Ana SayfaMealler › Mehmet Çoban

Mehmet Çoban

Mehmet Çoban
Mehmet Çoban meali ile okumaya başla
Sad 1 / 88
1
Sâd! Size okunan şanlı sözler şahittir ki: Okunan ayetler gerçeklerden söz eder. İhtiyacınız olan her şeyi açıklar.
M. Çoban 38:1
2
İnkâr edenler kibirle, büyüklenerek, kendi sözlerini Allah’ın sözlerinden üstün tutarlar. Gerçeklerimizi inkâr ederek yolumuzdan saparlar.
M. Çoban 38:2
3
Duymadılar mı? Yaşadıkları yerleri görmüyorlar mı? Şüphesiz onlardan önce nice nesilleri yok ettik. O gün feryat ediyorlardı ama kurtuluş vaktini çoktan geçirmişlerdi.
M. Çoban 38:3
4
İnkâr edenler kendilerine bir uyarıcının gelmesine hayret ettiler. Dediler ki: "Yalancı bir sihirbazdır."
M. Çoban 38:4
5
"Bütün tanrıları yok sayıp bir ilah mı yaptı? Şüphesiz tuhaf bir şeydir."
M. Çoban 38:5
6
Aralarından bir grup öne çıktı. "Haydi yürüyün! İlahlarımıza sahip çıkalım! Arzu edilen budur!"
M. Çoban 38:6
7
"Biz bunu bizden önceki son millette duymadık! Bu uydurmadan başka bir şey değildir."
M. Çoban 38:7
8
"Kitap aramızdan ona mı indirildi?" dediler. Doğrusu onlar kitabımızdan şüphe içindedirler. Hayır! Onlar henüz azabımı tatmadılar.
M. Çoban 38:8
9
Aralarından seçtiğimiz elçiye şaşıyorlar. Sanki karar yetkisi onlardaymış gibi! Kimi elçi seçeceğimize biz karar veririz. Rabbinin hazineleri kendi katındadır. Hazinelerinden dilediği kadar kime vereceğine Rabbin karar verir.
M. Çoban 38:9
10
Yoksa yeryüzü ve gökyüzünün sahibi, hükümranı, yöneticisi onlar mı? İddialarında samimiyseler gökyüzüne hükümran olacak sebepler bulsunlar! Gökyüzünden kendilerine istediklerini indirsinler!
M. Çoban 38:10
11
Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş derme çatma bir ordudur. Yeri ve zamanı gelince bozguna uğratılacaklardır. Şu an bu sözümü inkâr edebilirler. Ne fark eder? Günü gelince nasılsa büyük bir bozgunu yaşayacaklar.
M. Çoban 38:11
12
Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun!
M. Çoban 38:12
13
Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıştı. Onlar da bunlar gibi yaşayan topluluklardı.
M. Çoban 38:13
14
Hepsi kendilerine gönderilen elçilerimizi yalanladılar. Böylece cezalandırmamız üzerlerine hak oldu.
M. Çoban 38:14
15
Bunlar da tıpkı geçmiştekiler gibi uyarılarımızı ciddiye almıyorlar. İllaki kendilerini cezalandıracağımız korkunç bir ses mi bekliyorlar? Hiç düşünmüyorlar mı? Cezamız başlarına gelince geri dönüşü yoktur. Cezamız gelince hepsi yok edilir.
M. Çoban 38:15
16
Onlar cezamızı hafife aldılar. Dalga geçerek şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününü bekleme! Gücün yetiyorsa bize cezamızı hemen ver!" Böylece başlarına gelecekleri hesap etmeden atıp tuttular.
M. Çoban 38:16
17
Onların söylediklerine karşı azimli ol! Üzülme, kararlı dur! Davud’u hatırla! Davut çok güçlüydü. Kararlı, azimliydi. Sıkıntıya uğradığında Rabbine yönelirdi. Sen de öyle yap! Onların dediklerine boş ver! Onlar başlarına azabımız gelince anlayacaklar!
M. Çoban 38:17
18
Biz bütün dağlara yasa koymuştuk! Davut yasalarımıza uygun bir şekilde sabahtan akşama kadar dağlarda yaşar. Doğal yasalara göre hareket ederdi. Davut ile doğal yasalar arasında bir uyumsuzluk göremezdin! Davut doğal yasalara aykırı hareket ederek doğayı yok etmezdi. Suyun akışına, rüzgârın yönüne, bitkilerin doğasına göre hareket ederdi. Hiçbirini tersine döndürmeye çalışmazdı. Doğanın yaşamıyla Davud’un yaşamı birbirine uyumlu doğal bir müzik gibiydi.
