1
Gerek ticari hayatta, gerekse diğer toplumsal ilişkilerde ölçü ve tartıyı eksik tutanların vay hâline!
Mekke döneminin sonlarında, Ankebût sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “Mutaffifîn: Ölçü ve tartıda hile yapanlar” kelimesinden almıştır. 36 ayettir.
2
Onlar ki, insanlardan bir şey alırken, haklarını eksiksiz isterler.
3
Fakat başkalarına bir şey ölçüp tartarak verecekleri zaman, işin içine hile karıştırır, vereceklerini eksiltmeye çalışırlar.
4
Peki bunlar, yeniden diriltil ip hesaba çekil eceklerini hiç bilmiyorlar mı?
5
Dehşet ve azameti büyük bir Günde yeniden diriltileceklerinidüşünmüyorlar mı?
6
Bütün insanların, yargılanmak üzere Âlemlerin Rabb’inin huzurunda duracağı Kıyâmet Gün ün de!
7
Hayır; adâletsizliğin, haksızlığın ve günahın her çeşidinden uzak durmalısınız! Çünkü suç işleyen günahkarların kaydı Siccîn’dedir!
8
Nedir bu Siccîn, bilir misin? Gerçi nereden bileceksin! Dinle bak, onu sana biz anlatıyoruz:
9
Zulüm ve haksızlık yaptığı için cezalandırılacak kimselerin isimlerinin yazıldığı bir liste, bir kitaptır.
10
O hâlde, vay hâline o Gün, öğüt ve uyarılarımı yalanlamış olanların!
11
Çünkü onlar, sözleri ve davranışlarıyla Yargı Gününü inkâr ediyorlardı.
12
Gerçekte, hak hukuk tanımayan azgın günahkârlardan başkası onu yalanlamaz. Dolayısıyla, zulüm ve haksızlık peşinde koşan bir kimsenin âhirete iman iddiası koskoca bir yalandan başka bir şey değildir. Aynı şekilde, Hesap Gününe inanmayan bir kimsenin gerçek anlamda dürüst ve erdemli olması da mümkün değildir. İşte bu tip insanın genel karakteri şöyledir:
13
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman, “ Bu kitapta yer alan kıssalar, inanç ilkeleri, hükümler, öğütler ve uyarılar, çok eski zamandan kalma köhnemiş kanunlar ve önceki millet lerin uydurup dilden dile naklettiği efsâneler ve binbir gece masallarıdır!” derler.
14
Hayır; Kur’an bir efsâne, bir vehim, bir aldatmaca değildir! Ne var ki, bu iddiayı öne sürenlerin işledikleri günahlar, zamanla kalplerini karartmıştır! Bunun içindir ki, bu inanç sistemini asla kabul etmezler. İşte, onların inkârcılığının arkasında yatan asıl sebep budur.
15
Hayır; onların yaptıkları elbette cezasız kalmayacak! Hiç kuşkusuz onlar, o Gün Rab’lerin in şefkat ve merhametin den mahrum bırakılacaklar!
16
Sonra hor ve hakir bir şekilde cehenneme atılacaklar!
17
Ve o zaman onlara, “İşte, sizin yalanlayıp durduğunuz cehennem budur! Haydi, yaptığınız kötülüklerin cezasını şimdi tadın! ” denilecek.
18
Hayır; dâimâ dürüst, âdil, merhametli ve erdemli olmalısınız! Çünkü iyilik yapanların kaydı İlliyyin’dedir.
19
Nedir o İlliyyin, bilir misin? Gerçi biz onu açıklamasak sen nereden bileceksin! Öyleyse iyi dinle:
20
İlâhî adâlet ve hikmet gereğince, iman edip güzel davranış gösterenlerin mutlaka ödüllendirileceklerine dâir belirlenmiş bir yazı; cenneti hak edenlerin isim listesi; cennetliklerin adlarının yazılı olduğu bir kitaptır.
21
Yaptıkları iyiliklerle Rablerine yakınlık kazananlar, kendilerine cennet müjdesi veren bu Yüce Makâm’ı gördüklerinde, onu sevinçle seyredecekler.
22
İşte o Gün; dürüst ve erdemli kişiler sonsuz nîmetler içinde doyasıya mutluluğu tadacak,
23
Ve karşılıklı koltuklara kurulup neşe ile etraflarına bakacaklar.
24
Öyle büyük bir mutluluk kaplamıştır ki onları, ilâhî nîmetlerin sevinç ve parıltısını yüzlerinden okuyabilirsin.
25
Onlara, dünyadaki içkiler gibi sarhoş etmeyen, sağlığa zarar vermeyen ve özenle yapılıp mühürlenmiş hâlis şaraptan takdim edilecek.
26
İçildikten sonra, ağızda misk kokusu bırakan cennet şarabı. Öyleyse, gerçek mutluluğu yakalamak için gayret sarf edenler, işte bu hedefe ulaşmak, bu nîmetleri kazanmak için çalışsınlar!
27
O şarap ki, Tesnim denilen bir içecek ile tatlandırılmıştır.
28
Tesnim, cennette yüce bir pınardır ki, yalnızca Rablerine yakınlık kazananlar ondan içebilir. Sonra müminler, geçmiş günleri hatırlayacaklar:
29
Günahkârlar, bir zamanlar müminler i küçümser, onların tertemiz, fakat mütevazı hallerin e bakıp gülerlerdi.
30
Onların yanından geçerken, birbirlerine göz kırpar ak onları alaya alır lardı.
Sonraki 6 ayet →