Ana SayfaMealler › Mehmet Çoban

Mehmet Çoban

Mehmet Çoban
Mehmet Çoban meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
Kaf! Ha! Ya! Ayn! Sad!
M. Çoban 19:1
2
Ey işleriyle meşgul olan insanlar! Dikkat edin! Bütün dikkatlerinizi Rabbinizden gelen sözlere verin! Size okunan ayetler Zekeriya’dan söz ediyor.
M. Çoban 19:2
3
Zekeriya Rabbine bir dilekte bulunmuştu. O Rabbinden dileyeceğini hiç kimseye açıklamamıştı. Dileğinden hiç kimsenin haberi yoktu.
M. Çoban 19:3
4
Demişti ki: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi! Başım ihtiyarlık aleviyle tutuştu! Rabbim, sana dua ile hiç bahtsız olmadım!"
M. Çoban 19:4
5
"Doğrusu benden sonra yerime geçecek olanlardan endişeliyim. Karım da kısır. Katından bana bir koruyucu dost ver!"
M. Çoban 19:5
6
"Bana mirasçı olsun! Yakuboğullarına varis olsun! Rabbim, onu razı olduğun kimselerden yap!"
M. Çoban 19:6
7
Bunun üzerine ona: "Ey Zekeriya! Biz sana bir oğul müjdeleriz. Adı Yahya’dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık!" dedik.
M. Çoban 19:7
8
Zekeriya: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur? Yaşlı bir insanım! İhtiyarlığın son sınırına vardım! Karımsa kısırlaştı!"
M. Çoban 19:8
9
Ona: "Evet öyledir. Fakat sana bir oğul vermek bana kolaydır. Senin yaşlanmış olman, karının da kısır olması bir şey değiştirmez. Rabbinin istediği her şey olur. Unutma ki sen hiçbir şey değilken seni var etmiştik. Var edilişini hatırla! Hiç düşünmez misin? Yoktan var etmeye gücü yeten Rabbinin yaşlı birine oğul vermeye gücü yetmez mi?" dedik!
M. Çoban 19:9
10
Zekeriya: "Rabbim benim yaşlı, karımın da kısır olduğunu toplumum biliyor. Şimdi benim bir oğlum olursa onlar ne der? Ben onlara bu durumu nasıl izah ederim? Bana bir yol göster. Çocuğum olacağına dair bir işaret ver. Toplumum karşısında mahcup olmayayım!" <>dedi.<>Dedik ki: "Ey Zekeriya! Sen dilsiz değilsin! Üstelik sapa sağlamsın! Toplumunun huzuruna çık! Onlarla üç gün boyunca hiçbir şey konuşma! Üç gün boyunca sana verilen oğul müjdesini önce kendin kabul et! Kendi içinde yaşlılık, kısırlık bahanelerini bırak! Rabbinin gücünü içselleştir. Sonra topluma ne söyleyeceğin hakkında iyice düşün! Rabbinin nimetlerini hatırla! Rabbin anne baba yokken sizi var ediyor da kısır bir kadına ve yaşlı bir adama oğul veremez mi? Önce bu gerçeği aklını kullanarak iyice hazmet! Kalbinle tasdik et! Üç gün boyunca kendini akılla, mantıkla, bilgiyle kuvvetlendir! Sonra toplumunun karşısına çık! Onlara gücümüzü hatırlat. Gerçeği açıkça anlat!"
M. Çoban 19:10
11
Zekeriya yaşadığı mabetten halkının karşısına çıktı. Onlara işaretlerle diliyle: "Sabahtan akşama kadar Rabbinizi unutmayın! Emirlerini dinleyin! Yasalarına uyarak yaşayın! Değilse kaybedenlerden olursunuz." diye öğüt verdi.
M. Çoban 19:11
12
Yahya’ya henüz çocuk denilecek yaştayken: "Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! Kitapta yazılı emirlere göre hayatını yaşa!" dedik! Biz ona ayetlerimizin hikmetlerini öğrettik! Böylece Yahya ne yapacağını bilen, olayların gerçeğini gören bir ilim sahibi oldu!
M. Çoban 19:12
13
Emrimize uyarak kalbini kinden, nefretten, insanları kötülüğe sürükleyen duygulardan arındırdı. Helali haramı tanıdı. İnsanları kötülüklere karşı uyardı. İnsanlara karşı alçak gönüllü, anlayışlı, güzel davranan merhametli bir insan oldu.
M. Çoban 19:13
14
O anasına babasına iyilik edenlerden oldu. Rabbine hiçbir zaman başkaldıran olmadı. Zorbalardan da değildi. İnsanlara adil davranmayı onların haklarına saygı göstermeyi hayatının temeli yaptı.
M. Çoban 19:14
15
Doğduğu gün, öleceği gün, diri olarak kaldırılıp huzura çağrılacağı gün, ona barış, huzur, esenlik verdik. Rabbinin katında değerli bir yerdedir. Yahya Rabbinin verdiklerinden razı olmuş, Rabbi de ondan razı olmuştur.
