1
Resulüm! Artık biz sana yepyeni ufuklar açtık.
2
Bu barış döneminde Allah, senin geçmiş ve gelecek sıkıntılarını giderecek, [1] sana verdiği nimeti tamamlayacak, seni düze çıkaracak,
3
sana, senin değerine değer katan zaferler kazandıracaktır.
4
Barış sözleşmesiyle müminlerin içine huzur veren Allah, bu sükûnet döneminde onların imanlarını de kat kat güçlendirecektir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ın emrindedir. Çünkü Allah bilgi gücüyle her şeye hakimdir.
5
Allah, bu sözleşmeyi onaylayan bay-bayan müminleri içinde suların şarladığı cennetinde sonsuza kadar ağırlayacaktır. Hem de tüm günahlarını silerek. Allah’a göre bu, muhteşem bir zaferdir.
6
Allah münafıkları cezalandıracağı gibi, Allah'a yapılmadık kötülük bırakmayan müşrikleri de cezalandıracaktır. Onların başı belâdan kurtulmayacaktır: Allah onlara gazab etmiş, lanet etmiş dahası cehennemi de hazır etmiştir. Aman ne berbat bir son.
7
Göklerin ve yerin orduları Allah'ın emrindedir. Allah, görkemli gücüyle her şeye hakimdir.
8
Resulüm biz seni, gözlemci, müjdeci ve uyarıcı olarak görevlendirdik.
9
Artık sizler de, Allah ve resulüne inanacak, resule destek olup saygı göstereceksiniz. Sabah akşam Allahı namazla yücelteceksiniz.
10
Resulüm! Şimdi sana bağlılık sözü verenler, aslında Allah ile sözleşiyorlar demektir. Artık Allah'ın eli, onların üstündedir. Artık sözünde durmayan kendine eder. Allah'a verdiği söze sadık kalanlara ise, Allah'ın karşılığı muhteşem olacaktır.
11
Resulüm! Seferi ağırdan alan Araplar sana: " kusura kalma mal maşat ve çoluk çocuk bizi oyaladı, " diyeceklerdir. İçlerinde olmayan bir şeyi dile getiriyorlar. De ki: " Eğer Allah, size bir yarar ya da zarar vermek isterse, hiçkimse sizi Allah'ın elinden alamaz. " Allah, tüm yaptıklarınızdan haberlidir.
12
Aslında sizler, resulün de müminlerin de bir daha ailelerine sağ salim dönemeyeceklerini sanmıştınız, hatta bu düşünce yüzünden siz, öyle kötü hayallere kapıldınız ki sonunda verimsiz bir toplum olup çıktınız.
13
Biz, Allah ve resulüne inanmayan nankörler için, çılgın alevler hazırladık.
14
Göklerin ve yerin tek hakimi Allah'tır. dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
15
Siz, ganimet paylaşımı için yola düştüğünüz zaman şu bizim gericiler: Allah kelâmını değiştirebilir miyiz düşüncesi ile: " Müsade edin biz de gelelim " diyecekler. De ki: " bizimle gelemezsiniz, çünkü bu sözün aynısını Allah, seferden önce de söylemişti. " Şimdi de: " bizi kıskanıyorsunuz " diyecekler. Kıskanmak ne kelime bunların hepsi utanmaz ve arlanmazın teki.
16
Resulüm ! Sefer konusunu ağırdan alanlara de ki: " Yakında çok güçlü bir toplum ile savaşmak ya da teslim olmak üzere savaşa davet edileceksiniz . Eğer kabul ederseniz, Allah sizi bir güzel ödüllendirecektir. Eğer daha önce yaptığınız gibi yine kaçacak olursanız, sizi çok fena cezalandıracaktır... "
17
Görme engelliler, yürüme engelliler seferden muaftır. Hastalar da aynı şekilde muaftır. Allah ve resulüne itaat edenler, çağlayanlı bahçelerde ağırlanacaktır. Emre uymayanlar ise fena cezalandırılacaktır.
18
Allah, Hudeybiye 'deki ağaç altında, sana bağlılık sözü veren müminlerden çok memnun olmuştur. İç dünyalarında esen fırtınaları dikkate alarak yüreklerine su serpti. Yakın bir fetihten söz ederek güç tazeledi.
19
İlerde sahip olacakları nice zenginliklerden söz etti: çünkü güçlü ve egemen olan Allah'tı.
20
Allah size de yakında sahip olacağınız daha nice zenginlikler vadetti! Hatta, size kalkan elleri indirmek suretiyle bu vadini öne bile aldı... Bu barış sözleşmesi, tüm inananlara ders olmalı ve sizi doğru hedefe götürmelidir.
21
Allah'ın elinde daha öyle zenginlikler var ki siz onları tahmin bile edemezsiniz. Çünkü Allah, her şeye kadirdir...
22
Eğer Mekkeli müşrikler Hudeybiye'de sizinle savaşsalardı, kesinlikle kaçarlardı. Daha sonra tamamen kolsuz kanatsız kalırlar,
23
Allah'ın daha öncekilere uyguladığı tarihî tekerrür yasası harekete geçer işlerini bitirirdi. Allah'ın tarihî tekerrür yasası asla şaşmaz...
24
Mekke 'nin dibinde, hem de onlardan üstün konumda iken yaptığınız bu barışla Allah, birbirinize el kaldırmanıza son verdi. Çünkü Allah, yaptıklarınızı görüp izliyordu.
25
O gün inkarcıMekkeliler, sizi Kabe ziyaretine bırakmamış, hatta elinizdeki kurbanları kesimhaneye götürmenize bile razı olmamışlardı. Eğer şehirde, durumlarını bilmediğiniz mümin kardeşleriniz olmasaydı işgalinize izin verilirdi. -o zaman da onlara, bilmeden zarar verebilir bu yüzden başınız ağrıyabilirdi.- -bereket aralarında Allah'ın, sevgi halkasına alacağı kulları varmış da beklenen olmadı-. Eğer müslümanlar güvenli bir yerde olsalardı, inkarcılara acılardan acı beğendirirdik.
26
O gün inkarcı Mekkeliler , içlerindeki kini cehalet kini ile kaynatırken, Allah, hem resulüne hem müminlere sükûnet telkin ediyordu. Onlara: işi sağlama almaktan söz ediyordu. Çünkü onlar buna değerdi. Çünkü Allah her şeyi biliyordu.
27
Çünkü Allah, resulüne gösterdiği rüyada açık açık şöyle demişti: " Allah'ın izniyle bir gün Mescidi Haram'a gireceksiniz hem de tam bir güven içinde, saçınız başınız tıraşlı olarak, korkmadan. " Sizin bilmediklerinizi bilen Allah, Mekke'den başka, resulüne daha yakın fetihlerden de söz ediyordu.
28
Çünkü resulüne gerçek din ile önderlik görevi veren Allah, İslâmı, tüm dinlerin üstüne çıkarmak istiyordu. Çünkü tanık olarak sadece Allah yeterliydi.
29
Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun safında yer alanlar inkarcılara sert, birbirilerine karşı son derece naziktirler. Onları hep namazda eğrilip doğrulurken Allah'ın ilgi ve rızasını isterken görürsün. Simaları, yüzlerindeki secde izinden bellidir ... Tevrat ve İncil, Müslümanları ekine benzetir: uç verip çıkan, sürgün olup gelişen, sonunda sap olup dikilen, çiftçileri sevinçten deli eden ekine. İslâm’ın yükselişi, inkarcıları çılgına çeviriyor. Ama Allah, onlardan imana gelip yararlı işler yapanlara da, af yanısıra büyük ödüller vadediyor.