2
Şüphesiz ki kitaptaki ayetlerimiz insanlık için gerçekleri net olarak açıklar. Hiçbir şüpheye yer vermez. Ancak anlamak istemeyenler karışık bulur. Çünkü işlerine gelmez.
3
Şüphesiz biz kitabı insanları uyarmak için mübarek bir gecede gönderdik.
4
O gecede yalanla gerçeği ayırt eden hikmetli emirler gönderildi.
5
Katımızdan seçtiğimiz bir elçiyle emirlerimizi göndeririz.
6
İnsanlığa aydınlık ve rahmet olsun diye bunu yaparız. Çünkü biz her şeyi hikmetiyle bileniz, hikmetiyle yapanız.
7
Gerçeklere kesin olarak inanıyorsanız; bilin ki size Kitabı gönderen yerlerin göklerin sahibi olan Allah’tır.
8
Ondan başka insanlar üzerine hükümran olacak, insanlara yasa yapacak, yasalarıyla insanları yönetecek hiçbir İlâh yoktur. O insanları yaşatan ve öldürendir. O sadece sizin değil, sizden önceki atalarınızın Rabbidir. O Allah ki Rabb olarak sizleri doğru yola sevk eder. Sizlerin iyi bir insan olmanız için bilgiler, hükümler, yasalar gönderir. Aranızdaki suçluları cezalandırmak için ceza yasaları belirler. Dünya hayatında sevgiye, saygıya, barışa, esenliğe, paylaşıma dayalı hayat kurmanızı ister.
9
Fakat insanların çoğu ayetlerimizden şüphe içindedirler. Dünya hayatını bir oyun ve eğlence sanarak gülüp eğlenmeye devam ederler.
10
Bir gün gökyüzünü açık renkte duman kaplayacak! Onu bekleyin!
11
O gün duman bütün yaşamı örter. Arkasından elem dolu bir azap başlar. Yeryüzünde hiçbir canlının yaşama imkânı kalmaz.
12
İnsanlar feryadı figan! "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. Çünkü biz artık inanıyoruz." derler.
13
Onlar hiçbir şekilde öğüt almaz. Onlar kim öğüt almak kim? Korkularından böyle diyorlar. Onlara daha önce gerçekleri açıklayan elçimiz gelmişti. Açıklanan gerçeklerden öğüt aldılar mı?
14
Elçimizden yüz çevirdiler. Elçimiz için: "Buna bir şeyler öğretilmiş. Üstelik abuk sabuk saçma sapan şeyler söylüyor. Herhalde delirmiş." dediler.
15
Onlardan azabı kısa bir süre kaldıracağız. Bakalım ne yapacaklar? Azabı üzerlerinden kaldırdığımızda eski hallerine dönerler.
16
Azaptan kurtulup rahata erdiklerinde yardımımızı inkâr ederler. İşte o zaman inkâr edenleri şiddetli bir şekilde yakalarız. O günü hatırla! Biz söz verip de sözünde durmayanlardan elbette öcümüzü alırız.
17
Muhakkak ki onlardan önce Firavun kavmini de sınamıştık! Onlara değerli bir elçi gönderdik!
18
Elçimiz onlara şöyle demişti: "Köleleştirdiğiniz Allah’ın kullarını bana teslim edin! Ben onları özgürleştirmek için gönderildim! Ben sözüne güvenilir bir elçiyim! Siz onları rahat bırakırsanız biz de sizi rahat bırakırız."
19
"Allah’a karşı büyüklük taslamayın! Çünkü ben size gerçekleri açıkça anlatan deliller getiriyorum! Köleleştirdiğiniz insanlar da sizin gibi insanlardır. Onları güç kullanarak köleleştirmeniz doğru değildir. Hiçbir insanın diğer insanları güç kullanarak köleleştirme hakkı yoktur."
20
"Şüphesiz ki; inkârınızdan, karşı çıkmanızdan, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım!"
21
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun!"
22
Sonra Musa Rabbine: "Bunlar günahkâr bir toplumdur." diye seslendi.
23
Allah da şöyle dedi: "O halde sana inananları geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz."
24
"Denizde kuru bir yer aç! Sana inananlar emin bir şekilde geçsin! Ardınızdan Firavun’un ordusuyla geçerken denizi üzerlerine salıver. Çünkü Firavun seni takip ederek ordusuyla birlikte suda boğulmayı hak etti!"
25
Böylece Firavun’u ordusuyla birlikte elçimizin kurduğu tuzakla suda boğduk. Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktı.
26
Nice ekinler, nice güzel konaklar.
27
Zevkini sefasını sürdükleri nice nimetler.
28
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık!
29
Gökyüzü yeryüzü onların ardından ağlamadı. Onlara mühlette verilmedi.
30
İsrailoğullarını köleleştirildikleri, onurlarının kırıldığı, alçaltıcı azaptan kurtararak özgürlüklerine ulaştırdık!
Sonraki 29 ayet →