1
Düşün, ey insan: İnkar ve cehâlet karanlıklarını paramparça ederek, hakîkate susamış gönülleri iman ve Kur’an nurlarıyla aydınlatan ve müminleri bekleyen parlak bir geleceği müjdeleyen şafak vaktine andolsun!
Mekke döneminin hemen başlarında, Leyl sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “el-Fecr: Şafak, tanyeri” kelimesinden almıştır. 30 ayettir.
2
Son Elçinin insanlığı uyarmakla görevlendirildiği on geceye, Ramazan ayının son on gecesine —ki, huzur ve sükun dolu bir dünyanın kapılarının aralandığı mübarek Kadir gecesi de bu geceler içindedir— andolsun!
3
Yaratıcının tekliği ve benzersizliğine karşılık, âlemlerde çift ve karşıt-kutuplu olan ve bu yüzden diğer yaratılmışlarla kaçınılmaz maddî/fiziki ilişkiler içinde bulunan canlı cansız her şey e ve bütün bunları yaratan eşsiz, benzersiz ve Tek olan âlemlerin Rabb’in e andolsun!
4
Ve yerini iman ve Kur’an aydınlığına terk etmek üzere geçip gitmekte olan geceye andolsun!
5
Düşün, ey insan; bu sayıla nlarda, akıl ve sağduyu sahipleri için yürekleri sarsıp gaflet uykusundan uyandıracak ibret ve öğüt verici bir yemin yok mudur? İşte bütün bunlara yemin olsun ki, hiçbir günah cezasız kalmayacak, zâlimler yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekler!
6
Bilmez misin, Rabb’in neler yaptı o azgın ve günahkâr Ad kavmin e?
7
Yani, göğe yükselen kuleler ve yüksek sütunlarla donatılmış büyük bir şehir olan İrem’e!
8
Öyle muhteşem nîmet ve güzelliklerle bezenmiş bir şehir ki, insanlık tarihinde hiçbir ülkede onun eşi benzeri yaratılmamıştı.
9
Ve Allah’ın bahşettiği güç ve yetenek sayesinde, uçsuz bucaksız vadilerdeki sarp kayalıkları büyük bir ustalıkla yonta rakhiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler inşâ ede n Semud halkın a?
10
Ve dünyada ebedi kalmak, dünyaya kazık çakmak için yapılmış piramitlerle simgelenen saltanata ve muazzam ordulara sahip o zâlim diktatöre, kazıklı Firavuna!
11
İşte Allah, bunların hepsini cezalandırıp yok etti! Çünkü onlar, egemenlik kurdukları ülkelerde hak ve adâlet sınırlarını çiğneyerek olabildiğince azgınlaşmış,
12
Ve büyük bir ahlâkî yozlaşmaya, çürümeye yol açarak, oraları fesada boğmuşlardı.
13
Bu yüzden Rabb’in, kimini kasırgayla yok ederek, kimini bir depremle yerin dibine geçirerek, kimini denizde boğarak üzerlerine peş peşe azap kamçıları yağdırdı! Bundan sonraki zâlim toplumları da benzer nice felâketlerle cezalandıracaktır.
14
Çünkü Rabb’in, kullarının her hâlini her an gözetlemektedir.
15
Fakat insanoğlu o kadar nankördür ki, Rabb’i ona güç, servet, sağlık ve benzeri nîmetler bahşederek kendisini imtihân edince, bunun gelip geçici bir zevkten ibaret olduğunu ve asıl ikramın âhirette verileceğini göz ardı ederek aptalca bir gurura kapılır ve “ Ben ne kıymetli bir kulmuşum ki, Rabb’im beni bunca nîmetlerle onurlandırdı!” d iyerek Rabb’ini unutur, sefahate dalıp gid er.
16
Ama ne zaman ki, Allah verdiği nîmetlerin bir kısmını geri alıp rızkını daraltarak onu imtihân etse, hemen ümitsizliğe, yılgınlığa kapılır verenin de, alanın da Allah olduğunu, bu imtihân dünyasında nîmetlere şükrederek, sıkıntılara sabrederek Rabb’ine kulluğa devam ettiği takdirde çok daha büyük nîmetlere kavuşacağını düşünmez de, bunun ilâhî adâletsizlikten kaynaklandığını sanır ve büyük bir nankörlükle, “Rabb’im beni küçük düşürdü!” der.
17
Hayır; Allah sonsuz lütuf, merhamet ve adâlet sahibidir fakat siz, ey nankörler, bunu hak edecek davranışlar yapmıyorsunuz; örneğin, yetime ikramda bulunmuyorsunuz!
18
Kimsesiz, çaresiz ve yoksul insan ları doyurmak ve onların maddî mânevî ihtiyaçlarını gidererek dertlerine derman olmak için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz!
19
Yoksullara yardım etmemekle kalmıyor, bütün hak ve adâlet ilkelerini çiğneyerek, hatta zavallı yetimlerin hakkı olan mirası haksız şekilde yiyorsunuz!
20
Ve zenginliği ulaşılması gereken biricik hedef olarak görüyor, mala. mülke aşırı bir tutkuyla bağlanıyorsunuz.
21
Hayır; öyle yapmayın! Çünkü bütün bunların hesabını vereceksiniz! Ne zaman mı? Yeryüzü peş peşe darbelerle sarsılıp paramparça olduğu zaman,
22
Bütün melekler mahşer meydanında sıra sıra dizilmişken, Rabb’in in kudret, saltanat ve hükümranlık alâmetleri tüm dehşet ve ihtişâmıyla tecellî ettiği zaman!
23
O Gün, cehennem getiril ip tüm korkunçluğuyla zâlimlerin karşısına dikil ecek! İşte o anda, günahkâr insan büyük bir pişmanlık duyup gerçeği anlayacak fakat iş işten geçtikten sonra öğüt almanın ona ne faydası olabilir ki?
24
Bu yüzden, “Ah; keşke fırsat varken Rabb’ime kulluk edip bu hayatım için bir hazırlık yapsaydım!” diye feryat edecek.
25
İşte o Gün, hiç kimse O’nun zâlimlere vereceği cehennem azâbı gibi bir azap veremez!
26
Ve hiç kimse O’nun vurduğu prangayı, bağı vuramaz! Ama ilâhî müjdeye layık olanlar da var ve onlara şöyle denilecek:
27
“Ey gönlü vahiyle, Allah’a kullukla huzura ermiş kişi!”
28
“Rabb’ine dön; O’ndan razı olmuş ve O’nun rızasını kazanmış olarak! Sen O’ndan hoşnut, O de senden hoşnut bir hâlde! ”
29
“Haydi, sen de katıl seçkin kullarımın arasına!”
30
“ Haydi, gir cennetime!”