1
Bilenler bilir. Şükredilecek tek varlık Allah’tır. Allah göklerde yerde bulunanların sahibidir. Dünya hayatımız bitince ahiret hayatımız başlayacak! Bilin ki ahiret dünya ve hayatında şükredilecek tek varlık Allah’tır. Allah her şeyin bilgisine sahiptir. Her bilginin anlamını en iyi bilendir. Allah her şeyi haber alandır. Sizler açığa vursanız da vurmasanız da yaptığınız yapacağınız, düşündüğünüz düşünmediğiniz, kalbinizde sakladığınız saklamadığınız her şeyi bilir.
2
Yeryüzündeki topraklarda neler var bilir. Sizin yeryüzünden çıkardıklarınızı, neleri ürettiğinizi, gökyüzünden size nelerin nasıl indirildiğini, gökyüzüne neyin çıktığını bilir. Hiçbir şey Rabbinizin bilgisi dışında değildir. Rabbiniz yarattıklarını koruyan, bağışlayandır.
3
İnkâr edenler: "Kıyamet günü bize gelmez." dediler. Onlara de ki: "Hayır! Bütün bilinmeyenleri bilen Rabbim hakkı için kıyamet başınıza mutlaka gelecektir. Göklerde yerde olan zerre miktarda bile olsa Rabbim onu bilir. Küçük büyük ne varsa Rabbimin katındaki kitapta açıkça yazılıdır."
4
Kitapta inanıp iyi işler yapanların mükâfatlandırılacağı yazılmıştır. Onlara ahiret hayatında şefkatli davranılacak! Dünyadaki iyi davranışlarına karşılık ahiretteki mükâfatları artırılacaktır.
5
Ayetlerimizin açıkladığı gerçekleri inkâr edenlere, ayetlerimizi yalancı çıkarmak için yarışanlara karşılık ahirette acı bir azap vardır. Azabımız onlara elem verir.
6
Kendilerine daha önce vahiy gönderilen toplumlar sana gönderilen kitabın gerçek olduğunu bilir. Kitap her şeye mutlak galip olan Allah tarafından gönderilmiştir. İnananlar bu gerçeği tasdik eder. Kitabın insanları doğru yola ilettiğini bilirler.
7
İnkâr edenler şöyle dediler: "Çürüyüp paramparça olduktan sonra diriltileceğimizi söyleyen kişiyi size gösterelim mi?"
8
"Acaba o kişi yalan yere Allah’a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?" diye senin hakkında ileri geri konuşmaya başladılar. Bilsinler ki ahirete inanmayanlara azap var. Çünkü onlar sapıklık içindedirler.
9
İnkâr edenler gökyüzünden ve yeryüzünden kendilerine verilenleri görmüyorlar mı? Onlara nimetler verip önlerine koyduk. Birçoğu ömürleri tükendiği için yiyemeden ölüp giderler. Bütün bunları görmüyorlar mı? Dilersek onları yerin dibine geçiririz. Üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bu söylediklerimizde Rabbine yönelen her kul için dersler vardır.
10
Davud’a tarafımızdan bir üstünlük verdik! O, dağlar bölgesine hükümran oldu. Ona yardım etmek için: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Davut ile beraber yasalarımıza uyun!" dedik! Davud adaleti sağlamak için yasalarımızı uygulamaktaydı. Davud’a demirden araç gereç yapmanın yolunu gösterdik! Onlar demiri eritir veya yumuşatarak istediği şekli verirlerdi.
11
Vahyettik: "Geniş zırhlar imal et! Dokumasını ölçülü yap! İyi işler yapın! Kuşkusuz ben yaptıklarınızı görmekteyim!"
12
Sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü bir aylık mesafede esen rüzgârlar Süleyman’ın hükümran olduğu topraklarda esiyordu. Öyleydi ki ülkesinde rüzgârlar başlar ve biterdi. Ülkesinde erimiş bakır sel gibi akar, bakırdan alet edevat, araç ve gereçler yaparlardı. Egemenliğine boyun eğen yabancı topluluklar Süleyman’ın devletine hizmet ederlerdi. Onlardan kim yasalarımıza uymazsa; onlara alevli bir azabı ceza olarak verdik!
13
Süleyman’ın emrindeki yabancı topluluklar, Süleyman’ın istediği kaleler, heykeller, geniş leğenler, sabit kazanlar yaparlardı. Onlara: "Ey Davud ailesi şükredin! Kullarımdan şükreden azdır!" diye vahyettik.
14
Süleyman’ın hükümranlığının sonuna hükmettiğimiz zaman anladılar ki; küçük bir topluluk iktidarı devirmişti. Süleyman’ın saltanatı yıkılınca iktidarın zaten gücü kalmamıştı. Ülkesindeki yabancı topluluklar Süleyman’ın gücünün kalmadığını bilselerdi isyan ederler, Süleyman’ın hükmüne boyun eğmezlerdi. Ancak onların Süleyman’ın iktidardaki güç kaybından haberleri yoktu.
15
Muhakkak ki Sebe Kavmi’nin yaşadığı yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. Onlara: "Rabbinizin rızkından yiyin için ve Rabbinize şükredin! İşte size güzel bir memleket, sizi hatalarınızdan bağışlamaya hazır bir Rab!" dedik.
16
Onlar Allah’a şükretmediler. Zulme, sapıklığa yöneldiler. Biz de üzerlerine Arim Seli’ni gönderdik. Onların iki bahçesini arim seli yok etti. Bahçeler buruk yemişli, acı ılgınlı, içinde biraz sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştü.
