Ana SayfaMealler › Mehmet Çoban

Mehmet Çoban

Mehmet Çoban
Mehmet Çoban meali ile okumaya başla
Hicr 1 / 99
1
Elif! Lam! Ra! Bunlar her şeyi açıkça yazan kitaptan okunan ayetlerdir.
M. Çoban 15:1
2
İnkâr edenlerin: "Keşke Müslim olsaydık!" diye hayıflanacakları zaman da gelecek!
M. Çoban 15:2
3
Onları şimdilik bırak! Dünyada yesinler, içsinler, eğlensinler, keyiflerine göre yaşasınlar. Yakında yaşadıkları hayatın nasıl sonuçlandığını görecekler.
M. Çoban 15:3
4
Suçsuz olan hiçbir memleketi yok etmedik! Azap ederek yok ettiğimiz memleketler mutlaka suç işlemiştir.
M. Çoban 15:4
5
Her topluma bir süre verdik. Verdiğimiz süreyi kısaltamaz ve uzatamazlar. Süreleri bitince hesapları görülür. Onun için uyarılan ama yolumuza uymayanların yaptıklarına aldırma!
M. Çoban 15:5
6
"Kendisine kitap gönderildiğini söyleyen kişi delidir. İnanmayın ona! Kafasından uyduruyor." deyip,
M. Çoban 15:6
7
Arkasından boş bir güvenle; "Eğer dediklerin doğruysa, haydi bizi yok edecek azap meleklerini getir." diye devam ederler.Yoksa sen inanmadıkları için onları meleklerle mi tehdit ediyorsun? Yoksa onların güvendikleri başka bir şey mi var?
M. Çoban 15:7
8
Yok edecek melekleri süreleri dolunca göndeririz. O gün cezalarını hak etmişlerdir. Artık onlara süre verilmez. Çünkü verilen süre bitmiştir. Düşünüp öğüt almaları için yeteri kadar süre vermiştik! Düşünmeleri için verdiğimiz süre bitince niçin şaşırıyorlar? Sanki hiç uyarılmamışlar gibi hareket ediyorlar. Süre bittiğinde onların tekrar süre istemeleri işe yaramaz.
M. Çoban 15:8
9
Yoksa Levhi Mahfuz’dan sana gönderilen ayetlerimizin başına yolda bir şey geldiğini mi iddia ediyorlar? Yoksa vahiy getiren elçimize şeytanlar musallat olmuştur mu diyorlar? Yoksa ayetler şeytanlar tarafından değiştirilmiştir mi diyorlar? Unutma ki vahiylerimiz sana ulaşıncaya kadar tarafımızdan koruma altına alınmıştır. Hiçbir güç vahiylerin muhafaza edildiği korunaklı yere, vahyi alıp sana getiren elçimize, sana gönderdiğimiz vahye ulaşamaz, zarar veremez, bir kelimesini dahi değiştiremez. Unutma! Vahyi sana emrimizle biz gönderiyoruz. Bu nedenle vahyimizin sana ulaştırılması bizim korumamız altındadır.
M. Çoban 15:9
10
Hatırla! Senden önce de başka toplumlara elçiler gönderdik.
M. Çoban 15:10
11
Elçi gönderilen toplumlar inkâr etmek için her türlü bahaneyi ürettiler. Elçilerimizi yalanladılar. Elçilerimizle alay ettiler. Sana yapılanlar yeni bir şey değil, yaptıkları şey eskiden beri inkârcıların uygulayageldikleri taktiktir.
M. Çoban 15:11
12
Onlar ne derse desin! Kalplerindeki inkârı gizlemek için ne yaparlarsa yapsınlar! Rabbin onların gerçeğini açığa vurur. Kalplerinde olanlar kitabımızda açıklandıkça ne yapacaklarını şaşırırlar.
M. Çoban 15:12
13
Onlar geçmiştekilerin başlarına gelenlerden ders almıyorlar mı? Niçin aynı yoldan giderek başlarını belaya sokuyorlar? İnkârları başlarına büyük felaketler getirecek haberleri yok!
