1
Elif! Lâm! Râ! Senin okuduğun kitap; Rabbinin izniyle, insanları cehaletin karanlığından gerçeklerin aydınlığına ulaştırmak için, her şeyin sahibi, her şeyin üstesinden gelen, bütün övgülere layık Allah tarafından gönderilmiştir. İnsanların yalanlarını ortaya çıkarır, onları gerçeğe davet eder.
2
Gökyüzünde ve yeryüzünde ne varsa hepsine sahip olan Allah; sana kitabı göndermiştir. Gerçeklerimizi inkâr edenleri uyar. Yalanlarıyla kurdukları yaşamdan ve gerçeklerimizi inkârlarından dolayı onlara büyük azap vardır. Azap günü vay o inkârcıların haline! Kaçacak yerleri yoktur.
3
Bir deneme, bir imtihan hayatı olarak yaşadıkları dünya hayatını asıl kabul edip, kendilerini dünya hayatına adayıp, asıl hayatları olan ahiret hayatını unutanlar. Ahiret hayatları için hiçbir hazırlık yapmayanlar. İnsanları Allah’ın yolundan ayırıp, Allah’ın yasalarına karşı çıkanlar. Allah’ın yolunu eğriltmek, yasalarını çıkarlarına göre kullanmak isteyenler. Büyük bir sapıklık içindedirler.
4
İnsanlara emirlerimizi açıklamaları, yasalarımızı anlaşılır şekilde uygulamaları için bütün elçilerimizi toplumlarının diliyle gönderdik! Ayetlerimizle doğru ile yalanı, gerçekle batılı, iyi ile kötüyü ayırt eden bilgiler verdik! İnsanları kendi iradeleriyle seçip yaşamaları, yaşadıkları hayatın sorumluluklarını üstlenmeleri için özgür bıraktık! Ayetlerimiz insanlara gerektiği gibi açıklanıp, resullerimiz tarafından uygulamaları örneklendirildikten sonra; dileyen inkârına devam eder, dileyen inanarak yasalarımıza uygun hayat yaşar. Rabbin hiç kimseye muhtaç değildir. Çünkü bütün güç ve kuvvet Rabbine aittir. İnkâr edenlerin inkârı Rabbinin gücünü azaltmaz. İnananların inancı Rabbinin gücünü artırmaz. Onun için hiç kimse inkâr ederek Rabbini güçsüz bıraktığını, inanarak Rabbine güç kattığını zannetmesin. İnsanların inanıp inanmamaları sadece kendileri içindir. İnanıp yasalarımıza uyarak yaşayanlar mükâfatını alır. İnkâr edip yasalarımıza karşı çıkan ve kendi uydurdukları yasalarla yaşayanlar cezasını hak eder. Hiç kimseye hak etmediğiyle hüküm vermeyiz.
5
Musa’yı kavmine: "Kavmini cehaletin karanlıklarından aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın gerçeklerini anlat. İnkâr eden kavimlerin başlarına gelenlerden haber ver." diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz ki; ayetlerimizle anlatılan gerçeklerde ders alacaklar ve Rabbini tanıyıp yasalarına uyacaklar için ibretler vardır.
6
Musa kavmine demişti ki: "Allah’ın üzerinizdeki iyiliğini hatırlayın. Allah sizi işkencenin en kötüsünü yapan, oğullarınızı öldürüp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun ailesinden kurtardı. Size anlatılan bu olaylarda büyük bir imtihan vardır."
7
"Hatırlayın! Rabbiniz demişti ki: "Eğer inanır yasalarıma uyarsanız, elbette size verdiğim nimetleri artıracağım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
8
"Unutmayın! Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseler bile netice değişmez. Allah her açıdan üstün, zengin, güçlüdür. Övgüye layıktır. Yasalarına uyulması gerekendir."