M. Çoban 19:15
16
Kitapta Meryem’i de an! Meryem ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti. Orada Rabbine ibadet ediyordu.
M. Çoban 19:16
17
İnsanlarla arasına mesafe koymuş, kendi başına yaşıyordu. İnsanlardan kendisine gelebilecek her türlü kötülüğe karşı araya bir perde koymuştu. Toplumun ön yargılarından, dedikodularından, dünyadaki meşgalelerden uzakta, bütün düşünceleriyle, bütün davranışlarıyla tamamen Rabbine yönelmişti. Ona emrimizi gönderdik! Elçimiz ona bir insan şeklinde göründü. Böyle yaptık ki yalnız başına iken korkmasın! Emrimizi doğru bir şekilde idrak edip anlasın!
M. Çoban 19:17
18
Yalnız başına yaşayan Meryem, insan şeklindeki elçimizi görünce bir zarar vermesinden korktu. Telaşla dedi ki: "Senden esirgeyen ve bağışlayan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana dokunma!"
M. Çoban 19:18
19
Elçimiz dedi ki: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim! Sana Rabbinin emriyle tertemiz bir erkek çocuğu hediye etmek için gönderildim!"
M. Çoban 19:19
20
Meryem dedi ki: "Benim nasıl oğlum olur? Bana hiçbir erkek dokunmayan tertemiz biriyim! Üstelik iffetsiz biri değilim."
M. Çoban 19:20
21
Elçimiz dedi ki: "Dediklerin doğrudur. Gerçekten sana hiçbir erkek dokunmadı. Sen iffetsiz değil tertemiz birisin! Rabbin sana kendi katından bir rahmet olarak, anlayıp bilecek insanlar için bir delil, bir ayet ve bir imtihan vesilesi olarak oğul verecek! Oğlunun babası olmayacak ama annesi olacak! Bunu yapmak Rabbin için zor değildir. Unutma ki Rabbin insanların ilkini anasız ve babasız yarattı. Bu nedenle sana anası olup da babası olmayan çocuk vermesine şaşma! Rabbinin gücü her şeye yeter. Rabbinin hükmü kesindir. Artık bunu kimse değiştiremez."
M. Çoban 19:21
22
Oğluna hamile kalan Meryem toplumdan uzak bir yere çekildi.
M. Çoban 19:22
23
Doğum sancısı Meryem’i bir hurma dalının altına getirdi. Meryem dinlenmek için oturduğu hurma ağacına yaslanarak, ağacın dallarını kendine gölgelik yaptı. İçinden: "Keşke, bundan önce ölseydim, insanlar nezdinde unutulup gitseydim." dedi. Doğumdan sonra kucağında çocukla insanlar arasına nasıl çıkacaktı? İnsanlar ne diyecekti? Bin türlü düşünce kafasında dolaşıyor, endişeler kalbini sıkıştırıyordu. Üstelik ilk defa doğumla karşı karşıyaydı ve tek başınaydı.
M. Çoban 19:23
24
Ona seslenildi: "Üzülme! Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti. Su arkından dolayı doğumun çok iyi ve güzel geçecek!"
M. Çoban 19:24
25
"Hurma dalını kendine doğru silkele! Taze hurmalar dökülsün!"
M. Çoban 19:25
26
"Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahman için susma orucu adadım! Bugün işaretleşme hariç hiçbir insanla konuşmayacağım de!" böylece içinde bulunduğun sıkıntılı durumu insanlara açıklamak zorunda kalmazsın! Susma orucuna durumunu insanlara açıklayacak bilgiye bilince ulaşıncaya kadar devam et ki, insanlar konuşmalarıyla seni üzmesin!
M. Çoban 19:26
27
Meryem doğumdan sonra oğluyla insanlar arasına geldi. Etrafına toplanan insanlar dediler ki: "Ey Meryem! Sen çok tuhaf bir iş yaptın!"
M. Çoban 19:27
28
"Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz değildi. Sen ne yaptın?"
M. Çoban 19:28
29
Meryem insanlara konuşmaları için oğlunu gösterdi. Onlar: " Ya Meryem! Şaşırdın mı? Biz beşikteki çocukla nasıl konuşalım?" deyip esefle ayrılıp gittiler. Meryem’le aralarına mesafe koydular.
M. Çoban 19:29
30
Meryem’in kucağındaki çocuk büyüdü. Genç bir delikanlı oldu. Toplum çocuğa karşı mesafeli duruyordu. Bir gün büyüyen çocuk karşılarına çıkarak dedi ki: "Ben de sizler gibi Allah’ın kuluyum! Rabbim bana doğru yolunu gösterdi. O beni Nebi seçip kitap vererek şereflendirdi."
M. Çoban 19:30