1
Ta! Sin! Ey insanlar! Dikkat edin! Size okunanlar her şeyi açıkça ortaya koyan kitabın ayetleridir.
2
Rabbinizden yol gösterici ve müjdeci olarak gönderilmiştir.
3
Kur’an’ın gösterdiği yola girenler Allah’a, Allah’ın gönderdiği ayetlere inanırlar, ayetlerle bilgilerini bilinçlerini artırırlar. Her türlü kötülükten, her türlü dünyevi kaygılardan arınırlar. Dünya hayatından sonraki ahiret hayatına inanarak yaşarlar. İşte onlar cennetle müjdelenen müminlerdir.
4
Ahirete inanmayanların dünyada yaptıkları işler her zaman kendilerine güzel ve hoş görünür. Ancak onlar bu sahte güzellik içinde körü körüne bocalar.
5
İşte bunlar azabı en ağır olanlardır. Onlar ahiret hayatında en çok zarara uğrayacaklardır.
6
Şüphesiz ki; Kur’an hikmet sahibi, her şeyi en iyi bilen Rabbin tarafından sana gönderilmektedir.
7
Senin gibi geçmişte Musa’ya da vahyetmiştik. Hani Musa ailesine demişti ki: "Ben bir ateş gördüm. Gidip size ondan bir haber getireyim. Yahut size bir ateş koru getireyim ısının."
8
Tur’a gelince seslendik: "Ateşin içinde ve çevresinde olanlar mübarek kılındı. Âlemlerin Rabbi Allah her türlü eksikliklerden uzaktır."
9
"Ey Musa! Gerçek şu ki ben üstün ve hikmet sahibi olan Allah’ım."
10
"Asanı at!" Musa elindeki asayı attı. Asanın küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce korkarak geriye kaçtı. Gördüğü gerçek Rabbinin ona verdiği hayatı değersiz bir şekilde harcadığıydı. Yılanın simgesinde yaşadığı hayat peşinden koşuyordu. Sanki bütün hayatını sokarak zehirleyecekti. Musa yaşadığı hayattan iğrendi. Pişmanlık içindeydi. Geçmişine dönüp bakmak istemedi. Çünkü geçmişinde Musa’yı mutlu edecek fazla bir şey yoktu. Rabbi ona seslendi: "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkmaz!"
11
"Kim haksızlık eder sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa; bilsin ki, ben de ona karşı çok bağışlayıcı ve çok merhamet sahibiyim."
12
"Seni hayata bağlayan düşüncelerini davranışlarını vicdanına koy, düşün! Her zaman Rabbine yönelip geçmişinde gördüğün yanlışlıklardan özür dileyip yeniden hayata başlayabilirsin! Bunun için kendini tüm kötülüklerden arındırman gerekir. Gönderdiğim ayetlerle kendini bilinçlendirirsen yeni doğmuş gibi hayatına bembeyaz bir sayfa açarsın! Dokuz ayet veriyorum! Onlarla Firavun’a git! Çünkü onlar yoldan çıkan, taşkınlık yapan, insanların haklarını yiyen sapkın bir topluluk oldular!"
13
Ayetlerimiz Firavun ve yanında bulunanlara açıklanınca; gerçeklerimiz karşısında şaşırıp kaldılar. Şaşkınlık içinde dediler ki: "Sihirli sözlerinle bizi etkilediniz. Yaptığınız şey apaçık bir büyüdür."
14
Vicdanları ayetlerimizin doğruluğuna kanaat getirdiği halde; kibirleri, bencillikleri yüzünden haksızca gerçeklerimizi inkâr ettiler. Ayetlerimize karşı çıkan bozguncuların sonu ne oldu iyice bak! Onlar yok olup gittiler.
15
Muhakkak ki biz Davut’a ve Süleyman’a ilim verdik! Onlar dediler ki: "Bizi inanan kullarından birçoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun."
16
Süleyman Davud’a mirasçı oldu. Süleyman babasının arkasından toplumunun başına geçerek toplumuna seslendi. "Ey insanlar! Bize gıptayla baktığımız kuş toplumunun dilini öğrenme imkânı verildi. Aramızda gelişen birçok olaydan sonra onlar hizmetimize girdi. Hâlbuki biz onları hayranlıkla izliyorduk. Onların gücü kuvveti karşısında ne yapacağımızı bilmiyorduk. Allah’a şükür! Allah onların elinden gücü aldı bize verdi. Üstelik her şeyden bize bolca pay verildi. İşte bu Rabbimizden bize verilen büyük bir lütuftur."