17
Nankörlük ettiklerinden dolayı onları cezalandırdık! Biz zaten nankörlerden başkasını cezalandırmayız.
18
Onların ülkelerine yakın şehirler var ettik! Şehirler bereketli topraklara sahipti. Aralarında gidip gelebilecekleri yol güzergâhları yarattık! Böyle yapmasaydık zorlu doğa koşullarında ulaşım imkânları bulamazlardı. "Oralarda gece veya gündüzleri ne zaman isterseniz korkusuzca gezin dolaşın!" dedik.
19
Onlar verdiğimiz nimetlerle yetinmediler. Daha uzak diyarlara gittiler. Uzak diyarların insanlarına egemen oldular. İnsanların haklarına el koyarak zulüm yaptılar. Bizde onları cezalandırarak yok ettik! İnsanlar arasında söylenen efsaneler haline geldiler. Şüphesiz bu olaylarda düşünenler için ibretler vardır.
20
Muhakkak ki İblis: "İnsanların çoğunu saptıracağım!" sözünü doğru çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
21
Hâlbuki İblis’in insanları inkâra zorlayacak gücü yoktu. Biz sadece İblis’in fısıltılarına kim kulak verecek kim vermeyecek görelim diye İblis’e fısıldama hakkı verdik! Onların çoğu fısıltılara inandılar. Rabbin insana baskı yapılmasını kabul etmez. Baskı altında olan kim olursa olsun Rabbin onun yanındadır. O nedenle kim yolumuzdan sapar yasalarımızı çiğnerse, fısıltılara inanarak kendisi çiğner. Kaldı ki baskıyla zulümle yasalarımıza aykırı yaşamak zorunda kalanlar, yaptıklarından sorumlu değildir.
22
İnkâr edenlere de ki: "Allah’tan başka ilah kabul ettiklerinizi çağırın! Onlar gökte ve yerde hiçbir şeye sahip değiller. Onların yarattığımız varlıklar üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Rabbin onlardan hiçbirini kendisine yardımcı atamamıştır. Onun için kim kendini veya bazılarını Allah’ın yardımcısı olarak ilan ederse yalancıdır. Rabbin elbet onlara yaptıklarını soracaktır."
23
İnkâr edenler uydurup duruyorlar. Şunlar bize şefaat edecek! Hesap günü bizi kurtaracaklar. Hayır! Rabbin huzurunda ancak izin verdiklerimiz konuşabilir. Onların şefaat edecekler diye inandıklarına biz ne zaman izni vermişiz? Bu iddialarını kanıtlayan ellerinde belge var mı? Onlar cezamızdan korktukları için ne söylediklerini bilmiyorlar. Kendilerine şefaatçiler uydurarak suçlarını bastırmak istiyorlar. Hesap günü uydurdukları yalanları ortadan kaldırırız. Sonra sorarız: "Rabbiniz ne buyurdu?" Onlar: "Rabbimiz hak olanı buyurdu. O yücedir büyüktür." derler. Aslında onlar da biliyor. Hesap günü kimseye torpil yapılmaz. Allah’ın verdiği ceza hükmünü kimse bozamaz. Kimse cezayı geri döndüremez. Unutmayın! Şefaat sadece Allah’a aittir.
24
İnkâr edenlere de ki: "Size gökten ve yerden kim rızk veriyor?" Onların cevap vermesini beklemeden "Allah" de! Göreceksin bunu tasdik edecekler. Onlar tasdik ettikleri halde inkâr edip kötülük mü yapıyorlar? Öyleyse onlara de ki: "O halde ya siz ya da biz sapıklık içindeyiz veya ya siz ya da biz doğru yol üzerindeyiz!"
25
Sonra onlara de ki: "Bizim işlediğimiz suçtan size sorulmaz. Bize de sizin işlediğiniz suçtan soru sorulmaz."
26
"Rabbimiz kıyamet günü hepimizi bir araya toplayacak! Sonra aramızda hak ile hükmedecek! Adil hüküm veren ve her şeyi hakkıyla bilen Rabbimdir."
27
"Allah’a ortak koştuğunuz ilahlarınızı bana gösterin! Söyleyin bakalım: Bunlar ilah olabilir mi? Bunlar herhangi bir şeyi yaratabilir mi? Bunlar size rızk verebilir mi? Aksine siz onları yüceltmeseydiniz onlar bir şey değildi. Yücelttiğiniz yetmiyormuş gibi mallarınızdan ve paralarınızdan vererek onları güçlendiren sizlersiniz. Onlar sizin verdiklerinizle besleniyorlar. Sorun kendinize: Başkalarından beslenen ilah olabilir mi? Hayır! Mutlaka hayır! Eğer düşünebilseniz, aklınızı kullanabilseniz göreceksiniz ki; tek ilah, güçlü kuvvetli olan, her zaman galip gelecek olan, yarattıklarını gücüyle yöneten Allah’tır."
28
Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik! Fakat insanların çoğu bilmez.
29
Onlar derler ki: "Tehdit ettiğin ceza ne zaman gelecek? Biz beklemekten bıktık! Haydi! Cezamızı verin!"
30
Onlara de ki: "Sizin belirtilmiş bir gününüz var. Ceza gününüzü ancak Rabbim bilir. O gün gelince ne bir saat geri kalırsınız ne de bir saat ileri geçebilirsiniz. Acele etmeyin!"
Sonraki 24 ayet →