardı? Bilseler her şeyi onlar için dengeli yaptık. Katımızdan bir yasayla yeryüzünü koruduk. Yeryüzünde insanlar için içlerini açan bitkiler yetiştirdik.
8
Bütün bunlar gerçeklerimizi kavramak için yeterli delillerdir. Gerçekleri öğrenmeye yönelen dürüst, emin, yalansız, riyasız olanlar için yol göstericidir. Gerçekleri görmek isteyenlerin akıl, gönül, kalp gözleri açıktır. Onlar yarattığımız varlıkları düşünerek gerekli dersleri çıkarırlar.
9
Görmüyorlar mı? Yeryüzündeki suları gökyüzüne nasıl taşırız? Gökyüzüne taşıdığımız suları bulutlar halinde gökyüzünde tutarız. Bulut halindeki suları rüzgârlarla istediğimiz yöne sevk ederiz. Gökyüzünden yeryüzüne suları dengeli bir şekilde boşaltırız. Yeryüzünü sularız. Böylece bağlarında, bahçelerinde, tarlalarında çeşit çeşit bitkiler meyveler yetiştirirler. Bol taneli ürünler elde ederler.
10
Uzun uzun bol tomurcuklu hurma ağaçları verdik ki, severek yiyip içsinler! Nimetlerimize şükretsinler!
11
Biz kupkuru yeryüzüne yağmurlarımızı göndeririz. Yeryüzünü sularız. Onların bağlarını, bahçelerini, tarlalarını sularız. Yerin altındaki bütün tohumlar canlanır. Türlü türlü yeryüzüne çıkarlar. Bol sebzeleriyle meyveleriyle nimet olurlar. Aynı böyle biz insanları diriltir, karıştıkları topraktan ortaya çıkarırız. Akıl etmiyorlar mı?
12
Sizden önce Semud ve Res halkı vardı.
13
Ad halkı, şanıyla övünen Firavun ve Lut’un kardeşleri vardı.
14
Eyke ve Tübba halkları vardı. Bunların hepsi elçilerimizi yalanladılar. Ayetlerimizle açıkladığımız gerçekleri inkâr edip karşı durdular. Elçilerimize, inananlara zulüm yaptılar. Onları uyarmıştık. Uyarılarımızı dinlemediler. Biz de onları yok ettik. Onların yaşadığı yerlerden geçip gitmektesiniz. Başlarına ne geldi hiç merak etmiyor musunuz?
15
Ne biçim düşünüyorsunuz? Sizi ilk defa yaratırken gücümüz vardı da yeniden diriltmeye mi gücümüz olmayacak? Yaratılışınıza inanıyor da diriltileceğinize mi inanmıyorsunuz? Yaratmaya gücü olanın diriltmeye gücü olmaz mı?
16
Sizi yaratan olarak sizi sizden iyi biliriz. İçinizdeki vesveseleri, şüpheleri, inkârınıza neden olanları çok iyi biliriz. Onun için bahaneler üretmeyin! Şeytana kapılarak inkâr etmeyin! Arzularınızı, hevanızı, putlaştırarak sapmayın! Unutmayın ki size şah damarınızdan daha yakınız.
17
Siz görmüyorsunuz ama sizin sağınızda solunuzda görevlendirdiğimiz yazıcılar vardır. Onlar sizin yaptığınız her şeyi eksiksiz yazar. Ölünce yazılan kitabınız kapanır. Dirildiğiniz gün kitabınızla katımıza gelirsiniz. Görevlilerin yazdıkları yüzünüze okunur. Şaşırır kalırsınız. Anlarsınız ki, hiçbir şey gizli kalmamıştır. Her şey unutulmadan eksiksiz yazılmıştır.
18
Biz her insana görevliler atadık. Onlar insanı her an her yerde gözetler. Onun için söylediklerini, yaptıklarını işlerine gelmeyince inkâr edemezler.
19
İnsana ölüm gerçeği gelir. Şaşkınlık içindedir. Sanki sarhoş gibi yalpalamaya başlar. Aklı muhakemesi yerinden oynar. Korkusundan bütün dengelerini yitirir. Ona: "İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun kıyametin." denilir.
20
Sonra diriliş günü gelir. O gün Sûr’a üfürülür. Diriltildiğinde dehşetten ne yapacağını bilmeyen insana şöyle denilir: "İşte bu yeryüzünde yaşarken sürekli uyardığımız hesap günüdür."
21
Her insanı hesabımıza doğru sürükleyen bir görevli vardır. Yanlarında yaptıklarına şahitlik yapacak görevliler. Artık kaçamak yoktur. İnsanın yanında kendisi gibi birbirlerini saptıran arkadaşları da vardır.
22
Sen bugünü yalanlıyordun! Hesap gününün gelmeyeceğinden söz ediyordun! Yeryüzünde yaşarken bugünü göremezdin! Çünkü geleceği göremeyecek şekilde yaratıldın! Gözlerinizin üzerinde ahireti göstermeyecek perde vardı. Ahiret için diriltildiğinde perdeyi kaldırdık! Artık gözlerin keskin! Gördüklerini yalanlayamıyorsun!
23
Yanındaki şöyle dedi: "İşte yanımdaki bu kişi hesabını vermeye hazır."
24
Görevlilere: "İnkârında inatçılık yapan, yeryüzünde verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük yapan her ikisini cehenneme atın!" deriz.
25
Onlar, inkârlarında inatçılık etmiş, ayetlerimize karşı çıkmış, şüpheci fikirleriyle insanları saptırmış, müminlere engel olmuş ve insanların iyilik yapmalarını engellemiştir.
26
Onlar riyakâr, ikiyüzlü davranarak Allah’a inanırım demesine rağmen ayetlerimize karşı çıkmış, emrettiğim ilkelere ve yasalara uymamışlardır. Kendileri gibi insanların ilkelerine ve yasalarına uymuşlardır. Görevlilere: "Yaptıklarından dolayı onları azabın en şiddetlisine atın!" deriz.
27
Arkadaşı hemen itiraz eder: "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım o zaten derin bir sapıklık içindeydi."
28
Onlara: "Huzurumda çekişmeyin! Yeryüzünde yeteri kadar uyarıldınız. Bugün birbirinizle kavga ederek haklı çıkamazsınız." denilir.
29
Katımızda söz değiştirilmez. Hak ettiğiniz ceza verilir. Hiçbir zaman zulmedilmez. Sizler; yeteri kadar uyarılan, türlü örneklerle yol gösterilen, buna rağmen inkâr edip sapan, her türlü kötülüğü işleyenlersiniz. Bugün hangi bahane ile kendinizi savunacaksınız? Sizler yeryüzünde yaşarken inkâr ederseniz, ayetlerimizi yalanlarsanız, yasalarımıza uymazsanız ceza veririz demiştik. Bugün sözümüzden dönmeyiz. Sözümüzü tutar, sizleri cehenneme atarız.
30
Hesap günü cehenneme "Doldun mu?" deriz. Cehennem "Daha var mı?" der.
Sonraki 15 ayet →