Ana SayfaMealler › Mehmet Çakır

Mehmet Çakır

Mehmet Çakır
Mehmet Çakır meali ile okumaya başla
İbrahim 1 / 52
1
Elif Lâm, Râ. Resulüm! Biz sana bu Kitabı, Allah'ın izniyle bütün insanlığı, karanlıktan aydınlığa çıkarasın diye indirdik. Saygı duyulası o görkemli Tanrı'nın aydın yoluna götüresin diye,
M. Çakır 14:1
2
Yer gök her şeyin sahibi olan Allah'ın nurlu yoluna iletesin diye indirdik... Vay inkarcılar vay! Bu acıya can mı dayanır.
M. Çakır 14:2
3
Vay dünya hayatını ahrete tercih edenlere! Vay Hak yolcusunu yolundan edenlere, vay basiti karmaşık hale getirenlere! Aslında onlar, büyük bir yalnızlık bunalımı içerisindedirler.
M. Çakır 14:3
4
Biz halkına bir güzel anlatabilsin diye bütün elçilere kendi toplum diliyle hitap ettik. Allah, kimini şaşırtır, kimini yola getirir. Çünkü, görkemli gücü ile egemen olan odur...
M. Çakır 14:4
5
Musa' yı bir yandan mucizeler destekli olarak görevlendirirken bir yandan da: " halkın cehaletiyle mücadele et onları aydınlat. Onlara tarihî olayları anlat " dedik. Çünkü tarihî olaylarda sabır ve şükür sorunu olan toplumlar için çıkarılacak dersler vardı.
M. Çakır 14:5
6
Musa halkına hitaben şöyle demişti: " Allah'ın, Fıravunların elinden kurtarmak suretiyle size verdiği değeri düşünün. Unutmayın ki Fıravunlar, kız çocuklarını sağ bırakıp, erkek çocuklarınızı keserek, size dayanılmaz acılar tattırıyorlardı. Bu, gerçek sahibiniz olan Allah tarafından size uygulanan çok muazzam bir sınavdı .
M. Çakır 14:6
7
Hatırlıyor musunuz hani Rabb'iniz sizi uyarmış: ' şükrederseniz, daha çok veririm, nankörlük ederseniz, şamarım çok sert olur ' demişti.
M. Çakır 14:7
8
Yalnız siz değil, bütün dünya halkları olarak ona nankörlük etseniz, Allah yine de şükür zenginidir... "
M. Çakır 14:8
9
Acaba sizin, daha önceki milletlerden haberiniz var mı ? Nûh, Ad ve Semûd gibi kavimlerden, hattâ Allah'tan başka kimsesi olmayan sonraki toplumlar hakkında ne biliyorsunuz? Tanrı elçileri bunlara hep, belgelerle geldiler. Şaşkınlıktan parmaklarını ısıran halk : " Aa, sizin elçi olduğunuza inanamayız. Hattâ, bizi davet ettiğiniz Tanrı hakkında bile kuşkularımız var . "
M. Çakır 14:9
10
Elçiler : " gökleri ve yeri yaratan hakkında kuşkularınız var öyle mi ? Halbuki Allah, günahlarınızı bağışlamak ve bir süre daha hayat hakkı vermek için size çağrıda bulunuyordu . " Halk :" Siz de bizim gibi beşersiniz , bizi, atalarımızın tapındığı putlardan vazgeçirmek mi istiyorsunuz? Bize daha açık deliller getirin! "
M. Çakır 14:10
11
Elçiler : " Doğru. Biz de sizin gibi insanız. Ama Allah görevi, dilediği kuluna verebilir. Biz Allah'tan izinsiz bir şey söyleyemeyiz. İnananların Allah'a güvenmeleri gerekir.
M. Çakır 14:11
12
Bizim ufkumuzu açmış iken neden Allah'a güvenmeyelim ki! Sizin eziyetlerinize katlanmak zorundayız. Güvence isteyen herkes, mutlaka Allah'a güvenmek zorundadır. "
M. Çakır 14:12
13
İnkarcıların ise elçilere karşı son sözü : " Ya biz sizi topraklarımızdan sürüp çıkaracağız, ya da siz tekrar bizim dinimize döneceksiniz. " demek olmuştur. Tanrı da bunun üzerine elçilerine hep şunu fısıldamıştır: " zalimleri helâk edeceğiz
M. Çakır 14:13
14
onlardan sonra da yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, benden ve benim tehdidimden korkanlara bir Tanrı vadidir..."