17
Süleyman’ın ülkesi çok büyüdü. Çeşitli topluluklardan orduları vardı. Kuşlar diye bilinen büyük bir toplumun ve ülkesine sonradan katılan yabancı toplulukların askerlerinden büyük bir ordu kurdu. Kendi ordusuyla birlikte o gün için dünyanın en büyük ordusuna sahipti. Hepsinin komutanı olarak onları sevk ve idare ediyordu. Özellikle Kuşlar toplumunun askerleri yönettikleri kuşlarla birlikte hareket eder, kuşları istediği şekilde kullanırlardı. Onun için onlara Kuşlar denilir; diğer ülkeler onlardan korkardı. Çünkü onlar savaşa girdiler mi tepelerinde uçan yırtıcı kuşlarla birlikte savaşa girer; gökyüzünü bir anda kapatırlardı. Düşman ordusuna saldırdıkları zaman düşmanları ne yapacaklarını bilemezdi.
18
Süleyman Rabbinin hidayetini insanlara ulaştırmak, mazlumlara yardım etmek, zalimlerin hesabını görmek için ordularını seferber etmişti. Süleyman’ın orduları Karıncalar diye bilinen toplumun yaşadığı vadiye gelince, insanlar evlerine doğru kaçmaya başladı. Kaçarlarken de birbirlerine bağırarak: "Evlerinize girin! Evlerinize girin! Süleyman’ın orduları farkında olmadan sizi ezip geçmesin!" diyorlardı.
19
Süleyman onların bu halini görünce güldü. İçtenlikle Rabbine yönelerek: "Rabbim! Bana, anama, babama lütfettiğin nimete şükretmemi, senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı kalbime ilham eyle, rahmetinle beni iyi kulların arasına sok!" diye dua etti.
20
Süleyman kuşlar ordusunu kontrol etti. İçlerinde birini göremeyince dedi ki: "Neden Hüdhüd’ü göremiyorum. Yoksa kayıplara mı karıştı?" Hüdhüd Kuşlar ordusu içinde başına buyruk, akıllı, zeki bir askerdi. Onun başına buyruk hareketleri diğerlerine yansır endişesiyle:
21
"Ona çetin bir ceza vereceğim! Yahut onu keseceğim! Benim cezamdan kurtulabilmesi için açık ve kabul edilebilir bir mazeret getirmesi gerekir!" <>dedi.
22
Çok geçmeden Hüdhüd geri geldi. Dedi ki: "Ben senin görmediğin bir şey gördüm. Saba ülkesinden sana gerçek bir haber getirdim."
23
"Ben onlara hükümdarlık eden bir kadın gördüm. Kendisine Kralların bütün gücü, ihtişamı ve varlığı verilmiş. Büyük bir tahtı da var."
24
"Onun ve kavminin Allah’ı bırakıp güneşi yücelttiklerini, güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara işlerini süslemiş! Onları doğru yoldan çevirmiş! Bu yüzden yola gelmiyorlar."
25
"Gökler ve yeryüzünde gizleneni açığa çıkaran, üstelik insanların gizlediklerini açıkladıklarını bilen Allah’ı yüceltmeleri, Allah’ın yasalarına uymaları gerekmez miydi?"
26
"Allah odur ki; ondan başka yarattığı varlıklar üzerinde hâkim ve otoriter yoktur. O bütün varlıkların yönetim merkezi olan arşın sahibidir. Oradan yasalarıyla varlıkları yönetir."
27
Süleyman ona görev verdi: "Bakalım doğru mu söyledin yoksa yalancılardan mısın?"
28
"Al bu mektubumu götür onlara ver. Sonra onlardan biraz çekil de bak! Ne yapacaklar?"
29
Mektubu alan kraliçe hemen danışmanlarını topladı. Onlara dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı."
30
"Mektup Süleyman’dan geliyor. Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla başlamaktadır."
Sonraki 30 ayet →