1
Ey dünya hayatının zevk ve sefahatine dalıp Rabb’ini ve O’nun mesajını unutan insan; kâinatı sarıp paramparça edecek olan o Kapsamlı Felaketin, Kıyametin haberi sana ulaşmadı mı?
Mekke döneminin ortalarında, Zâriyât sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen ve Kıyâmet Gününe işâret eden “el-Ğâşiyeh: örten, kaplayan” kelimesinden almıştır. 26 ayettir.
2
O Gün öyle yüzler vardır ki, utanç ve zilletten öne eğilecek.
3
Dayanılmaz acılar içinde çırpınacak, bitkin düşecek.
4
Sonra bu zâlimler, cezalarını çekmek üzere kızgın bir ateşe girecek,
5
Ve iç organları kavurup parçalayan kızgın bir pınardan içecekler. Tabi, ardından da bir “ziyafet” ikram edilecek:
6
Fakat onların tek yiyeceği, boğaza takılıp kalan zehirli dikenler olacak!
7
Ne vücudu besleyen, ne de açlığı gideren korkunç bir yiyecek! İnkârcıların bu hâline karşılık:
8
O gün öyle yüzler de vardır ki, Rablerinin kendilerine bahşettiği nîmetler içerisinde ışıl ışıl parlayacak,
9
Allah yolunda gösterdikleri gayret ve çabaları n mükâfâtını aldıkları için sevinç duyacaklar.
10
Hârika nîmetlerle bezenmiş yüce bir cennette sonsuz mutluluğu tadacak,
11
Ve orada, hikmet ve nezaketten yoksun boş bir lakırdı veya üzüntü verici, kalp kırıcı bir söz işitmeyecekler.
12
Orada, şarıl şarıl akan tatlı pınar lar var.
13
Orada, üzerine kurulacakları yüksek koltuklar, tahtlar var.
14
Önlerine konulmuş dolu dolu kadehler,
15
Sıra sıra dizilmiş yastıklar,
16
Ve ayaklarının altına serilmiş halılar var. Eğer inkârcılar, Allah’ın vaadinden kuşku duyuyorlarsa, çevrelerindeki muhteşem yaratılış hârikalarına ibret gözüyle bir baksınlar:
17
Çöl yolculukları için en uygun özellik ve yeteneklerle donatılmış olan develere bakmıyorlar mı, nasıl muhteşem bir hârika olarak yaratılmış?
18
Ve milyarlarca yıldızı içinde barındıran gökyüzüne; nasıl akıllara durgunluk veren mükemmel bir sistem hâlinde yükseltilmiş?
19
Ve başı bulutlara değen dağlara, nasıl yere sapasağlam çakılmış?
20
Ve bütün canlıların türlü nîmet ve imkânlarla donatılarak huzur ve güven içinde yaşadığı yeryüzüne, nasıl halı gibi önlerine serilip döşenmiş?
21
O hâlde, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Bu ayetleri okuyarak insanları uyar! Fakat inatçı zâlimleri iknâ edeceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü sen, yalnızca bir uyarıcısın.
22
Onların başında dikilip inanmaları için baskı yapan bir zorba değil!
23
Ancak; öğüt ve uyarılardan yüz çeviren ve Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere gelince,
24
Allah onu âhirette en şiddetli cezaya çarptıracaktır!
25
Çünkü bu zâlimler ne kadar yüz çevirseler, ne kadar kaçmaya çalışsalar da, neticede Bizedir onların dönüşü.
26
Ve yine Bize düşer, onların hesabını görmek!