M. Çoban 38:18
19
Davud’un yaşamına kuşlar da katılırdı. Hepsinin barış, huzur, esenlik içinde yaşamları vardı. Biz böylece Davut’a doğada yarattığımız varlıklarla bütünleşerek yaşamayı öğrettik! O herhangi bir sıkıntısında kendini onların arasında bulur, onlarla birlikte bütün sıkıntılarından arınırdı. Hepsi yasamıza boyun eğerek bir ahenge girmişti. İnsanlar arasındaki yapay sorunlar doğada geride kalırdı. Hepsi Rabbinin huzurunda kendi yasasıyla birlikte bir bütünlük içindeydi. Sen de insanlardan bunaldığında Davut gibi yap! Onu örnek al! İnsanlardan bir müddet uzaklaşarak doğayla kendini bütünleştir! O zaman bütün sorunlardan kurtularak, sakinleşerek, doğal dengeye kavuşarak görevine dönersin!
M. Çoban 38:19
20
Davud’un iktidarını güçlendirdik! Ona hakkı hukuku belirleyen, adaletle hüküm veren bir anlayış, bir kavrayış verdik! Böylece bilgisiyle, bilinciyle adaleti sağladı. Toplum arasında hak hukuk tanıyan adil biri olarak ün yaptı. Toplumun sevgisini saygısını kazandı. Toplum onunla hak ve adalet içinde yükseldi.
M. Çoban 38:20
21
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
M. Çoban 38:21
22
Davud’un yanına girdiklerinde Davud onlardan korkmuştu. Onlar "Korkma! Biz iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet! Zulmetme! Bizi hak yola ilet!" dediler.
M. Çoban 38:22
23
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver!" dedi ve tartışmada beni bastırdı."
M. Çoban 38:23
24
Davud dedi ki: "Bil ki senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip iyi ve güzel işler yapanlar başka! Onlar da pek azdır." Davud bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. İnsanlar genelde çoğunluğun kararlarına uyarak azınlıkların haklarını yer. Ancak bir toplumda çoğunluk ne derse desin gerçekler değişmez. Çoğunluğun bir şeye karar vermesi orada hakkın olduğuna delil değildir. Kendi hayatına bak! Kendi hayatında çoğunluğa uyuyorsan kendini düzelt! Çoğunluğa değil gerçeklere uy! Doğru neyse ona hüküm ver! Eğer çoğunluğa uyarak hüküm verirsen zalimlerden olursun! Davut iktidarına yönelen bu sorgulamayı kavrayınca, hemen Rabbinden bağışlama diledi. Rabbinin yüceliği karşısında eğildi. Rabbinin emirlerine boyun eğdi. Her konuda Rabbinin emirlerini ve hükümlerini yüceltti.
M. Çoban 38:24
25
Davut’un yaptığı tefekkürü kabul ettik. O’nun tövbesini kabul ederek bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık, dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
M. Çoban 38:25
26
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde geçmiş iktidar sahiplerinin yerine iktidar yaptık! Sen senden önceki iktidarların halefisin! Senden öncekiler haktan adaletten ayrıldılar. Zulümle insanlar üzerine hükümdar oldular. Sen insanlar arasında hak ile hüküm ver! Arzularına heveslerine uyma! Yoksa nefsin seni Allah’ın yolundan saptırır. Çoğunluğun arzularına ve heveslerine uyma! Çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap günü şiddetli bir azap vardır." Ey resulüm! Sen de bunlardan kendine ders çıkar!
M. Çoban 38:26
27
Biz yeryüzünü gökyüzünü ve arasındakileri boş yere yaratmadık. Hayır! Hiçbir yaratılış boşuna değildir. Her yaratılışın bir nedeni vardır. Kim yaratılışına göre hareket edip Rabbinin uyardığı gerçeklere göre yaşamazsa ona cehennem vardır. Cehennem ateşinde yanacakların vay haline! Onların hali ne kötüdür.
M. Çoban 38:27
28
Onlar nasıl hüküm veriyorlar? İman edip güzel işler yapanları, Rabbinin yasalarına uyarak hayat yaşayanları, barışı, huzuru, esenliği koruyanları, yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutacağız? Asla! Rabbine karşı gelmekten sakınarak yasalarımıza uyanlarla, inkâr eden, yasamıza uymayan, kendi uydurdukları yasalara göre yaşayanları bir tutmayız.
M. Çoban 38:28
29
Kur’an; ayetleri okunsun, anlaşılsın, üzerinde düşünülsün, gerekli öğütler alınsın, yasalarımıza uyarak yaşanılsın diye gönderilen kitaptır.
M. Çoban 38:29
30
Davud’a Süleyman’ı bağışladık! O ne güzel bir insandı. Allah’a karşı gelmekten sakınır. Her zaman Allah’ın yasalarına uyarak yaşardı.
M. Çoban 38:30