9
Sizden önceki Nuh, Âd, Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onların gerçeklerini Allah’tan başkası bilmez. Elçilerimiz onlara her türlü kanıtı getirdi. Onlar açıklanan bütün delillere karşılık elçilerimizi susturmak istediler. Onlar gönderdiğimiz her delile, her ayete karşılık dediler ki: "Biz size gönderilenleri inkâr ettik! Davet ettiğiniz şeylere karşı derin bir kuşku içindeyiz!"
10
Elçilerimiz onlara dedi ki; "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüpheniz mi var? Hâlbuki o; yalanlarınızdan kurtarıp, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak, size verilen süreye kadar yaşatmak için gerçeğe çağırıyor." Onlar dediler ki: "Siz de bizim gibi bir insansınız. Bizi atalarımızın uyduğu yasalardan, yasaları koyan ilahlarımızdan döndürmek istiyorsunuz. Doğru söyleyenlerdenseniz bize apaçık bir delil getirin!"
11
Bunun üzerine elçilerimiz onlara: "Evet! Biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah’ın kimi elçi seçeceğine biz karışamayız. Siz de karışamazsınız. Allah isteğini elçi seçer. Üstelik elçiler olarak bizler Allah’ın izni olmadan size hiçbir delil getiremeyiz. Biz zaten size yeteri kadar delil sunduk. İnanıp inanmamak size kalmış. Hiç şüphesiz inananlar olarak bizler sadece Allah’a güveniriz. Sizin inkârınıza, yalan sözlerinize, kuru inatlaşmalarınıza güvenmeyiz."
12
"Rabbimiz bize gerçekleri gösterip, iyiyi doğruyu ve güzel şeyleri öğrettiği halde niçin ona güvenmeyelim? Şahidiz ki Allah’ın size öğrettiği şeylerde bir yamukluk, bir yalan, bir çelişki, bir kötülük görmedik! Eğer siz inkârınızdan dolayı bize karşı çıkar, bize eziyet etmeye kalkarsanız; biz de gereken mücadeleyi yapar, sizin yapacaklarınıza katlanırız. Siz inkâr ediyorsunuz diye biz Allah’ın bize öğrettiği gerçeklerden vazgeçecek değiliz. Biliriz ki, Allah’a inanıp güvenenler, inançlarında azimli, kararlı ve sebatkârdırlar. Kuru gürültüye pabuç bırakacak değillerdir."
13
İnkâr edenler elçilerimize dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka yasalarımıza uyacaksınız. Bizim düzenimizden dışarıya çıkmayacaksınız." <>Bunun üzerineRabbin onlar için hükmünü bildirdi. "Elçilerimize karşı çıkan, onlara eziyet eden zalimleri mutlaka yok edeceğiz."
14
Müminlere de: "Onlardan sonra sizi mutlaka o yere yerleştireceğiz. İşte bu makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere mahsustur." diye hükmünü bildirdi.
15
Zulüm altında olanlar Allah’tan zalimlere karşı zafer istediler. Böylece Allah onlara zaferi nasip ederek zalimleri geri dönülmez kayba uğrattı.
16
Zalimlerin dünyada geri dönülmez kayba uğraması yetmeyecek. Onlara ahiret hayatında cehennem var. Cehennemde onlara irinli su içirilecektir.
17
İrinli suyu yudumlamaya çalışacaklar ama boğazlarından geçiremeyecekler. Onlara her yandan ölüm gelecek ama ölemeyecekler. Ölümleri onlar için kurtuluştur. Fakat cehennemde ölme yoktur. Bizim yasamız böyledir. Artık onlara ölerek kurtulamayacakları çok şiddetli bir azap vardır. Azapları bitmek tükenmek bilmez.
18
Rabbini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların yaptıkları şeyler fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.
19
Allah’ın gökleri ve yeri gerçeklik üzerine yarattığını görmedin mi? Allah bütün varlıkları nasıl yarattıysa elbet sizi yok edip yerinize başka bir halk yaratır.
20
Bu Allah’a güç değildir.