M. Çoban 15:13
14
İnkâr edenler inançlarına bağlıdır. Bağlılıkları yüzünden ayetlerimizi anlamazlar. Onlara gökten bir kapı açıp bütün gerçekleri göstersek yine de inanmazlar. Ön yargıları gözlerini gerçeklere karşı kör etmiştir. Ön yargılarının kalplerinde yükselttiği duvarlar kalın, sert, aşılmazdır.
M. Çoban 15:14
15
Gördükleri apaçık gerçeğe karşı: "Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz." derler. Onlara bizzat vahyimizi ulaştırsak bile inanmazlar.
M. Çoban 15:15
16
Gökyüzünde burçlar yaptık. Gökyüzünü bakanlar için süsledik.
M. Çoban 15:16
17
Onlar gökyüzüne bakarlar. Gökyüzünün sırlarını yorumlamaya çalışırlar. Onlara göre: "Gökyüzü şeytanlar ve bilinmeyen varlıklarla doludur. Elçilerimiz vahiy getirirken gökyüzündeki bilinmeyen varlıklar musallat olur. Ayetleri değiştirirler." Hayır! Şüphesiz ki hayır! Biz gökyüzünü, gökyüzünde gördükleri burçları; kovulmuş, merhametimizden uzak tutulmuş, taşlanmış şeytandan ve bilmedikleri varlıklardan koruduk. Onlar hiçbir şeye musallat olamazlar.
M. Çoban 15:17
18
Şeytanlardan veya bilinmeyen varlıklardan kim kulak hırsızlığı yapıp, bilgi çalmaya kalkarsa onları parlak bir ateş kovalar.
M. Çoban 15:18
19
Yaratma gücümüzle yeryüzünü yaydık! Yeryüzüne sağlam dağlar attık! Yaşayanlar için dengeli, ölçülü, canlıların yaşamasına uygun yiyecekler hazırladık!
M. Çoban 15:19
20
Yeryüzünde hem sizin için hem başka yaşayan canlılar için geçimlikler yarattık!
M. Çoban 15:20
21
Her şeyin hazineleri bizim yanımızdadır. Biz onu bilinen ölçünün dışında indirmeyiz.
M. Çoban 15:21
22
Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik! Gökten su indirdik! Böylece sizi suladık. Bu düzeni kurmasaydık ihtiyaçlarınız olan suları depolayamazdınız.
M. Çoban 15:22
23
Yaşatan öldüren biziz! Gördükleri görmedikleri, bildikleri bilmedikleri her varlığın sahibi biziz! Yarattığımız bütün canlı varlıklar ölür. Sahip olduklarını zannettikleri bize kalır. Zaten onlar bizim olan şeylere sahip çıkmışlardı. Bizim olan şeyleri istediğimiz zaman onların elinden alırız. Onlar arsalarına, arazilerine, binalarına, fabrikalarına, devletlerine, toplumlarına, eşlerine, çocuklarına, analarına, babalarına, kardeşlerine mi güveniyorlar? Biz istesek onları ellerinden alamaz mıyız? Almak istersek bize kim engel olabilir?
M. Çoban 15:23
24
Muhakkak ki sizden önce yaşayıp ölen insanları biliriz. Sizden sonraki yaşayacakları da biliriz.
M. Çoban 15:24
25
Geçmiştekileri, gelecektekileri ve sizleri bir gün huzurumuzda toplayacak biziz! Unutma ki: Rabbin hikmet sahibi ve her şeyi bilendir.
M. Çoban 15:25
26
Muhakkak ki insanı pişmemiş cıvık bir balçıktan yarattık!
M. Çoban 15:26
27
Bilmediğiniz bazı varlıkları vücutlarının gözeneklerine nüfuz eden çok sıcak zehirli ateşten yarattık!
M. Çoban 15:27
28
Hatırla o anı! Rabbin meleklere demişti ki: "Cıvık balçıktan bir beşer yaratacağım! Yarattığım insanı sizlerden daha farklı kabiliyetlerle donatacağım! Onu sizlerden üstün kılacağım!"
M. Çoban 15:28
29
"İnsana şeklini verip canlanması için emrettiğim zaman ona saygı duyun! Onu yüceltin!"
M. Çoban 15:29
30
Meleklerin hepsi topluca yaratılan insana saygı duyarak yüceltti.
M. Çoban 15:30