M. Çakır 14:14
15
Derken elçiler imdat ziline basar basmaz, tüm inatçı devler yerle bir olurlar.
M. Çakır 14:15
16
Ardından cehennem, su yerine içilen irinler,
M. Çakır 14:16
17
Yutmaya çalışır ama çok zor yutar, her taraftan ölümler sökün eder, ama ölemez, biri biter biri başlar acıların…
M. Çakır 14:17
18
Hasılı Allah’ı inkar edenlerin amelleri, kasırgalı bir günde rüzgarla birlikte savrulup giden kül misali yok olur gider... Artık kazandıklarından elde avuçta hiçbir şey kalmamıştır. Artık yalnızlığın buruk acısı ile başbaşadırlar ...
M. Çakır 14:18
19
Acaba bu insanlar, Allah'ın gökleri ve yeri denge için yarattığını farkedemediler mi? O isterse sizi alıp, yerinize yepyeni bir millet getirebilir.
M. Çakır 14:19
20
Bu Allah'a göre hiç de zor değildir.
M. Çakır 14:20
21
Herkesin Allah'a selâm durduğu bir günde, zayıflar , güçlü ağalarına: " biz vaktiyle size uymuş idik , Hadi bakalım, şimdi Allah'ın bize verdiği cezayı, kaldırın da görelim? " Ağalar : " Allah bize hidayet etseydi, herhalde biz de size hidayet ederdik . Artık ıkınsak da sıkınsak da farketmez. Bir çıkamağımız yok çünkü . "
M. Çakır 14:21
22
Her şey olup bittikten sonra ortaya çıkan şeytan : " Aslında Allah size çok güzel vaatlerde bulundu. Ben de bulundum ama, sizi yanılttım . Ama ben, size vaatten öte bir zorlamada bulunmadım. Siz ise hemen bana olumlu yanıt verdiniz, şimdi beni değil, kendinizi kınamalısınız. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni. Zaten ben, beni Tanrı ile bir tutmanızı daha önce de kabul etmemiştim. " Artık yanlış yapan, cezasını çekecek... "
M. Çakır 14:22
23
İnanıp yararlı faaliyetlerde bulunanlar ise, içinde şırıl şırıl derelerin çağladığı bahçelere buyur edilecekler. Artık , Rab'lerinin müsaadesiyle, esenlik içinde sonsuza kadar orada kalacaklar.
M. Çakır 14:23
24
Resulüm! Allah'ın verdiği örneğe bak: Güzel bir söz, sağlıklı gürbüz bir ağaca benzer: kökü sağlam, dalları göklerde olan bir ağaca.
M. Çakır 14:24
25
Sağlıklı bir ağaç, Allah'ın izniyle her mevsim meyve verir. Allah bu tür örnekleri insanların da sağlıklı düşünmeleri için veriyor.
M. Çakır 14:25
26
Çirkin bir söz ise, sağlıksız bir ağaç gibidir. Kökü yüzeyde olduğu için her an devrilmeye mahkumdur.
M. Çakır 14:26
27
Allah, inananları, sağlıklı sözler söyletmek suretiyle, hem dünya hem ahret hayatında sağlama alıyor. Allah yersiz konuşanları, önce yalnız bırakır, sonra da yapacağını yapar...
M. Çakır 14:27
28
Allah'ın verdiği nimeti, elinin tersiyle itip kendi halkını sefalete sürükleyenlere bak!
M. Çakır 14:28
29
Kendilerini ateşe atıyorlar. Aman ne kötü bir yer:
M. Çakır 14:29
30
İnsanları doğru yoldan alıkoymak için, Allah'a denk tanrılar uydurdular. Resulüm de ki: " şimdilik keyfinize bakın ama, sonunda yanacaksınız . "
M. Çakır 14:30