21
Bütün insanlar öldükten sonra diriltilip hesap için Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Hesap günü zayıflar büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz yeryüzünde yaşarken size uyuyorduk! Sizin yasalarınıza göre yaşıyorduk! Sizler, yasalarımıza uyduğunuz müddetçe hiçbir güç size bir şey yapamaz diyordunuz. Bizi Allah’ın yasalarına uymaya çağıranlara karşı bizi kışkırtıyordunuz. Bizim Allah’ın yasalarına göre yaşamamızı engelliyordunuz. Bugün bize Allah’ın yasalarını terk edip, sizin yasalarınıza uyduğumuz için ceza verilecek! Sizler bize verilecek cezayı kaldırabilir misiniz? Sizin yasalarınıza uyduğumuz için bize verilecek cezadan kurtarabilir misiniz?" Büyüklük taslayan, yasalarıyla insanlara hükmeden, yasalarına uymazlarsa cezalandıracaklarını söyleyenler: "Ne yapalım? Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik! Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur." deyip hadlerini bilmeyerek kabahati yine Allah’a atacaklar! Tıpkı dünyada yaptıkları gibi!
22
İnsanların hesapları görülüp hükümler verilince, dünya hayatında insanları kandıran, yoldan çıkaran, insanların yasalarına uymayı akıllarına yatıran şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vadetti. Ben de size vadettim ama size yalancı çıktım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu! Ben sadece sizi inkâra çağırdım! Siz de benim davetime hemen koştunuz! O halde beni yermeyin! Kendinizi yerin! Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni Allah’ın yönetimine ortak etmenizi reddettim! Allah hiçbir zaman yönetimine, yasasına, yoluna kimseyi ortak etmez!" O gün şeytan onlara gerçeği söyleyerek onlardan uzaklaşır. Şüphesiz yolumuzdan ayrılan, insanlara zulmeden, kendi yasalarını insanlara zorla dayatan, insanların yasalarına uyarak yasalarımızı terk eden zalimler için elem verici bir azap vardır.
23
İman edip iyi işler yapanlar, Rabbinin izniyle içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetlere konulacaktır. Orada birbirleriyle karşılaşınca: "selam, barış, huzur, esenlik sizinle olsun." derler.
24
Allah nasıl bir misal getirdi görmedin mi? Güzel bir sözü, kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. Güzel söz sağlam temellere dayanır. Çünkü temelini çürütecek yalan yoktur.
25
O ağaç; Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Güzel sözler her zaman insanları hayat yolunda geliştirir ve olgunlaştırır. İnsanlar öğüt alsın diye Allah böyle örnekler verir ki; belki düşünürler.
26
Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağaca benzer. Çünkü temeli sağlam değildir. Kötü sözün temeli yalana dayanır. Yalana dayalı kötü sözler uçar gider.
27
Allah sağlam söze iman edenleri dünya ve ahiret hayatında sapasağlam tutar. Zalimleri sapıklıklarında bırakır. Onlar yalanlarıyla saptıkça saparlar. Allah’ın koyduğu yasayı kimse değiştiremez. Allah dilediğini yapar.
28
Allah’ın verdiği nimetlere karşılık isyan eden, Allah’ın ayetleriyle anlattığı gerçekleri inkâr eden ve Allah’ın yasalarına karşı çıkarak nankörlük edenlerin hepsi yok olup gittiler. Onların yaptığı her şey kendi sonlarını hazırladı. Sen onların yaşadıkları yerlere ait kalıntıları görmedin mi?
29
Onlar cehenneme girecekler. Cehennem ne kötü bir yerdir.
30
İnsanları Allah’ın yolundan saptırmak için; Allah’ın yetkileri bizde de var dediler. İnsanlara yasalar koyarak yönetmeye kalktılar. Kendimize göre toplumlar ve insanlar yaratırız diye havalandılar. Böylelerine de ki: "İstediğiniz gibi yaşayın! Nasılsa sonunuz ateştir."
Sonraki 22 ayet →